10. Hukuk Dairesi 2021/239 E. , 2021/3218 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
...
Dava, davacının sair dava hakları saklı kalmak kaydıyla “07/05/2014 düzenleme tarihli 6 adet ödeme emrinin usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle iptali, ödeme emrine istinaden davacı tarafından ödenen bedellerin, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek Yasal faizi ile iadesi”, bu talebinin reddi halinde ""davacının dava dışı borçlu şirkette çalıştığı dönemde Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı sorumlu olacak şekilde üst düzey yönetici olmadığının tespiti"", bu talebinin de reddi halinde ""davacının 6645 sayılı Yasa ile 5510 sayılı Yasaya eklenen Geçici 61. Maddesinden yararlanmasını engelleyen Kurum kararının iptali ve anılan Yasadan yararlanabilme hak ve koşulları olduğunun tespiti ile aynı Yasadan kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadığının tespiti” şeklindeki terditli istemlerine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak ilamında belirtildiği şekilde, “davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine,” karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan denetim neticesi 12/10/2020 tarih ve 2020/6303 Esas ve 2020/6458 Karar sayılı ilam ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekilince maddi hata yapıldığı gerekçesiyle maddi hatanın düzeltilmesi isteminde bulunulduğu görülmektedir. Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı vekili 02/12/2020 tarihli dilekçe ile Dairemizin 12/10/2020 tarih ve 2020/6303 E. ve 2020/6458 K. sayılı Onama kararında maddi hata olduğunu, maddi hatanın giderilmesini istemiştir.
İş Mahkemeleri Kanununun 8/3. maddesi gereğince İş Mahkemelerinden verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ancak; Yargıtay onama ya da bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hallerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş onama ya da bozma kararları ile hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Maddi yanılgı kavramından amaç; Hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.
Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin göz ardı yapılması, yargıya duyulan güven ve saygınlığı sarsacağı gibi, adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder.
Bu nedenledir ki; Yargıtay; bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltmesini kabul etmiştir. Kaldı ki kimi açık maddi yanılgıya dayalı ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi kamu düzeni açısından zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/10-895E ve 2002/838K, 2003/21-425E ve 2003/441K sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, Dairemiz kararında maddi hatanın söz konusu bulunduğu anlaşılmakla Dairemizin onama kararının kaldırılmasına karar verilerek dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple Bağlılık İlkesi” başlıklı 26. maddesinde :
“(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
“Terditli Dava” başlıklı 111.maddesinde :
(1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır.
(2)Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Anılan Kanunun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde ise :
“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
İnceleme konusu davada; davacının terditli dava açtığı, davacının dava dilekçesinde yer alan aslî isteminin hak düşürücü süre nedeniyle reddolunduğu, davacının diğer istemlerinin değerlendirilmediği anlaşılmakla bu istemler ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden hüküm kurulmuştur. Buna göre, davacının diğer terditli istemleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun ilgili madde hükümlerine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozma nedenidir.
O halde; davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: 1- Dairemizin 12/10/2020 tarih ve 2020/6303 Esas ve 2020/6458 Karar sayılı Onama kararının kaldırılmasına,
2- Tekirdağ 2. İş Mahkemesinin 18/09/2019 tarih ve 2019/396 Esas ve 2019/21 Karar sayılı hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11/03/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.