8. Ceza Dairesi 2016/5049 E. , 2016/7417 K.
"İçtihat Metni"
Eziyet suçundan suça sürüklenen çocuk ... hakkında 02.11.2010 tarihli verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar kaldırılarak hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı TCK.nun 96/2-a madde ve fıkrası uyarınca hükümlülüğüne dair; .... Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2014 gün ve 2014/398 esas, 2014/454 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay"ca incelenmesi suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi:
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre suça sürüklenen çocuk müdafiinin, bir sebebe dayanmayan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükmün (ONANMASINA), 06.06.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında eziyet etme suçundan kurulan hükmün, sanık savunmanı tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun onamaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Sanık ... aşamalardaki savunmalarında özetle, suçlamayı kabul etmediğini, mağdura eziyet etmediğini, müştekiyi yatarken kaldırıp yerleri sileceksin diye çalıştırmadığını, boynuna file geçirmediğini, asmaya çalışmadığını söylemiştir.
Mağdur ... mahkemedeki şikayetinde, aynı koğuşta kaldıkları sanık ... ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen ...’nun kendisine zorla küfür ettirip dövdüklerini, ...’nin sanık ... tarafından hazırlanan voleybol filesini boynuna geçirerek ipi çektiğini, ...’nin sürekle olarak kendini dövdüğünü, yerleri sildirdiğini, kantinden zorla bir şeyler aldırttığını, sanık ...’un ise bir hafta yaptığını, ...’tan şikayetçi olmadığını söylemiştir.
Mağdurun başvurusu üzerine 22.07.2010 tarihli raporda, darp ve cebir izine rastlanılmadığı belirtilmiştir.
Mağdur ile tanıklar, mağdura eziyet edildiğini söylemekte iselerde, mağdurun şikayeti üzerine alınan doktor raporunda darp ve cebir izine rastlanılmadığı belirtilmiştir. Sanık ... ile hakkında hükmün açıklanması geri bırakılan sanık ... aşamalardaki tüm savunmalarında suçlamayı kabul etmemektedirler. Mağdur ile tanıklar, sanıkların şikayetten bir gün önce mağdurun bogazına ip geçirip sıktıklarını, mağdurun boğulmak üzere olduğunu söylemişlerse de, 1 gün önceki boğazdaki boğma ya da sıkma izinin mevcut olması gerektiği halde, alınan doktor raporunda bu yönde bir bulguya yer verilmemiştir. Yine doktor raporunda hiçbir işkence izinden söz edilmemektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04/04/2006 tarih, 2006/3-35 E, 2006/97 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere “… ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır.”
Dosya kapsamı, sanığın aşamalardaki değişmeyen ifadelerinde mağdura eziyet etmediğini söylemesi, İstanbul Protokolü’ne ve Sağlık Bakanlığı Genelgesine aykırı
da olsa olayın hemen ertesinde alınan doktor raporunda mağdurda darp ve cebir izinin bulunmadığının belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunmasının aksine içeriği maddi delillerle desteklenmeyen mağdur ile bir kısım tanıkların soyut anlatımı dışında, cezalandırılması için şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi, ceza hukukunun şüphe sanık lehine değerlendirilir genel ilkesi göz önüne alındığında sanığın beraati yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması gerekçesiyle hükmün bozulması yerine, yerel mahkemenin usul ve yasaya uygun olmayan kararının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz. 06.06.2016