10. Hukuk Dairesi 2015/24759 E. , 2017/8590 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflarca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava, 05.02.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda sürekli iş göremez hale gelen kazalıya bağlanan gelir ile ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuan tahsiline karar verilmesini istemiş, 5510 sayılı Kanunun 21 ve 23. maddelerine dayanmıştır.
Davanın 5510 sayılı Kanunun 21 ve 23"üncü maddelerine dayanılarak açılması halinde Mahkemece her iki maddede öngörülen koşulların oluşup oluşmadığının araştırılıp saptanması gerekmektedir. Her iki madde koşullarının oluştuğunun tespiti halinde ise, Dairemizin yerleşmiş görüşüne göre 23"üncü maddenin uygulanma önceliği vardır.
5510 sayılı Kanunun 8’inci maddesinde sigortalıların hangi tarihte bildirilmesi ve tescil edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Buna göre; Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olanların Kuruma bildirim yükümlülüğü işverene ait olup; 7’nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıç tarihinden önce, sigortalının işe giriş bildirgesi ile bildirilmesi gerekir. İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde işe başlatılacak sigortalılar için, en geç çalışmaya başlatıldığı gün; yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılanlar ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde, ilk defa sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde çalışmaya başlayan sigortalılar için, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç söz konusu bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar; Kamu idarelerince istihdam edilen 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa göre işsizlik sigortasına tabi olmayan sözleşmeli personel ile kamu idarelerince yurt dışı görevde çalışmak üzere işe alınanların, çalışmaya
başladıkları tarihten itibaren bir ay içinde, işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmeleri gerekir.
5510 sayılı Kanunun “Süresinde Bildirilmeyen Sigortalılıktan Doğan Sorumluluk” başlıklı 23’üncü maddesinin 1 ve 2’nci fıkralarındaki düzenlemeye göre; işverenin rücu alacağından sorumluluğu için, çalıştırılan sigortalının işe giriş bildirgesinin süresi içinde Kuruma verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmemiş olması gerekir. Başka bir deyişle; sigortalının bildirimi kanunda belirtilen sürelerden sonra yapılsa bile, zararlandırıcı sigorta olayı işe giriş bildirgesinin verildiği veya çalışmanın Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmiş ise; işverenin anılan düzenleme kapsamında sorumluluğu yoluna gidilemez.
Sözü edilen madde ile; işverenin kaçak işçi çalıştırmasının önlemesi amaçlanmış olup, maddenin düzenleniş şeklinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 23’üncü maddeye göre işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemiş ise, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının tamamından sorumlu tutulması gerekir. Öte yandan; Anılan maddeye göre, işverenin sorumluluğu kusursuzluk ilkesine dayanmakta olup, zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe giriş bildirgesi yasal süre içerisinde Kuruma verilmemişse ve zararlandırıcı sigorta olayı bu yasal süreden sonra meydana gelmişse, Kurumca yapılan sigorta yardımlarından 23. maddeye göre sorumlu tutulması, bu durumda tarafların kusur oranı gözetilmeksizin ve gerçek zararı hesabı yapılmaksızın belirlenen ilk peşin sermaye değerinden, Borçlar Kanunu 43 - 44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50"sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak Kurum zararının belirlenmesi gerekmektedir.
Eldeki davaya konu olayda, sigortalıya ilişkin işe giriş bildirgesinin verilmediği sabit olduğundan, mahkemece yukarıdaki ilkeler çerçevesinde 5510 sayılı Kanunun 23. maddesinin şartlarının oluşup oluşmadığı irdelemeksizin karar verilmesi, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olduğundan usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Davalıya ait işyerinde pres makinesinde çaydanlık emziği yapan kazalının, kalıbı makinenin ağzına koyduğu esnada baş parmağını makineye kaptırması sonucunda parmağı koparak kazalandığı olaya ilişkin hak sahipliği dosyasında davacı tanığı olarak dinlenen...ifadesinde, kazanın olduğu tarihte kazalı ile birlikte aynı işyerinde çalıştığını, kendisinin de işyerinde bulunduğu sırada kazalının geçirdiği iş kazası sonrasında davalının kardeşi Metin"i aradıklarını ve hastaneye gittiklerini, davalı ..."in sonradan hastaneye gelerek kazalının sigortasını yaptıracağını, masrafları ödeyeceğini belirtmesi nedeniyle hastanede ifade verirken davalının elinin üstüne işyeri dışındayken bir cismin düşmesiyle kazanın meydana geldiğine dair tutanak tuttuklarını ifade ederek kazalının, davacının işçisi olduğuna dair beyanda bulunmuştur.
Mahkemece kazalı ile davalı arasında işçi-işveren ilişkisi bulunduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de davalının kazalı ile arasında bir hizmet akdi bulunmadığı savunması karşısında davalıya olayın iş kazası olmadığı ve kazalının kendi işçisi olmadığının tespiti için sigortalı ve Kuruma karşı dava açmak üzere süre verilerek sonucuna göre karar vermek gerekmektedir.
Dava açılmadığı ya da dava sonucuna göre kazalının davalının işçisi olduğunun tespiti halinde 5510 sayılı Kanunun 23. maddesi kapsamında araştırma yapılarak hüküm kurulması gerekirken, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 04.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.