12. Ceza Dairesi 2016/3584 E. , 2016/11071 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Katılanlar : 1-..., 2-...
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’nın 85/1, 51/1-3. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 27.03.2014 tarih, 2013/170-2014/193 sayılı kararı ile taksirle öldürme suçundan TCK"nın 85/1. maddesi gereğince kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, 5 yıllık denetim süresi öngörüldüğü ve CMK"nın 231/8-c fıkrası uyarınca denetimli serbestlik tedbiri çerçevesinde Orman İdaresince temin edilecek 50 adet fidan dikme ve 1 yıl süreyle bakım yükümlülüğü yüklendiği, bu kararın 29.04.2014 tarihinde kesinleştiği, sanığın yükümlülüğe uymadığı gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen dosyaya ihbarda bulunulduğu, bunun üzerine Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilen dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafinin sanığın kusuru ve olay ile fiili arasında illiyet bağı bulunmadığına, katılanlar vekilinin ise cezanın az olduğuna ve ertelendiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 14/12/2010 tarih ve 239/257 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, ağaç dikme mükellefiyetinin para sarfı ile yerine getirilebilecek maddi bir edim ihtiva ettiği, hakimin ceza ve mükellefiyet tayininde takdir yetkisi bulunmakta ise de; bu takdirini kanundaki ilkeler çerçevesinde kullanmak durumunda olduğu, bu bakımdan, işlenen suçla ilgisi olmayan, hükümlünün ıslahı amacına hizmet etmeyen “50 adet fidan dikme ve bir yıl süre bu ağaçların bakımını yapma” mükellefiyetine hükmedilemeyeceği, hükmedilemeyecek bir tedbire ilişkin yükümlülük ihlalinden de söz edilemeyeceği, dolayısıyla denetimli serbestlik tedbirine uymama nedeniyle hükmün açıklanmasına ilişkin şartların oluşmadığı gözetilmeksizin sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilmesi,
Kabule göre de;
1- Sanığın olay tarihinde özel bir hastanenin acil servisinde pratisyen hekim olarak görev yaptığı, 25.01.2012 tarihinde gece 00.40" da 49 yaşındaki hasta ..."nın bulantı, baş ağrısı, bilinç bulanıklığı şikayeti ile hastanenin acil servisine başvurduğu, hasta anemnezinde hipertansiyon, hiperlipidemi, şeker hastalığı olduğu bilgilerinin yer aldığı, acile geldiğinde tansiyonu 16/9 olan hastanın, sanık doktor tarafından yapılan nörolojik muayenesinin normal olarak değerlendirildiği, çekilen beyin tomografisinde tüm bulguların normal olduğu, kanama, ödem ve şifte rastlanılmadığı, yüksek olan tansiyonunun 13/8" e düşürülmesi ve herhangi bir patoloji saptanmaması üzerine, hastanın durumu normal seyrettiği görülerek aynı gece saat 02.05" de evine gönderildiği, hastanın evine gittikten yaklaşık 2 saat kadar sonra tekrar fenalaştığı, acilen Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğü, hastaneye geldiğinde genel durumu kötü olan hastanın yoğun bakıma alındığı, iki gün sonra Ankara Hastanesine sevk edildiği, Ankara Hastanesinde beyninde oluşan ödem nedeniyle muhtelif zamanlarda dört ayrı ameliyat olduğu ve tedavi devam ederken 25/04/2012 tarihinde öldüğü olay nedeniyle düzenlenen Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu"nun 01.08.2012 tarihli raporunda "... hastanın serebro vasküler hastalık ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğü, Acil Servise bir serebro vasküler hastalığın ön belirtisi olabilecek mide bulantısı, bilinç bulanıklığı, baş ağrısı, sol tarafında güçsüzlük şikayetleri ile gelen hastada sol tarafta tarif edilen güçsüzlüğün en az 24 saat süre ile hastanede takip edilmemesi, nöroloji konsültasyonu istenmemesinin eksiklik olduğu, erken dönemde beyin BT incelenmesinin yalnızca beyin kanamasını dışlamak için yeterli olduğu, tıkayıcı tipte serebro vasküler hastalıkların veya geçici istemik atak vakalarının ise mutlaka diffüzyon MR ile ya da 24 saat takip sonucu çekilecek BT ile değerlendirilmesi gerektiği, ancak, herniasyona yol açacak kadar beyin parankiminde hasar meydana getirebilecek büyük damar olaylarında mortalitenin yüksek olduğu, 2 saat kadar sonra hastaneye yatırılarak tedavi edilen kişinin zamanında hastaneye yatırılarak hastaya erken dönemde trombolitik antiagregen, belki trombektomi tedavisi uygulanması durumunda da kurtulmasının kesin olmadığının ..” belirtilmesi karşısında, sanığın eylemi ile netice arasında illiyet bağının kesin bir şekilde kurulamadığı, bu nedenle sanığın taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulamayacağı, ancak bahsedilen rapor ve tüm dosya kapsamından sanığın serebro vasküler hastalığın ön belirtisi olabilecek mide bulantısı, bilinç bulanıklığı, baş ağrısı, sol tarafında güçsüzlük şikayetleri ile gelen hastayı 24 saat müşahade altında tutması, nöroloji konsültasyonu istememesi, diffüzyon MR ile ya da 24 saat takip sonucu çekilecek BT ile değerlendirmesi gerekir iken, bunları yapmayarak üzerine düşen görevi yerine getirmediği sabit ise de, ölümle sanığın eylemi arasında illiyet bağının bulunmadığı, kamu görevlisi olmaması nedeniyle TCK"nın 257. maddesi kapsamında da değerlendirilmeyeceği, kusurlu davranışının hukuki sorumluluğu gerektirebileceği gözetilmeksizin mahkumiyetine karar verilmesi,
2- CMK"nın 231. maddesinin 11. fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi halinde veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki şarttan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere önceki hükümde bir değişiklik yapılmayacağı gözetilmeksizin sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 30.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.