10. Hukuk Dairesi 2019/5176 E. , 2021/4279 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2018/141-2018/308
Dava, 01.02.1987 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak belirlenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair, karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
506 sayılı Kanunun 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanunun 79/10 maddesi kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır.
Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece tarafların sunduğu deliller ile yetinilmeyerek, kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmek suretiyle, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
Bu amaçla hizmeti ortaya koyabilecek belgeler, varsa Kurum görevlileri tarafından düzenlenen rapor ve tutanaklar getirtilmeli, yine davalı iş yerinde aynı dönemde bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, gerektiğinde aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve bunların çalıştırdığı kimseler yeniden Kurum ve Kolluk marifetiyle yöntemince belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle iddianın somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanıp kanıtlanmadığı değerlendirilmelidir. (HGK 29.06.2005 gün ve 2005/21-409- 413, 23.12.2009 gün ve 2009/10-581-619, 10.02.2010 gün ve 2010/10-72-72, 21.09.2011 gün ve 2011/10-527– 552)
Bu nedenle işyerinin gerçekten var olup olmadığı, Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, işin niteliği eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına verilen ve mahkemece fiili çalışmanın varlığına esas alınan işe giriş bildirgesinin, çalışıldığı idda edilen kooperatif işyerinin kanun kapsamından çıkış tarihi olan 28.02.1986 tarihinden sonra 23.02.1987 tarihi itibari ile ve 01.02.1987 tarihindeki çalışmayı belirtir şekilde verilmesi karşısında, öncelikle davacının iddiasına konu işyerinin 01.02.1987 tarihi itibari ile faal olup olmadığı hususu üzerinde durulmalı, bu kapsamda vergi yoklama tutanakları ile işyerinin kapsam ve niteliği üzerinde durulmalı, devamında ise geç bildirim nedeniyle dava dışı işveren kooperatif hakkında davalı Kurumca herhangi bir denetim yapılıp idari para cezası kesilip kesilmediği hususu da araştırılmak suretiyle öncelikle işyerinin 01.02.1987 tarihi itibari ile faaliyette olduğu net bir şekilde belirlenmelidir.
Diğer taraftan, mahkemece dinlenen tanık beyanı esas alınmış ise de, bu tanığın çalışmalarının 01.01.1985-31.12.1985 tarihleri arasında geçtiği anlaşılmakla, iddiaya konu 1987 yılında işyerindeki çalışmaların devam edip etmediği hususu ile davacının burada fiili çalışmasının varlığı hususunda kanaat edinecek düzeyde başkaca çalışanların varlığının araştırılması ile bordrolu çalışanların veya komşu olup da çalışma olgusunu bilebilecek şekildeki tespit edilebilecek tanık beyanlarının alınmasından sonra ve re"sen araştırma çerçevesinde başkaca delillerin de incelenebileceği hatırda tutularak fiili çalışmanın varlığı hususunda tüm belgelerin getirilip incelenmesinden sonra, bir karar tesisi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30/03/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.