Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2016/1434
Karar No: 2019/623

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/1434 Esas 2019/623 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2016/1434 E.  ,  2019/623 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 98-189

    Parada sahtecilik suçundan sanık ..."in TCK’nın 197/1, 62/1, 52/2, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye, mahsuba ve sahte paraların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına gönderilmesine ilişkin Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.06.2013 tarihli ve 98-189 sayılı hükmün sanığın eşi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 12.03.2015 tarih ve 30865-13591 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 28.09.2016 tarih ve 206537 sayı ile;
    "Sanık hakkında hukuki kesinti olmadığı ve suç temadi ettiği hâlde, ayrı ayrı açılan davalarla mükerrer mahkûmiyete sebebiyet verildiği anlaşılmakla yapılan incelemede;
    Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.12.2011 tarih ve 2011/328 esas, 2011/408 sayılı kararı incelendiğinde; sanık hakkında parada sahtecilik suçundan, suç tarihi 09.09.2011 olan ve 26.09.2011 tarih ve 2011/3460 esas sayılı iddianame ile dava açıldığı, TCK"nın 197/1, 52, 53 ve 54. maddeleri gereğince 3 yıl hapis, 2000 TL adli para cezası ve müsadere ile mahkûmiyetine karar verildiği, karar temyiz edilerek Yüksek Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24.12.2013 gün ve 2012/30658 esas, 2013/29792 sayılı kararı ile düzeltilerek onanarak kesinleştiği,
    Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.06.2013 tarih ve 2012/98 esas, 2013/189 sayılı kararı incelendiğinde; sanık hakkında parada sahtecilik suçundan, suç tarihi 22.08.2011 olan ve 09/03/2012 tarih ve 2012/1221 esas sayılı iddianame ile dava açıldığı, TCK"nın 197/1, 62, 52, 53 ve 54. maddeleri gereğince, 1 yıl 8 ay hapis, 80 TL adli para cezası ve sahte paraların zoralımına ve T.C. Merkez Bankasına gönderilmesi ile mahkûmiyetine karar verildiği, sanığın eşinin temyizi üzerine Yüksek Yargıtay 8. Ceza Dairesince kararın onanmasına karar verilerek kesinleştiği,
    Yüksek Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 12.03.2015 gün ve 2014/30865, 2015/13591 sayılı kararı ile kesinleşen Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesine sanık hakkında dava açılmasını sağlayan, 2011/3460 esas sayılı iddianamenin suç temadi ettiğinden ve hukuki kesinti de bulunmadığından, Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesine 2012/1221 esas sayılı iddianame ile açılan davanın suç tarihini de kapsadığı ve tek suç oluştuğu hâlde, Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesine mükerrer dava açıldığı ve mahkûmiyet kararı verildiği anlaşıldığından, mükerrer açılan bu davanın CMK"nın 223/7. madde ve fıkrası gereğince reddine karar verilmesi gerektiğinden, onama kararının kaldırılarak mahalli mahkeme hükmünün bozulması gerektiği," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 21.11.2016 tarih ve 9893-10568 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    İnceleme dışı sanık ... hakkında parada sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz istemi Özel Dairece reddedilerek kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında parada sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; dosya kapsamına göre sanık hakkında 22.08.2011 tarihinde, Hatay ili, Hassa ilçesinde işlediği sahte parayı tedavüle koyma eylemine ilişkin olarak 09.03.2012 tarihinde parada sahtecilik suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesince 18.06.2013 tarih ve 98-189 sayı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği; yine sanık hakkında 09.09.2011 tarihinde, Mersin ili, Tarsus ilçesinde işlediği sahte parayı tedavüle koyma eylemine ilişkin olarak 26.09.2011 tarihinde parada sahtecilik suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesince 29.12.2011 tarih ve 328-408 sayı ile verilen mahkûmiyet hükmünün ise Özel Dairece 24.12.2013 tarihinde düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleştiği anlaşılmış olup; sanık ..."in 22.08.2011 tarihinde yakalanması nedeniyle sahte parayı tedavüle koyma eylemine ilişkin olarak temadinin kesintiye uğrayıp uğramadığı ve buna bağlı olarak 09.03.2012 tarihli iddianame ile parada sahtecilik suçundan açılan itiraza konu kamu davasının mükerrer olduğundan bahisle reddine karar verilip verilmeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    İhbar tutanağına göre; 22.08.2011 tarihinde saat 17.40 sıralarında 155 Polis İmdat Hattını arayan şahsın, ... Market isimli iş yerinden aradığını, kendisine sahte 200 TL vermeye çalışan bir kişinin yaya olarak Ziraat Bankasının bulunduğu kavşaktan dönerek BİM isimli markete doğru gittiğini, aynı şahısla daha sonra yapılan ikinci görüşmede ise sahte para vermeye çalışan şahsın plakası “01 L” ile başlayan, mavi renkli bir araçla Kırıkhan ilçesi istikametine doğru gittiğini belirttiği,
    Muhafaza altına alma tutanağına göre; ihbara konu aracın takip sonucu Aktepe beldesinde durdurulduğu, araçta bulunan inceleme dışı sanık ... ile sanık ...’in Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine ilçe emniyet amirliğine götürüldükleri, yapılan üst aramalarında sanık ...’in üzerinden bir adet ... seri numaralı sahte 200 TL’nin ele geçirildiği,
    Üst arama, para seri no tespit ve muhafaza altına alma tutanaklarında; ... Market isimli iş yerini çalıştıran mağdur ...’in 22.08.2011 tarihinde saat 17.40 sıralarında 155 Polis İmdat Hattını arayarak kendisine sahte 200 TL vermek isteyen bir şahsın 01 L .... plaka sayılı araçla uzaklaştığını bildirmesi üzerine söz konusu aracın Aktepe beldesinde durdurulduğu, araç sürücüsünün inceleme dışı sanık ... olduğu, yanında da sanık ...’in bulunduğu, yapılan aramalarda sanık ...’in üzerinden A483 045589, A342 696087, A483 075495, A491 942730, A186 070610, A300 770445, A301 517724, A166 730794 ve A149 375111 seri numaralı olmak üzere dokuz adet 20 TL, A382 154442 seri numaralı bir adet 10 TL, A282 267976 seri nolu bir adet beş TL olmak üzere toplam 195 TL, inceleme dışı sanık ...’ın üzerinden A278 826265, A089 809201, A097 290269, A204 839390 ve A009 656594 seri nolu 5 adet 100 TL, A520 515836, A006 508411, A192 568I82, A136 193342, A109 864006, A106 376857, A457 640765, A187 389658, A087 901444, A523 658072, A433 578997, A401 516065 ve A539 747587 seri numaralı olmak üzere on üç adet 50 TL, A294 086311 ve A248 406483 olmak üzere iki adet 20 TL, toplam 1.190 TL paranın sahte olup olmadıklarının tespiti bakımından sanık ... ve inceleme dışı sanık ...’ın rızaları doğrultusunda muhafaza altına alındığının belirtildiği,
    Araç arama tutanağına göre; suça konu 01 L .... plaka sayılı araçta suç unsuruna rastlanılmadığı,
    Olay, muhafaza altına alma ve görgü tespit tutanağına göre; 22.08.2011 tarihinde meydana gelen parada sahtecilik olayı ile ilgili olarak yakalanan şahısların sahte para sürebilecekleri yerlere ilişkin yapılan araştırmada Dervişpaşa Bulvarı üzerinde faaliyet gösteren BİM isimli markete gelinerek kasiyer olarak görev yapan mağdur ... ile görüşüldüğünde, aynı gün saat 17.30 sıralarında bir erkek şahsın alışveriş yaparak 200 TL verdiğini kendisinin de bu paradan şüphelendiğini, fakat paranın sahte olup olmadığını anlamadığını beyan etmesi üzerine kasada bulunan 200 TL’ler kontrol edildiğinde ... seri numaralı 200 TL banknotun sahte olduğu tespit edilerek mağdur ... tarafından kolluk görevlilerine teslim edildiği,
    Olay failinin görüntüleri ile ilgili olarak güvenlik kameraları incelendiğinde hâlen gözaltında bulunan şahıslardan birinin saat 17.35"te söz konusu marketten alışveriş yaptıktan sonra saat 17.37"de marketten ayrıldığının belirlendiği,
    22.08.2011 tarihli teşhis tutanaklarında; mağdur ...’ün kendisine sahte 200 TL veren kişinin sanık ...; mağdur ... ise kendisine sahte 200 TL veren kişinin inceleme dışı sanık ... olduğunu teşhis ettiklerinin belirtildiği,
    Yakalama ve serbest bırakma tutanaklarına göre; sanık ...’in 22.08.2011 tarihinde saat 18.30’da yakalandığı, 23.08.2011 tarihinde saat 00.50’de serbest bırakıldığı,
    Araç ruhsat bilgilerine göre 01 L .... plaka sayılı aracın Edip Tozyılmaz isimli şahıs adına kayıtlı olduğu,
    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından düzenlenen 13.09.2011 tarihli raporlara göre; ... seri numaralı iki adet 200 TL’nin sahte olduğu, aldatma (iğfal, sürüm) kabiliyetinin bulunduğu, yapılışındaki özen ve ustalık derecesi nedeniyle sahte olduğunun ilk bakışla herkes tarafından kolaylıkla anlaşılamayacağı, para destesi veya paketi içinde yer alması durumunda sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılmasının mümkün olmadığı, uzmanlarca veya veznedarlar gibi para işinin bir parçası olan insanlarca sahte olduğunun anlaşılacağı, elde edilen diğer paraların ise orijinal olduğu bilgilerine yer verildiği,
    Hatay Cumhuriyet Başsavcılığınca parada sahtecilik suçundan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... hakkında düzenlenen 09.03.2012 tarihli ve 1221-95 sayılı iddianamenin Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesince 16.03.2012 tarihinde kabulüne karar verildiği,
    Dosya arasında bulunan Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/328 esas sayılı dosyasının onaylı suretinden; inceleme dışı sanık ... tarafından 02.09.2011 tarihinde Adana ili, Seyhan ilçesinde bulunan araç kiralama şirketinden... ... plaka sayılı aracın kiralandığı, 09.09.2011 tarihinde sanık ... ile inceleme dışı sanık ...’ın Mersin ili, Tarsus ilçesine geldikleri, sanık ...’in şikâyetçi...’ın çalıştığı eczaneden 15 TL’lik ilaç almak için bir adet ... seri numaralı 200 TL verdiği, şikâyetçinin paranın sahte olduğunu tespit etmesi üzerine sanık ...’in sahte parayı bırakarak inceleme dışı sanık ... tarafından kullanılan... ... plaka sayılı araçla olay yerinden uzaklaştıkları, şikâyetçi... tarafından yapılan ihbar sonucu aynı gün kolluk görevlilerince yakalandıkları, suça konu araçta yapılan aramada şoför koltuğunun altında bulunan sigara paketine gizlenmiş vaziyette 5 adet ... seri numaralı sahte 200 TL’nin, inceleme dışı sanık ...’ın üst aramasında ise üç adet 100 TL, bir adet 50 TL, on üç adet 20 TL, on iki adet 10 TL ve bir adet 5 TL olmak üzere toplam 735 TL’nin ele geçirildiği, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca parada sahtecilik suçundan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... hakkında düzenlenen 26.09.2011 tarihli ve 3460-182 sayılı iddianamenin Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesince 10.10.2011 tarihinde kabulüne karar verilerek yapılan yargılama sonucunda 29.12.2011 tarih ve 328-408 sayı ile parada sahtecilik suçundan sanık ... ile inceleme dışı sanık ...’ın alt sınırdan uzaklaşılması ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması suretiyle TCK’nın 197/1 ve 54. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve müsadereye karar verildiği, söz konusu mahkûmiyet hükümlerinin Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24.12.2013 tarihli ve 30658-29792 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesi yönünden düzeltilerek onanmasına karar verildiği, inceleme dışı sanık ... hakkında yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü üzerine yapılan yargılama sonucunda Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.06.2015 tarihli ve 3-175 esas sayılı kararı ile de; olay tarihinde inceleme dışı sanık ...’ın kimliğinin ... tarafından kullanıldığının Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesinin raporu ile ...’ın beyanından anlaşılmakla sanık hakkında Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.12.2011 tarihli ve 328-408 sayılı mahkûmiyet hükmünün CMK’nın 323/1. maddesi uyarınca iptali ile inceleme dışı sanık ...’ın atılı parada sahtecilik suçunu işlemediği sabit olduğundan aynı Kanun’un 223/2-b. maddesi uyarınca beraatine karar verildiği ve bu hükmün temyiz edilmeksizin 09.09.2015 tarihinde kesinleştiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Şikâyetçi ... kollukta ve istinabe olunan Hassa Asliye Ceza Mahkemesinde; ... Market isimli iş yerinde işçi olarak çalıştığını, ismini polis merkezinde ... olarak öğrendiği şahsın, 22.08.2011 tarihinde saat 17.25 sıralarında gelerek bir paket sigara karşılığında 200 TL verdiğini, bozuk parası olmadığı için parayı bozdurup geleceğini söyleyerek bankaya gittiğini, bankada görevli memurun paranın sahte olduğunu belirtip paranın üst kısmını toplu iğne ile delmesinden sonra söz konusu şahsa parayı bozduramadığını söyleyerek iade ettiğini, şahsın iş yerinden ayrılıp Ziraat Bankasına doğru yaya olarak gittiğini, daha sonra durumu 155 Polis İmdat Hattını arayarak bildirdiğini, şahıs uzaklaşınca Ziraat Bankasına giderek güvenlik görevlisine şahsı tarif edip nereye gittiğini sorduğunu onun da şahsın 01 plakalı mavi renkli Ford marka bir araçla Aktepe beldesi istikametine doğru gittiğini söylemesi üzerine durumu tekrar polise bildirdiğini,
    Katılan ... aşamalarda; BİM Market isimli iş yerinde kasiyer olarak çalıştığını, 22.08.2011 tarihinde saat 17.30 sıralarında polis merkezinde ismini öğrendiği sanık ...’in tek başına gelerek 4,5 TL’lik alışveriş yaptığını, karşılığında 200 TL verdiğini, bu şahsa 195 TL para üstü verdiğini, şahsın para üstünü saymadan cebine koyması üzerine kendisini uyararak saymasını istediğini, ancak şahsın para üstünü saymadan iş yerinden ayrıldığını, yaklaşık yarım saat sonra polislerin gelmesi üzerine yaptığı kontrol sonucunda kendisine verilen 200 TL’nin üzerinde delik olduğunu ve sahte olduğunu tespit ettiğini,
    ... kimliğini kullandığı iddia edilen ... kollukta; olay tarihinde saat 12.00 sıralarında kendisine ait olup devrini henüz almadığı 01 L .... plaka sayılı aracı ile arkadaşı olan ve ortak iş yaptığı sanık ... ile birlikte hiçbir yere uğramadan Gaizantep iline gittiklerini, orada giyim eşyalarına baktıklarını ancak uygun olmadığından alışveriş yapmadan Kilis iline geldiklerini, burada bulundukları sırada akaryakıt istasyonundan aracına yakıt aldıklarını, bunun karşılığında 53 TL verdiğini, daha sonra Hassa ilçesine geldiklerini, burada durarak bir çeşmeye gidip elini yüzünü yıkadığını, sanık ...’in de bu sırada yanından ayrılarak kuruyemiş ve su almaya gittiğini, nereye gittiğini görmediğini, 10 dakika sonra tekrar yanına geldiğinde elinde BİM isimli markete ait küçük bir poşet bulunduğunu, sanık ...’in başka markete uğramadığını, Antakya iline gitmek için yola çıktıklarında Aktepe beldesinde polisler tarafından durdurulduklarını, suça konu sahte 200 TL ile ilgisinin bulunmadığını, bu sahte paranın sanık ...’in üzerinden çıktığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini,
    İnceleme dışı sanık ... yakalama sonucu Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesince alınan 24.12.2012 tarihli ifadesinde; olay ile ilgili olarak bir bilgi ve görgüsü bulunmadığını, iddianamede ismi geçen sanık ve şikâyetçileri tanımadığını, kimliğinin ... isimli şahıs tarafından kullanılarak sahtecilik ve dolandırıcılık yapıldığını, suçlamayı kabul etmediğini,
    Beyan etmişlerdir.
    Sanık ... kollukta; inceleme dışı sanık ... ile ortak olarak tekstil işi yaptıklarını, 22.08.2011 tarihinde saat 11.30 sıralarında arkadaşı ...’a ait olup onun kullandığı 01 L .... plaka sayılı araçla öncelikle Gaziantep ilinde bulunan müşterilerine uğrayıp alışveriş yaptıktan sonra Hassa ilçesine geldiklerini, burada bulundukları sırada sigara, su ve kola gibi ihtiyaçlarını almak için tek başına bir markete gittiğini, bu sırada ...’ın aracın başında kendisini beklediğini, markette bulunan şahsa 200 TL verdiğini, bu şahsın parayı bozdurmak amacıyla bankaya gittiğini, bir süre sonra geri gelen şahsın bankanın kapalı olduğunu belirterek parayı iade ettiğini, bunun üzerine BİM isimli markete gittiklerini, yine ...’ın araçta kendisini beklediğini, söz konusu markette 5 TL değerinde alışveriş yaptığını, karşılığında 200 TL verip 195 TL para üstü aldığını, Aktepe beldesinde bulundukları sırada polis tarafından durdurulduklarını, paranın sahte olduğunu bilmediğini, bu parayı kimden aldığını hatırlamadığını,
    İstinabe olunan Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinde; aracı ile seyyar olarak tekstil ürünleri sattığını, inceleme dışı sanık ...’ın ortağı olduğunu, daha önceki alışverişlerde bir müşterisinden aldığı 200 TL’yi... Market isimli iş yerine vererek sigara almak istediğinde market çalışanının paranın sahte olabileceğini söylediğini, daha sonra bu paranın sahte olup olmadığını sormak amacıyla Hassa ilçesindeki BİM isimli markete gittiklerini, kasiyerin paranın sahte olmadığını alışveriş yapabileceklerini söylemesi üzerine marketten 4,50 TL değerinde alışveriş yaptıklarını, para üstü olarak 195,50 TL aldıklarını, paranın sahte olduğunu bilmediğini,
    Savunmuştur.
    1- Sanık ..."in 22.08.2011 tarihinde yakalanması nedeniyle sahte parayı tedavüle koyma eylemine ilişkin olarak temadinin kesintiye uğrayıp uğramadığı ve buna bağlı olarak 09.03.2012 tarihli iddianame ile parada sahtecilik suçundan açılan itiraza konu kamu davasının mükerrer olduğundan bahisle reddine karar verilip verilmeyeceğinin belirlenmesine ilişkin olarak;
    Uyuşmazlığın isabetli bir çözüme kavuşabilmesi için öncelikle parada sahtecilik suçuna ilişkin mevzuat hükümlerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
    5237 sayılı TCK’nın "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının "Kamu Güvenine Karşı Suçlar"a ilişkin dördüncü bölümünde yer alan “Parada sahtecilik” başlıklı 197. maddesi;
    “1) Memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
    (2) Sahte parayı bilerek kabul eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
    (3) Sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş,
    Aynı maddenin gerekçesi ise;
    “Madde metninde parada sahtecilik suçu tanımlanmıştır.
    Suçun konusu paradır. Paranın, madeni veya kağıt para ya da millî veya yabancı para olması arasında fark gözetilmemiştir. Suç konusu paranın kanunen tedavülde bulunması gerekir. Bu nedenle, tedavülden kaldırılmış ve örneğin antika özellik taşıyan paranın sahte olarak üretilmesi, ancak dolandırıcılık suçu bağlamında değerlendirilebilir.
    Söz konusu suçu oluşturan seçimlik hareketler, sahte olarak üretme, ülkeye sokma, nakletme, muhafaza etme ve tedavüle koyma olarak belirlenmiştir.
    Sahte paradan söz edebilmek için, üretilen paranın sahteliğinin beş duyu organıyla anlaşılabilir olmaması gerekir. Başka bir deyişle, tecrübe sahibi olmayan ve parayı özel bir incelemeye tâbi tutmayan bir kimsenin bu parayı gerçek para olarak kabul etmesinin olanaklı bulunması gerekir. Gerçek para olmadığı ilk bakışta anlaşılabilen durumlarda, suçtan söz edilemez. Başka bir deyişle, para görüntüsü taşımakla birlikte aldatıcılık özelliği olmayan kağıt veya maden parçası, bu suçun konusunu oluşturmaz. Bu hususu vurgulamak için uygulamamızda sahte paranın ‘sürüm yeteneği’nden söz edilmektedir.
    Maddenin ikinci fıkrasında sahte parayı kabul etmek, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Ancak, bu suçun oluşabilmesi için, kabul edilen paranın sahte olduğunun bilinmesi gerekir; yani bu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir.
    Üçüncü fıkrada ise, sahteliği bilinmeden kabul edilen paranın bu niteliğinin öğrenilmesine rağmen tedavüle konulması, birinci fıkraya göre daha az cezayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. Bu durumda, kişi sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı, bu özelliğini öğrendikten sonra elinden çıkarmaya çalışmaktadır.” şeklinde açıklanmıştır.
    Parada sahtecilik suçu kamu güvenine karşı işlenen suçlardan olup zarar görme tehlikesi altında bulunan ve kamu güveni zedelenen tüm toplum suçun mağduru durumundadır. Sahte paranın tedavüle sürülmesi hâlinde ise kişilerde bu suçtan zarar görebilirler. Ancak suçun oluşması için mutlaka bir zararın meydana gelmesi şart olmayıp tedavülde bulunan paranın sahte olarak üretilmesi suçun oluşumu için yeterlidir.
    TCK"nın 197. maddesinde üç ayrı suç düzenlenmiş olup bu suçların faili olabilmek için belirli bir özellik aranmamıştır, diğer bir ifade ile bu suçlar özgü suç olmayıp herkes tarafından işlenebilen suçlardır.
    Suçun konusu paradır. Para, Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğünde; "Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kağıt veya metalden ödeme aracı." şeklinde tanımlanmıştır. Madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere suçun oluşumu için paranın, madeni veya kağıt para ya da millî veya yabancı para olması arasında fark gözetilmemiş, kanunen tedavülde bulunması yeterli kabul edilmiştir. Paranın tedavülde sayılabilmesi için ise Devlet tarafından basılıp üzerinde yazılı olan değeriyle herkes tarafından ödeme vasıtası olarak kabulünün kanunen emredilmiş olması gerekmektedir. Bu anlamda kanunen tedavülden kaldırılmış, örneğin antika niteliği taşıyan paraların bu suçun konusunu oluşturmayacakları kabul edilmelidir.
    5237 sayılı TCK"nın 198. maddesi de;
    "Devlet tarafından ihraç edilip de hamiline yazılı bonolar, hisse senetleri, tahviller ve kuponlar, yetkili kurumlar tarafından çıkarılmış olup da kanunen tedavül eden senetler, tahviller ve evrak ile milli ziynet altınları, para hükmündedir." şeklinde hüküm altına alınarak paraya eşit sayılan değerler belirlenmiştir. Bu anlamda para hükmünde sayılan söz konusu değerlerde sahtecilik hâlinde fail aynı Kanun"un 197. maddesi uyarınca cezalandırılacaktır.
    Para ve paraya eşit sayılan değerlerde sahteciliğin suç teşkil edebilmesi için üretilen paranın sahteliğinin ilk bakışta ve kolaylıkla anlaşılabilir olmaması diğer bir ifade ile aldatma yeteneğinin bulunması gerekmektedir. Öğretide aldatma yeteneği "...objektif olarak belirsiz (çok sayıda) kişinin suça konu şeyi gerçeğinden ayırt edemeyecek olması şeklinde anlaşılmalıdır. Aldatma yeteneği, tedavüle sunulması halinde çok sayıda kişinin sahte parayı gerçek zannetmesine elverişli bir sahteciliğin varlığı anlamına gelmektedir." şeklinde açıklanmıştır. (Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, 5. cilt, Ankara, 2014, s. 6050.)
    5271 sayılı CMK"nın "Sahte para ve değerler üzerinde yapılacak incelemeler" başlıklı 73. maddesi;
    "(1) Para ve Devlet tarafından çıkarılan tahvil ve Hazine bonosu gibi değerler üzerinde işlenen sahtecilik suçlarında, elkonulan para ve değerlerin hepsi, bunların asıllarını tedavüle çıkaran kurumların merkez veya taşra birimlerine incelettirilir.
    (2) Yabancı devletlerin paraları ve değerleri hakkında da, yetkili Türk makamlarının görüşlerinin alınmasına karar verilir.",
    Sahte Banknotların İncelenmesi ve Değerlendirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in "İnceleme ve değerlendirme yapma yetkisi" başlıklı 7. maddesi;
    "Soruşturma veya kovuşturma evresinde, ele geçirilen sahteliğinden şüphe edilen banknotları inceleme ve değerlendirmeye Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası merkez ve taşra birimleri yetkilidir.
    Yabancı devletlerin banknotları hakkında da birinci fıkra hükmü uygulanır.
    ...
    Devlet tarafından çıkarılan tahvil ve Hazine bonosu gibi değerler üzerinde işlenen sahtecilik suçlarında, el konulan değerler üzerindeki inceleme ve değerlendirmeler, bunları tedavüle çıkaran kurumdan istenilir.",
    Sahte Madenî Paraların ve Sikkelerin İncelenmesi ve Değerlendirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in "İnceleme ve değerlendirme yapma yetkisi" başlıklı 7. maddesi ise;
    " (1) Soruşturma veya kovuşturma evresinde, ele geçirilen sahteliğinden şüphe edilen madenî para ve sikkeleri inceleme ve değerlendirmeye Darphane yetkilidir.
    (2) Yabancı devletlerce çıkarılan madenî para ve sikkeler hakkında da birinci fıkra hükmü uygulanır." şeklinde düzenlenerek suça konu banknotlar, madenî paralar veya paraya eşit sayılan değerlerin sahte olup olmadığının, sahte ise aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinde başvurulacak yetkili kurumlar açıklanmıştır.
    TCK"nın 197. maddesinin birinci fıkrasında yer alan parada sahtecilik suçu sahte paranın üretilmesinden tedavüle koyulmasına kadarki her aşamada yer alan failin cezalandırılmasını sağlayacak şekilde, seçimlik hareketlerle işlenebilecek bir suç olarak düzenlenmiştir. Tahdidi olarak sayılan seçimlik hareketlerden birinin yapılması suretiyle suç oluşacaktır. Bu seçimlik hareketlerden biri olan tedavüle koyma eylemi, sahte paranın günlük hayatta ekonomik dolaşıma sokulması diğer bir anlatımla mal veya hizmet alımında kullanılarak piyasaya sürülmesi olarak tanımlanabilir. Sahte paranın piyasaya sürülmesi suretiyle failin egemenlik alanından çıkıp parayı alan muhatabın egemenlik alanına girmesiyle sahte paranın tedavüle koyulması suçu tamamlanır. Piyasaya sürülen tek bir sahte para olabileceği gibi birden fazla da olabilir.
    Tedavüle koyma eylemi niteliği itibarıyla süreklilik arz edip teselsülü bünyesinde barındırdığından aynı anda temin edilen sahte paraların değişik tarihlerde piyasaya sürülmesi hâlinde zincirleme suç veya gerçek içtima kuralları uygulanmayacak ve failin kesintisiz olarak gerçekleşen eylemleri tek suç olarak kabul edilecektir. Öğretide de bu husus; "Sahte paranın tedavüle sunulması fiilinin birden fazla hareketlerle icra edilmesi hâlinde de tek fiil bulunduğu kabul edilir. Örneğin failin Ankara"dan yola çıkıp İzmir hattındaki tüm il ve ilçelere uğrayarak sahte parayla çeşitli yerlerde alışveriş yapıp, tedavüle koyması hâlinde eylem kesintisiz olarak sürdüğünden tek suç oluşur, 43. madde uygulanamaz." şeklinde açıklanmıştır. (Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, 5. cilt, Ankara, 2014, s. 6059.) Nitekim Yargıtayın yerleşik içtihatları da bu yöndedir.
    Parada sahtecilik suçuna ilişkin olarak yapılan açıklamalardan sonra bu aşamada kesintisiz suç kavramı üzerinde durulması gerekmektedir.
    Tipikliğin gerçekleşmesi ile tamamlanan ve aynı zamanda biten diğer bir ifade ile icrası devam etmeyen suçlara anî suç, suçun unsuru olarak gösterilen hareketin yapılmasıyla tamamlanan ancak icrası devam eden suçlara mütemadi suç adı verilmektedir. Kesintisiz suçlarda ihlal bir anda olup bitmemekte, zaman içinde failin iradesi veya üçüncü kişilerin müdahalesi ile kesintiye uğrayıncaya kadar devam etmektedir. Failin iradi davranışının kesintiye uğradığı anda ise temadi bitmekte yani suç işlenmiş olmaktadır. Bu aşamadan sonra eyleme devam edilmesi ise yeni bir suç oluşturacak ve fail hakkında her iki eylemi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin mi yoksa gerçek içtima kurallarının mı uygulanacağı somut olayın özelliklerine göre belirlenecektir.
    Öte yandan, ceza muhakemesi yapılabilmesi için bir takım "Olmazsa olmaz" (sine qua non) şartlar aranır. Bu bağlamda muhakeme yapılabilmesinin şartlarından birisi de "Non bis in idem" olarak ifade edilen, aynı fiilden dolayı verilmiş bir hükmün veya açılmış bir davanın bulunmamasıdır.
    Kanunlarda açıkça yazılı olmadan da uygulanan bir hukuk normu olarak doktrinde de kabul olunan ve muhakeme hukukunun ana ilkelerinden olan "Non bis in idem" ilkesi 1412 sayılı CMUK"nın 253. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Aynı konuda, aynı sanık için evvelce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise davanın reddine karar verilir.", 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK"nın "Duruşmanın sona ermesi ve hüküm" başlıklı 223. maddesinin yedinci fıkrasında ise "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, aynı fiil nedeniyle, aynı sanık hakkında önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa, sonradan açılmış olan davanın reddine karar verilecektir.
    "Non bis in idem" ilkesine uluslararası sözleşmelerde de yer verilmiş olup konu İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 7 numaralı Ek Protokolü’nün "Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı" başlıklı 4. maddesinin ilk fıkrasında; "Hiç kimse bir devletin ceza yargılaması usulune ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkûm edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkum edilemez." şeklinde ifade edilmiştir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanık ...’in 22.08.2011 tarihinde saat 17.25 sıralarında ..."ın kimlik bilgilerini kullandığı iddia edilen ... ile birlikte 01 L .... plaka sayılı araçla Hatay ili, Hassa ilçesine geldiği, sanık ..."in yanında bulunduğu iddia edilen ..."ın mağdur ...’e ait... Market isimli iş yerine tek başına giderek bir paket sigara almak amacıyla bir adet sahte 200 TL verdiği, mağdurun paranın sahte olduğunu belirtmesi üzerine şahsın parayı geri alarak iş yerinden ayrıldığı, aynı gün saat 17.30 sıralarında sanık ...’in aynı ilçede bulunan BİM isimli markete giderek 4,50 TL değerinde alışveriş yapıp ... seri numaralı bir adet sahte 200 TL verdiği, para üstünü de alan sanığın daha sonra iş yerinden ayrıldığı, mağdur ...’in durumu polise bildirmesi üzerine sanık ...’in aynı gün saat 18.30 sıralarında yanında bulunan ve ... olduğu iddia edilen diğer şahıs ile birlikte yakalandığı, üzerinden BİM isimli markete verdiği ile aynı seriden olmak üzere bir adet sahte 200 TL ile toplamda 195 TL’nin, diğer şahsın üzerinden ise toplam 1.190 TL’nin ele geçirildiği, soruşturma işlemleri tamamlanan sanık ...’in 23.08.2011 tarihinde saat 00.50’de serbest bırakıldığı, bu olaya ilişkin sanık hakkında Hatay Cumhuriyet Başsavcılığınca 09.03.2012 tarihli ve 1221-95 sayılı iddianame ile parada sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı, yine inceleme dışı sanık ... kimlik bilgilerini kullandığı iddia edilen ... tarafından 02.09.2011 tarihinde Adana ili Seyhan ilçesinde bulunan araç kiralama şirketinden... ... plaka sayılı aracın kiralandığı, 09.09.2011 tarihinde sanık ... ile ... olduğu iddia edilen diğer şahsın Mersin ili, Tarsus ilçesine geldikleri, sanık ...’in şikâyetçi...’ın çalıştığı eczaneden 15 TL’lik ilaç almak için bir adet ... seri numaralı 200 TL verdiği, şikâyetçinin paranın sahte olduğunu tespit etmesi üzerine sanık ...’in sahte parayı bırakarak yanında bulunan diğer şahıs tarafından kullanılan... ... plaka sayılı araçla olay yerinden uzaklaştıkları, şikâyetçi... tarafından yapılan ihbar sonucu aynı gün kolluk görevlilerince her iki şahsın yakalandıkları, suça konu araçta yapılan aramada şoför koltuğunun altında bulunan sigara paketine gizlenmiş vaziyette 5 adet ... seri numaralı sahte 200 TL’nin ele geçirildiği, sanık ... ile birlikte yakalanan ve ... olduğu iddia edilen diğer şahsın üst aramasında ise üç adet 100 TL, bir adet 50 TL, on üç adet 20 TL, on iki adet 10 TL ve bir adet 5 TL olmak üzere toplam 735 TL’nin ele geçirildiği, bu olaya ilişkin olarak Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca parada sahtecilik suçundan sanık ... ile inceleme dışı sanık ... hakkında düzenlenen 26.09.2011 tarihli ve 3460-182 sayılı iddianamenin Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesince 10.10.2011 tarihinde kabulüne karar verilerek yapılan yargılama sonucunda 29.12.2011 tarih ve 328-408 sayı ile parada sahtecilik suçundan sanık ... ile ...’ın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle TCK’nın 197/1 ve 54. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve müsadereye karar verildiği, söz konusu mahkûmiyet hükümlerinin Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24.12.2013 tarihli ve 30658-29792 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesi yönünden düzeltilerek onanmasına karar verildiği anlaşılmış olup; 22.08.2011 tarihinde Hatay ili, Hassa ilçesinde iki ayrı iş yerine verilmek suretiyle kesintisiz şekilde gerçekleşen ve niteliği itibarıyla süreklilik arz edip teselsülü bünyesinde barındıran sahte parayı tedavüle koyma eylemine ilişkin olarak aynı gün saat 18.30 sıralarında yakalanıp, araç ve üst araması yapılarak ifadesi alındıktan sonra 23.08.2011 tarihinde saat 00.50 sıralarında serbest bırakılan sanığın sahte parayı tedavüle koyma eyleminin bu işlemler nedeniyle kesintiye uğradığı, diğer bir anlatımla eylemlerine devam etme imkanı fiilen ortadan kaldırılmış olduğundan temadinin bittiği ve bu aşamadan sonra gerçekleşen eyleminin ise yeni ve ayrı bir suç oluşturacağının anlaşılması karşısında sanık hakkında 22.08.2011 tarihinde Hatay ili, Hassa ilçesinde gerçekleşen sahte parayı tedavüle koyma eylemine ilişkin olarak 09.03.2012 tarihli iddianame ile parada sahtecilik suçundan açılan kamu davasının mükerrer dava olmadığının ve bu anlamda reddine karar verilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.
    2- Bu aşamada bir kısım Ceza Genel Kurulu üyesince 22.08.2011 ve 09.09.2011 tarihli eylemlere ilişkin olarak sanığın TCK"nın 43/1. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerine göre mi yoksa ayrı ayrı mı cezalandırılacağı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağının kabulü hâlinde ise zincirleme suça dahil olan 09.09.2011 tarihli eylemine yönelik sanık hakkında Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesince 29.12.2011 tarih ve 328-408 sayı ile parada sahtecilik suçundan TCK"nın 43. maddesi uygulanmadan kurulan hükmün kesinleşmesi karşısında inceleme konusu suça ilişkin cezanın nasıl tayin edileceğinin belirlenmesi gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine bu hususun da ayrıca değerlendirilmesi gerekmiştir.
    5237 sayılı TCK’ya hâkim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak "kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza" söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; "Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır" şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır." şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise 5237 sayılı TCK’nın "suçların içtimaı" bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir.
    5237 sayılı TCK’nın “Zincirleme suç” başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." biçiminde zincirleme suç düzenlemesine yer verilmiştir.
    TCK"nın 43. maddesinin 2. fıkrasında; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." denilmek suretiyle, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan aynı nev’iden fikri içtima düzenlenmiş, tek fiil ile aynı suçun birden fazla kişiye karşı işlenmesi durumunda, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın TCK’nın 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür.
    TCK"nın 43. maddesinin 3. fıkrasında ise "Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz." düzenlemesi ile zincirleme suç ve aynı nev"iden fikri içtima hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar belirtilmiştir.
    TCK"nın 43/1. maddesi düzenlemesinden anlaşılacağı üzere, zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hâllerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın, fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır.
    5237 sayılı TCK"nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;
    a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,
    b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,
    c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.
    Uyuşmazlığa konu olayda sahte paranın tedavüle koyulmasına ilişkin 22.08.2011 ve 09.09.2011 tarihli eylemlerin değişik zamanlarda gerçekleştirilmesi ve suçların mağdurunun aynı olması şartlarının mevcut olduğu konusunda bir tereddüt bulunmaması nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi açısından, (c) bendinde yer alan "suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi"ne ilişkin şartın gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır.
    Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların her birinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır.
    Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir.
    Görüldüğü üzere, zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi zaman aralığıyla işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusundaki tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır.
    Öte yandan, kanunumuz zaman konusunda olduğu gibi, suçların işlendikleri yer bakımından da bir sınır koymamıştır. Ancak, suçların aynı yerde işlenmeleri, suç işleme kararındaki birliğin bir işareti olarak kabul edilebilir.
    Zincirleme suça ilişkin bu genel açıklamalardan sonra uyuşmazlığın çözümüne katkısı bakımından "hukuki" ve "fiili" kesinti kavramları üzerinde durulması gerekmektedir.
    Yapılmakta olan soruşturma sonucunda toplanan delillerin failin suçu işlediği yönünde yeterli şüphe oluşturması üzerine Cumhuriyet savcısınca şüpheli hakkında CMK"nın 170. maddesi uyarınca iddianamenin düzenlenmesiyle hukuki kesinti oluşmaktadır. Fiili kesinti ise failin eylemine ara vermesi veya tutuklanması, askere gitmesi, uzun bir süre hastanede yatması gibi nedenlerle eylemini sürdürememesi hallerinde meydana gelebilecektir. Ancak bu durumlarda eylemlerin gerçekleştirildiği yer ve araya giren zaman aralığı gibi somut olay özellikleri gözönünde bulundurularak suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği ve bu bağlamda fiili kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmelidir. Hukuki veya fiili kesintinin söz konusu olmadığı durumlarda ise zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkündür.
    Bu aşamadan sonra uyuşmazlığın çözümü için zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının mevcudiyeti hâlinde cezanın nasıl belirlenmesi gerektiği üzerinde durulmalıdır.
    Bir suçun zincirleme biçimde işlendiğinin kabulü hâlinde, faile her bir suç için ayrı ayrı ceza verilmeyecek, tek bir ceza verilip bu ceza üzerinden TCK"nın 43/1. maddesi gereğince artırım yapılacaktır.
    Failin işlediği suçlar aynı nitelikte ise örneğin her biri suçun basit veya nitelikli hâli ise burada ceza bu basit veya nitelikli hâl üzerinden belirlenecektir. Failin işlediği suçlardan bir kısmı suçun basit bir kısmı da nitelikli hâli ise nitelikli hâl daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl ise ceza bunun üzerinden belirlenmeli, ancak nitelikli hâl suçun basit şekline göre daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl ise ceza suçun basit şekli üzerinden belirlenmelidir.
    Suçlardan birinin tamamlanmış diğerinin teşebbüs aşamasında kalmış olması durumunda, şayet suçlar aynı nitelikte ise örneğin ikisi de suçun basit şekli ise tamamlanmış suçtan hüküm kurulmalıdır. Tamamlanmış olan eylem suçun basit hâlini, teşebbüs aşamasında kalmış eylem ise suçun nitelikli hâlini oluşturuyorsa bu durumda her bir suç için ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre hangi suç daha ağır cezayı gerektiriyor ise o suç üzerinden zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 20.03.1973 tarihli ve 388-265 sayılı; 21.05.2013 tarihli ve 1543-257 sayılı kararlarında da aynı sonuca ulaşılmıştır.
    Zincirleme suçlardan biri hakkında açılan kamu davası sonucunda zincirleme suç hükümleri uygulanmadan hüküm kurulmuş ve kesinleşmiş ise henüz sonuca bağlanmayan zincirleme suça tabi diğer suç hakkında nasıl hüküm kurulması gerektiği meselesine gelince;
    Zincirleme suça dâhil olan suçlardan biri hakkında beraat kararı verilmiş ya da zamanaşımı, genel af, şikâyetten vazgeçme gibi ceza ilişkisini ortadan kaldıran bir sebebe dayalı olarak hüküm kurulmuşsa artık o suç bakımından zincirleme suç ilişkisi kalkacağından henüz sonuca bağlanmayan suçla ilgili kesinleşen hükme konu fiil gözetilmeksizin bağımsız hüküm kurulmalıdır.
    Zincirleme suça dâhil olan bir suçtan bu durum gözetilmeksizin mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin ceza belirlenmelidir.
    Nitekim Ceza Genel Kurulunun 20.04.1999 tarihli ve 61-74 sayılı kararında bu şekilde yapılan uygulamanın isabetli olduğu belirtildiği gibi, Yargıtay Ceza Dairelerinin süregelen uygulamaları da aynı şekildedir.

    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    22.08.2011 tarihinde Hatay ili, Hassa ilçesinde, 09.09.2011 tarihinde ise Mersin ili Tarsus ilçesinde sahte para tedavüle koyan sanık ..."in her iki eylemi arasında on sekiz günlük bir zaman aralığının bulunması, sanığın bu eylemlerinde ele geçirilen sahte 200 TL"lerin aynı seriden olması, ikinci eyleminde ele geçirilen sahte paraların ilk eyleminden sonra elde edildiğine ilişkin bir delil bulunmaması, sanığın her iki olayda yanında bulunan ve ... olduğu iddia edilen şahıs ile birlikte hareket ederek aynı seriden sahte 200 TL"leri tedavüle sürdüğü hususu gözetildiğinde eylem tarzında bir değişiklik bulunmaması ayrıca farklı zaman ve mekanlarda sahte para tedavüle sürülmesinin suçun hareket unsurunu oluşturması hususları birlikte değerlendirildiğinde hukuki veya fiili kesinti oluşmadan aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı TCK"nın 197/1. maddesinde düzenlenen sahte parayı tedavüle koyma suçunu işleyen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
    Öte yandan, 09.09.2011 tarihinde Mersin ili, Tarsus ilçesinde gerçekleşen sahte parayı tedavüle koyma eylemine ilişkin olarak Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca parada sahtecilik suçundan sanık ... hakkında düzenlenen 26.09.2011 tarihli ve 3460-182 sayılı iddianamenin Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesince 10.10.2011 tarihinde kabulüne karar verilerek yapılan yargılama sonucunda 29.12.2011 tarih ve 328-408 sayı ile parada sahtecilik suçundan sanığın zincirleme suç hükümleri gözetilmeden TCK’nın 197/1 ve 54. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği, söz konusu mahkûmiyet hükmünün de Yargıtay 8. Ceza Dairesince 24.12.2013 tarih ve 30658-29792 sayı ile düzeltilerek onanmasına karar verilmek suretiyle kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; kesinleşen bu hükme konu eylem de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin ceza belirlenmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın 09.09.2011 tarihli olayda yenilenmiş bir suç işleme kararı ile hareket ettiği, bu anlamda sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı ve sanığın her iki eylemi nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
    SONUÇ:
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE,
    2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 12.03.2015 tarihli ve 30865-13591 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
    3- Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.06.2013 tarihli ve 98-189 sayılı hükmünün, hukuki veya fiili kesinti oluşmadan aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı TCK"nın 197/1. maddesinde düzenlenen sahte parayı tedavüle koyma suçunu işleyen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması ve sonuç cezadan Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesince 29.12.2011 tarih ve 328-408 sayı ile parada sahtecilik suçundan tayin olunan ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24.12.2013 tarihli ve 30658-29792 sayılı kararı ile düzeltilerek onanmasına karar verilmek suretiyle kesinleşen 3 yıl hapis ve 2000 TL adli para cezasının indirilerek yargılaması devam eden suça ilişkin cezanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 22.10.2019 tarihinde yapılan müzakerede birinci uyuşmazlık bakımından oy birliğiyle, ikinci uyuşmazlık konusu bakımından oy çokluğuyla karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi