11. Hukuk Dairesi 2020/1020 E. , 2020/5420 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12.06.2018 tarih ve 2016/403 E- 2018/203 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi"nce verilen 26.12.2019 tarih ve 2018/1801 E- 2019/1345 K. sayılı kararın Yargıtay"ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2015/09205 numaralı "KEPSE AL-ŞHALAN" ibareli markanın 30. ve 35. sınıflarda tescili için TPMK"ya başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin "AL-SHALAN" ibareli 2014/98452 numaralı 31. sınıfta tescilli markasına dayanarak davalının marka başvurusuna itirazda bulunduğunu, itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığınca rededildiğini, bu karara yaptıkları itirazın da nihai olarak YİDK"in 2016-M-8676 sayılı kararı ile ret edildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin özellikle pirinç ürünleri bakımından dünya çapında bilinen, tanınmış marka olduğunu, başvuru markası ile aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanında yer alan markasının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, başvuru sahibinin müvekkili şirketten ve onun "AL-SHALAN" ibareli markasından haberdar olduğunu, davalı şirketin kötüniyetli başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin "AL-SHALAN" ibareli markasının OHIM nezdinde Avrupa Birliği Topluluk Markası olarak 21, 29 ve 30. sınıf emtialar bakımından tescilli olduğunu, Türkiye"deki kullanımlarının dava konusu marka başvurusundan çok daha önceki bir tarihe dayandığını ileri sürerek TPMK YİDK nın 2016-M 8676 sayılı kararının iptali ile 2015/09205 işlem numaralı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; AL-SHALAN ibareli davacı markası ile KEPSE AL-ŞHALAN ibareli davalı başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibasa yol açacak kadar benzer olduğu, ancak mal ve hizmetler benzer olmadığı için taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendi anlamında iltibas riski oluşmadığı, davacı markasının gıda sektöründe (özellikle pirinç ürününde) tanınmış olduğu, davacının AL-SHALAN markasını eskiye dayalı olarak Türkiye"de kullandığını ve ilgili sekörde belirli bir bilinirlik elde ettiğini ispatlayamadığı için 556 sayılı KHK"nın 8/3 şartlarının davacı lehine oluşmadığı, yine 556 sayılı KHK"nın 8/5. maddesinin şartlarının da oluşmadığı, Hatay Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 2016/967 E. 2018/116 K. sayılı ilam ile 22.02.2018 tarihinde kötüniyet nedeniyle davalının önceki tarihli 2015/93301 sayılı markasının hükümsüz kılındığı, davalının başvurusunun KEPSE AL-ŞAHALAN olduğu, davacı markasının da asıl unsur olarak AL-SHALAN olduğu, Türkçe"de herhangi bir anlamının bulunmadığı, yaratılmış fantezi bir sözcük olduğu, Türkiye"de kullanılmayan, anlamı bilinmeyen fantezi bir sözcük olarak yaratılmış bir markanın birebir aynısının hatta yazım şekline göre iki kelime arasına konulmuş (-) işaretinin bile bire bir aynısının davalı tarafından benzer sınıflarda ve davalının yurt dışı tescillerindeki aynı-aynı tür sınıflarda başvurusunun yapılmasının iyi niyetli bir başvuru olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, TPMK YİDK"nın 31.08.2016 tarih 2016-M-8676 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli 2015/09205 sayılı "KEPSE AL-ŞHALAN" markasını tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi"nce; davalının başvurusunun konusu "KEPSE AL-ŞHALAN" ibaresi ile davacının "AL-SHALAN" markasının kapsamlarının farklı olduğu, ancak taraf markaları arasında görsel ve bıraktıkları genel intiba bakımından benzerlik bulunduğu, davalının başvurusuna konu, Türkiye"de kullanılmayan, anlamı bilinmeyen ve fantezi bir sözcükten ibaret ibarenin birebir aynısının, Antakya/Hatay"da ikamet eden ve davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalı yanca benzer sınıflarda ve davalının yurt dışı tescillerindeki aynı tür sınıflarda başvurusunun yapılmasının kötü niyetli olduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesince, davacı markalarının Türkiye"de satışının olup olmadığı ve tanınmış bulunup bulunmadığı, 556 sayılı KHK"nın 8/4, 8/3 ve 8/5. maddelerindeki koşullarının davacı yararına oluşup oluşmadığı irdelenmiş ise de, esasen CTM ile AB ülkelerinin tamamında tescilli bulunan ve özgün bir kelimeden oluşan davacı markasının, aynı sektörde faaliyet gösteren davalılarca bilinmediğinin savunulmasının hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, davalıların kötüniyetli başvurusunun tescil edilmesinin mümkün olmadığı bu durumda davacı markalarının Türkiye"de satılıp satılmadığının veya tanınmış olup olmadığının bir öneminin de bulunmadığı, kötüniyetin yargılamanın her aşamasında mahkemece re"sen nazara alınacağı gerekçesiyle davalı şirket ve davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekillerinin istinaf başvurularının HMK"nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi"nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK"nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi"nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi"nce verilen kararın HMK"nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK"nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 54,40 TL harcın temyiz eden davalılara iadesine, 25.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.