10. Hukuk Dairesi 2019/5232 E. , 2021/4284 K.
"İçtihat Metni"Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2018/2029-2019/906
İlk Derece
Mahkemesi : ... 27. İş Mahkemesi
No : 2016/502-2016/540
Dava, aksi Kurum işleminin iptali ile kendisi Türk Vatandaşı olmasa da, murisi eşinin Almanya’da kendi nam ve hesabına geçen çalışmalarını talep tarihinde Vatandaş olma şartı aranmaksızın borçlanabilme hakkı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın esastan reddine dair karar verilmiş, verilen bu kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 05.06.2018 günlü ve 2017/2169 E., 2018/5631 K. sayılı ilamı ile kararın bozulmasına ilişkin karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince bozmaya uyularak, yaptığı yargılama ile davalının istinaf isteminin esastan reddine dair verilen kararın davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı, aksi Kurum işleminin iptali ile müteveffa eşi ...ın 01/09/1995 - 25/12/2000 tarihleri arasında Almanya"da iş yerinin olduğunu, eşi yerine yurt dışı borçlanması yaparak dul aylığı almaya çalıştığını, ancak borçlanma talebinin kurumca yasalara aykırı olarak reddedildiğini belirterek ölen eşi ...ın yerine 01/09/1995 tarihinden itibaren 1801 gün (5 yıl 1 gün) yurt dışı borçlanması yapabileceğinin tespitine, 01/10/2014 tarihli kuruma yapılan başvurunun reddine ilişkin kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
SGK vekili, davacı hakkında yapılan işlemlerin yasal mevzuata ve kurum genelgesine uygun olduğunu buna göre davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi, davacının 09.12.2014 tarihinde kurum kayıtlarına intikal eden dilekçesi ile müteveffa eşinin yurt dışında ilk başlangıç tarihinden itibaren geçen 1821 gün hizmet süresini prime esas asgari kazanç üzerinden borçlanmak için başvuruda bulunduğu, murisin Türkiye"de herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşu kapsamında hizmetinin olmadığı, SGK tarafından davacıya gönderilen 12.09.2014 tarihli yazıda; 16.08.2013 tarihinde vatandaşlığını kaybettiğini, bu nedenle eşinin yurt dışı çalışmalarına ilişkin borçlanma başvuru talebinin reddedildiğini, Türk Vatandaşlığına geçip yeniden başvurması halinde tekrar talebin değerlendirileceğinin bildirilmiş olduğu, yurt dışından alınan 23.07.2014 tarihli yazı içeriğinden, davacının eşinin 01.09.1995 tarihinden 20.12.2000 tarihine kadar Export GmnH (Yıldırım İnport Export Ltd.) isimli iş yeri sahibi ve şirket müdürü olarak faaliyet yürüttüğü, şirketin vergi mükellefi olduğu ve bütün vergi hükmünü yerine getirdiği, mevcut nüfus kayıt tablosunda davacının müteveffa eşi ...ın 25.01.1967 doğumlu olduğu ve 27.05.2006 tarihinde vefat ettiği, davacı ..."ın ise 16.08.2013 tarihinde izinle Türk Vatandaşlığını kaybettiği, yapılan değerlendirmede; davacının müteveffa eşinin yurt dışına çıkmadan önce Türkiye"de herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşu kapsamında sigortalılığının bulunmadığı, eşi olan murisi ...ın öldüğü tarih olan 27/05/2006 tarihine kadar Türk Vatandaşı olduğu, 3201 sayılı Yasanın 1. maddesinin kişinin yurt dışında Türk Vatandaşı olarak geçen süreyi borçlanma imkanını sağlamış olduğu, kaldı ki davacının kendisinin bizzat yurt dışında geçen hizmet süresini borçlanmak için başvurmadığı, talep tarihinde ölmüş olan eşinin yurt dışında geçen hizmet süresini borçlanmak için başvurmuş olduğu, hak sahiplerinin ölen eş, anne, babanın yurt dışı hizmet süresini borçlanmak için Türk Vatandaşı olması gerektiği yönünde 3201 sayılı Yasada da herhangi bir düzenleme bulunmadığı, aksine yurt dış borçlanması yapacak sigortalının yurt dışında Türk Vatandaşı olarak geçen hizmet sürelerinin borçlanabileceğinin açıkça düzenlemiş olduğu anlaşılmış olmakla; davacının 16/08/2013 tarihinde Türk Vatandaşlığından çıkmış olması, eşinin yurt dışında 01/09/1995 tarihinden itibaren geçen hizmet sürelerinden istediği kadarını borçlanabilme imkanına neden olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, 15.05.2019 tarihli kararı ile Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda;
10. Hukuk Dairesinin 05/06/2018 tarih, 2017/2169E., 2018/5631K. sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, bozma doğrultusunda gerekli yazışmalar yapılmış ve davacının eşinin 01/09/1995-20/12/2000 tarihine kadar vergi kaydı olduğu ve bu tarihlerin borçlanabileceğinin kurum tarafından bildirilmiş olması, davacının murisinin bu dönemde Türk vatandaşı olması nazara alındığında, davacının talep tarihinde Türk vatandaşı olma şartı aranmaksızın 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanma hakkı bulunduğundan dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davalı kurum vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, dair karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili, davacı hakkında Kurumca yapılan işlemin yasal ve hukuka uygun olduğunu bu nedenle davanın reddine dair karar verilmesi gerektiğini beyanla, kararın bozulmasını istemiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun Bozmaya uyma veya direnme başlığı altında 373. maddesinin birinci fıkrasında ""Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilir"" hükmü, ikinci fıkrasında ise ""Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtay’ca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir."" hükmü düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 359. maddesinde Bölge Adliye Mahkemesince verilecek kararın unsurları belirtilmiştir. Buna göre; (1) Karar aşağıdaki hususları içerir:
a) Kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi ile başkan, üyeler ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları, sicil numaraları.
b) Tarafların ve davaya ilk derece mahkemesinde müdahil olarak katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özeti.
ç) İlk derece mahkemesi kararının özeti.
d) İleri sürülen istinaf sebepleri.
e) Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep.
f) Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi.
g) Kararın verildiği tarih, başkan ve üyeler ile zabıt kâtibinin imzaları.
ğ) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
(3) Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir.
(4) Temyizi kabil olmayan kararlar, ilk derece mahkemesi tarafından; temyizi kabil olan kararlar ise bölge adliye mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılır.
Yukarıda belirtilen hükümlere göre bölge adliye mahkemesince davanın esasına ilişkin olarak verilen iki tür kararı Yargıtay"ın temyiz incelemesine konu olabilir. Birincisi, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararlarıdır. Bu durumda Yargıtay"ın bozma kararı vermesi halinde dosya karar vermek üzere ilk derece mahkemesine gönderilir.
İkincisi ise, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararlarıdır. Bu durumda Yargıtay"ın bozma kararı vermesi halinde dosya karar vermek üzere bölge adliye mahkemesine gönderilir. Zira bozulan karar, ilk derece mahkemesi kararı değil dosyanın esasına girerek dosyanın esası hakkında yeniden verilen bölge adliye mahkemesi kararıdır. Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay’ın bozma kararına uyulması halinde bozma ilamındaki açıklamaları dikkate alarak ve HMK’nın 359. maddesi hükümlerine göre ve 360. maddesinde yer alan, “(1) Bu Bölümde aksine hüküm bulunmayan hâllerde, ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü, bölge adliye mahkemesinde de uygulanır.” hükmü gereğince, bozma ilamında belirtilen eksiklikler tamamlanarak işin esası hakkında ve uyuşmazlığı bitirecek şekilde bir karar verilmek üzere yargılama yapılması gerekecektir.
Eldeki dosyada ise, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın esastan reddine dair kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 05.06.2018 günlü ve 2017/2169 E., 2018/5631 K. Sayılı ilamı ile kararın bozulduğu ve dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine dair karar verildiği gözetildiğinde, uyuşmazlığın esası hakkında HMK’nun 359. Maddesi hükümlerine uygun şekilde bir karar verilmesi gerekirken, davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine dair yazılı şeklinde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.