10. Hukuk Dairesi 2015/22976 E. , 2017/8570 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, sigortalıya yersiz ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 14.07.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle sigortalıya yersiz ödenen 9.655,18 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin tahsili istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa"nın 22. maddesidir. Anılan düzenlemeye göre; ""Sigortalının iş kazasına veya meslek hastalığına uğraması, hastalanması, tedavi süresinin uzaması veya iş göremezliğinin artması hâllerinde geçici iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik geliri;
a)Ceza sorumluluğu olmayanlar ile kabul edilebilir mazereti olanlar hariç olmak üzere, sigortalının iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık nedeniyle tedavisini yapan hekim tarafından bildirilen tedbirlere ve yapılan tavsiyelere uymaması nedeniyle, normal tedavi süresi uzamış, sürekli iş göremezlik derecesi artmış veya malûl kalmış ise, sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik geliri, uzayan tedavi süresi veya artan iş göremezlik oranı esas alınarak dörtte birine kadarı Kurumca eksiltilerek ödenir.
b)Ceza sorumluluğu olmayanlar hariç, ağır kusuru yüzünden iş kazasına uğrayan, meslek hastalığına tutulan veya hastalanan sigortalının, kusur derecesinin üçte biri oranında Kurumca eksiltilerek ödenir.
c)Kasdi bir hareketi yüzünden iş kazasına uğradığı saptanan meslek hastalığına tutulan, hastalanan veya Kurumun yazılı bildirimine rağmen teklif edilen tedaviyi kabul etmeyen sigortalıya, yarısı tutarında ödenir..."" öngörülmüştür.
Buna göre, Kurum tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik gelirinin eksiltilmesi için, ağır kusuru veya kasıtlı hareketinin veya hekimin bildirdiği tedbir ve tavsiyelere uymaması halinin saptanması önem taşımaktadır.
İnceleme konusu davada; yargılama sonucu alınan her üç kusur raporunda da %70 oranında davalı işveren kusurunun, %30 oranında kazalı işçi kusurunun olduğu kabul edilmiş ve Mahkemece hükme esas alınan raporlar doğrultusunda işçinin %30 luk kusurunun ağır kusur olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki işçinin ağır kusurunun varlığı yöntemince araştırılıp irdelenmemiştir.
5510 sayılı Kanunda ağır kusur kavramı tanımlanmamış olup, SSİY"nin 44. maddesinde ağır kusurlu harekete ilişkin olarak; "" ... sigortalının, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili kurallara uymaması, tehlikeli olduğu veya hastalığa sebep olacağı bilinen bir hareketi yapması, yetkili kimseler tarafından verilen emirlere aykırı hareket etmesi, açıkça izne dayanmadığı gibi, hiçbir gereği veya yararı bulunmayan bir işi bilerek yapması ve yapılması gerekli bir hareketi savsaması, ağır kusuruna esas tutulur"" açıklaması yapılmıştır. Buna göre, ağır kusur irdelenirken, kasta varmayan, yani sonucun sigortalı tarafından istenmemekle birlikte, açıkça öngörülebilir olduğu ve yukarıda belirtilen hallerden bir veya birkaçının bir arada bulunması hallerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yanılgıya dayalı, yargısal denetime elverişli olmayan raporların hükme dayanak alınması yerinde değildir.
Mahkemece, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişilerden iş kazasının meydana gelmesinde sigortalının ağır kusurunun bulunup bulunmadığını, oluşa ve işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına uygun olarak saptayan ve hüküm kurmaya elverişli bir bilirkişi raporu alınmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yanılgı ve eksik değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.