10. Hukuk Dairesi 2015/24908 E. , 2017/9051 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1998 tarihli giriş bildirgesiyle Anonim Şirket kurucu ortaklığına dayalı olarak 18.09.1990 tarihi itibarıyla 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılık tescili yapılan davacının, bilahare celbedilen ticaret sicil kayıtlarından, sigortaya esas ortaklık kaydının aynı ad-soyadlı bir başka gerçek kişiye ait olup, kurucu ortak veya yönetim kurulu üyeliğinin bulunmadığı, sadece sermaye ortağı olduğu anlaşılması üzerine sigortalılık kaydı tümüyle geçersiz sayılması üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, ilk kez 29.05.1998 tarihinde prim ödemesi yapan davacı, anılan tarihten 30.06.2011 tarihine kadar kimi zaman düzenli kimi zaman toplu şekilde olmak üzere çok sayıda prim ödemesi yapmış olup; sigortalılığın geçersiz sayılması üzerine kurumca 26.211,98 TL fazla prim ödemesi çıkarılmıştır.
Mahkemece, Anonim Şirket kurucu ortaklığı veya yönetim kurulu üyeliği bulunmayan davacının, sigortalılığının iptaline dair kurum işlemleri yerinde bulunmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Davanın yasal dayanağı, 1479 sayılı Yasa"nın 24 ve devamı maddeleri ile 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa"nın 4/1-b maddesidir. 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinde “Anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları”nın sigortalı sayılacakları hüküm altına alınmış, 5510 sayılı Yasa"nın 4. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise “Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise; … 3) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları,…”nın sigortalı sayılacakları belirtilmiştir.
Ticaret sicil kayıtlarına göre, davacının dava konusu dönemde anonim şirket kurucu ortağı veya yönetim kurulu üyesi ortağı olmadığı, bu hali ile davacı yönünden zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı şartlarının bulunmadığı belirgindir.
Hâl böyle olunca, 1479 sayılı Kanunun 79., 5510 sayılı Yasa"nın 50-52. ve Bağ-Kur İsteğe Bağlı Sigortalılık Yönetmeliğinin 5. maddelerine göre, isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olmak için Kuruma yazılı başvuru ya da isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koyacak şekilde Kuruma prim ödemesinin varlığı koşul olup davacının, 1992 ve 1997 yıllarındaki af kapsamında yada icra tehdidi altında geçmişe yönelik prim ödemesinin olmadığı, icra yolu ile prim tahsilatının da bulunmadığı ve mevzuatımızda geçmişe yönelik prim ödemesi ile isteğe bağlı sigortalılığa imkanı veren düzenlemenin de bulunmadığı gözetilerek, 29.05.1998 tarihi ve sonrasında yapılan prim ödemelerinin, anılan tarih öncesi döneme ilişkin davacıya isteğe bağlı sigortalılık hakkı vermeyeceği nazara alınarak; davacının, 29.05.1998 tarihi ve sonrasında ödediği primlerin, her bir primin ödendiği tarihten itibaren karşıladığı süre kadar isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilebileceği göz önünde bulundurularak, Kurumdan her bir primin karşıladığı süre sorularak, belirlenecek süre kadar (taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek) davacının isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.