
Esas No: 2018/278
Karar No: 2019/619
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/278 Esas 2019/619 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 13. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 458-468
Nitelikli hırsızlık suçundan sanık ..."ın TCK"nın 142/1-b, 31/3 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin Afyonkarahisar 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 11.03.2014 tarihli ve 84-94 sayılı hükmün, sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 13. Ceza Dairesince 22.09.2014 tarih ve 24680-26196 sayı ile;
"Dosya kapsamında yer alan 01.02.2014 tarihli olay yeri inceleme raporunda mağdura ait aracın kelebek camı üzerinde herhangi bir zorlamanın olmadığının tespit edilmesi karşısında, sanığın eylemi TCK"nın 141/1. maddesi kapsamında kaldığı hâlde aynı Kanun"un 142/1-b maddesi ile hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 27.11.2014 tarih ve 458-468 sayı ile;
"Her ne kadar bozma ilamında eylemin, açıktan hırsızlık olacağı yönünde görüş bildirilmiş ise de, kapısı kilitli ve pencereleri kapalı minibüsün önce kelebek camının güç kullanılarak açıldığı, buradan da kapı kilidinin açılıp minibüsün içine girilmek suretiyle eylemin gerçekleştirildiği anlaşıldığından, önceki vasıflandırmanın usul ve yasaya uygun olduğu," şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hükümde olduğu gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.06.2016 tarihli ve 10027 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 899-1483 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 13. Ceza Dairesince 22.05.2018 tarih ve 287-7922 sayı ile; direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin TCK"nın 142/1-b maddesi kapsamında mı yoksa aynı Kanun"un 141/1. maddesi kapsamında mı kaldığının belirlenmesine ilişkin olup eylemin basit hırsızlık suçunu oluşturduğunun kabulü hâlinde 6763 sayılı Kanun"un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesi uyarınca uzlaştırma kapsamında kalıp kalmadığı hususunun da değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Mağdur ..."nun, 01.02.2014 tarihinde saat 14.00 sıralarında park hâlinde bulunan aracından hırsızlık yapıldığı yönünde müracaatta bulunması üzerine soruşturmaya başlanıldığı,
CD izleme tutanağında; hırsızlık olayının gerçekleştiği araca ait güvenlik kamerası görüntülerinin incelenmesinde, 01.02.2014 tarihinde saat 14.00 sıralarında şüpheli şahsın mağdura ait... plakalı 2007 model beyaz renkli Karsan marka minibüsün etrafında dolaşmaya başladığı, saat 14.12"de minibüsün şoför kapısında bulunan kelebek camını kaydırarak açtığı, bir süre aracın ön tarafında gezinerek etrafı kontrol ettiği, saat 14.19"da tekrar gelip açtığı camdan kolunu içeriye uzatarak kapı kilit mandalına bastığı, açık olan camı kapatarak yeniden aracın önünde gezindiği, saat 14.20"de dış taraftaki kolundan tutarak şoför kapısını açıp aracın içerisine girdiği ve vites kolu yanında bulunan bozuk paraları aldığı, daha sonra torpido gözünü karıştırdığı, buradan da kağıt paraları alarak araçtan ayrıldığı, 55-60 kilogram ağırlığında, 1.60-1.65 cm boylarında, hafif sarışın ve kısa saçlı eşkal bilgilerine sahip olan şüpheli şahsın, benzer suçları işlemesi nedeniyle daha önceden kaydı bulunan ... olduğunun tespit edildiği bilgilerine yer verildiği,
Olay yeri inceleme raporunda; suça konu aracın hat minibüsü olduğu, aracın kapılarının normal vaziyette bulunduğu, sol ön kapı sürgülü kelebek camının açık olduğu, bu kelebek camı üzerinde herhangi bir zorlamanın olmadığının tespit edildiği,
Bilirkişi raporunda; sanığın olay tarihinde saat 14.01 sıralarında mağdura ait aracın etrafında dolaşmaya başladığı, bir süre çevreyi gözetlediği, saat 14.12 sıralarında aracın şoför kapısı üzerinde bulunan açılır kapanır pencerenin açma mandalından tutup geriye çekmek suretiyle şoför kapısı camını yarıya kadar hızlıca açıp tekrar aracın ön tarafına geçip etrafı gözetlediği, saat 14.19"da aracın yanına geldiği, açmış olduğu pencere camından elini aracın içerisine uzattığı ve kapının kilitleme mekanizmasına dokunarak kilidi açtığı, daha sonra açık olan şoför kapısı camını kapatarak aracın etrafında bir süre daha gezindiği, saat 14.20"de şoför kapısı yanına gelip kilidini açmış olduğu kapının açma kolundan tutarak kapıyı açtığı, aracın şoför koltuğuna oturarak para kutusuna elini sokup buradan metal paraları aldığı, torpido gözünü de karıştırıp kağıt paraya benzeyen malzemeleri eline alarak saat 14.21 sıralarında araçtan ayrıldığı tespitlerine yer verildiği,
Anlaşılmıştır.
Mağdur ... soruşturma aşamasında; olay tarihinde... plakalı minibüsünü yol kenarına park ettiğini, aracının şoför kısmındaki camının tam olarak kapanmadığını, aynı gün saat 14.00 sıralarında aracının yanına geldiğinde kapının yarı açık olduğunu gördüğünü, aracını kontrol ettiğinde bozuk ve kağıt paralarının çalındığını tespit ettiğini, toplamda 100-150 TL maddi zararının olduğunu, aracının içini ve ön tarafını çeken güvenlik kamerası görüntülerinin mevcut olduğunu,
Kovuşturma aşamasında; olay günü kendisine ait minibüsle fuar alanına alışverişe gittiğini, aracını park ettikten sonra kapılarını kilitleyip ayrıldığını, daha sonra aracının yanına geri döndüğünde kapının yarı açık vaziyette olduğunu gördüğünü, aracını park ederken kapılarının kilitli, sürgülü kelebek camının ise kapalı olduğunu, ancak kelebek camının tırnak kilidi tam yerine oturmadığı için kilitlenmediğini, camın biraz zorlanarak açılmasının mümkün olduğunu, suç nedeniyle oluşan zararının sanık tarafından karşılanmadığını, ancak şikâyetçi olmadığını,
Beyan etmiştir.
Sanık ... aşamalarda; suçlamayı kabul ettiğini, olay tarihinde gündüz saatlerinde fuar alanında dolaşırken bir minibüs gördüğünü, minibüsün kelebek camını indirdiğini, daha sonra elini camdan içeriye uzatarak kapı kilit mandalına bastığını, açılan kapıdan içeriye girip toplamda 80 TL para aldığını savunmuştur.
Uyuşmazlık konularının ayrı ayrı ele alınmasında fayda bulunmaktadır.
I- Sanığın eyleminin TCK"nın 142/1-b maddesi kapsamında mı yoksa aynı Kanun"un 141/1. maddesi kapsamında mı kaldığına ilişkin uyuşmazlık konusunun değerlendirilmesinde;
5237 sayılı TCK"nın 141. maddesinde yer alan "Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir." şeklindeki düzenleme ile hırsızlık suçunun basit hâli hüküm altına alınmış, aynı Kanun"un 142. maddesinde ise suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri sayılmıştır. Hırsızlık suçunun basit hâlinin oluşması için, başkasına ait taşınabilir eşyanın suçun nitelikli hâllerinde belirtilen şekiller dışında çalınması gerekmektedir.
Suç ve karar tarihi itibarıyla uyuşmazlık konusuyla ilgili 5237 sayılı TCK"nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi;
"(1) Hırsızlık suçunun;
...
b) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,
...
İşlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur..." şeklinde iken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 62. maddesiyle 5237 sayılı TCK"nın 142. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırılmış, ilga edilen bendin metni korunmak suretiyle aynı maddenin 2. fıkrasına (h) bendi olarak eklenmiş ve ikinci fıkradaki “üç yıldan yedi yıla kadar hapis” şeklindeki yaptırım ise “beş yıldan on yıla kadar hapis” olarak değiştirilmiştir. Görüldüğü gibi ceza süresi bakımından 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin sanığın aleyhine olduğunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan hâliyle, TCK"nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde iki ayrı nitelikli hâl düzenlenmiş olup birincisi herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış olan eşyanın çalınmasıdır. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için eşyanın, herkesin girebileceği bir yerde bulunmasının yanında, kilitlenmek suretiyle de muhafaza altına alınmış olması gerekir. Madde gerekçesinde, "Ancak bina tanımına girmeyen bir yerde, örneğin otomobilde bulunan eşya hakkında muhafaza altına alınma koşulu aranmış; böylece kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış bir otomobildeki eşyanın çalınması nitelikli hırsızlık kabul edilmemiştir." denilmek suretiyle bu husus belirtilmiştir. Herkesin girebileceği yerden, cadde, sokak, pazar yeri veya meydan gibi hiçbir sınırlama, engel olmadan kişilerin girme imkânı bulunan kamuya açık yerler anlaşılmalıdır.
Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, bu nitelikli hâlin uygulanması bakımından muhafaza altına alınma koşulu aranmış, böylece kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış bir otomobildeki eşyanın çalınması durumu nitelikli hırsızlık olarak kabul edilmemiştir. Buna göre, bir şeyin kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış olması için, teknik bir düzenek ve bir anahtar yardımı ile kilit altına alınmış olması gerekmektedir. Kilit, taşınır veya taşınmaz bir malı muhafaza etmeye yarayan anahtar ya da ona benzer başka aletlerle fonksiyonel hâle gelebilen herhangi bir alettir. Bu nitelikli hâlin oluşması bakımından kilidin şekli veya konulduğu yerin bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan tornavida, bıçak, levye gibi bir alet kullanmadan açılamayan, anahtar veya başka bir alet marifetiyle çözülebilen bir mekanizmanın varlığıdır (Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem, R. Murat Önok, Teorik ve Pratik Ceza özel Hukuku, 14. Baskı, 2017, s. 671; Mahmut Koca, İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 4. Baskı, 2017, s. 562). Kilit, taşınır eşyayı muhafaza etmeye yönelik olmalıdır. Kilidin kendisinin herhangi bir suretle etkisiz hâle getirilmesi durumunda bu nitelikli hâl uygulanma imkanı bulabilecektir. Başka bir ifadeyle, kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşya çalınırken kilit veya eşyanın konulduğu muhafaza kırılmalı, delinmeli ya da tahrip edilmelidir. Bununla birlikte üzerinde kilit aksamı bulunmakla birlikte kilitleme sistemi aktif durumda değilse kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşyadan bahsetmek mümkün olmayacaktır.
Fıkrada belirtilen ikinci nitelikli hâl ise, bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşyanın çalınmasıdır. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için bina ve eklentilerinde bulunan eşyanın “muhafaza altına alınmış olması” gerekmektedir. Muhafaza altına almak ibaresi ile suça konu eşyanın bina içinde veya bina eklentisinde olmasının yeterli olduğu, ayrıca eşyanın kilit altına alınmasının gerekli olmadığı ifade edilmektedir. Bina veya eklentileri esas itibarıyla herkes tarafından girilebilmesi mümkün olmayan, dokunulmaz yerler olduğundan kanun koyucu burada bulunan eşya bakımından eşyanın ayrıca kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmasını gerekli görmemiştir. Dolayısıyla eşya bir bina içinde veya eklentisinde bulunduğu takdirde bu bendin aradığı şekilde muhafaza altına alınmış sayılacaktır. Bu bende göre bina ve eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşyanın çalınması hâlinde nitelikli hırsızlık suçu oluşacak, ayrıca binaya giriş şekli veya binanın kapı ve pencerelerinin kilitli veya açık olması nitelikli hâlin uygulanması açısından önem taşımayacaktır. Dolayısıyla fail, bina veya eklentiye halat, merdiven gibi bir araç kullanmak suretiyle girmiş olabileceği gibi kişisel çevikliğinden yararlanmak suretiyle de girmiş olabilir. Yine, failin tüm bedeni ile bina ve eklentisine girmesi gerekmeyip elini pencereden uzatarak veya herhangi bir surette (bir alet yardımıyla eşyanın çekilip alınması gibi) bina ve eklenti içinde muhafaza altına alınan bir eşyayı çalması durumunda nitelikli hâlden dolayı sorumlu olacaktır.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.12.2017 tarihli ve 474-519 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, kapı ve camları kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış olan aracın, kapı kilitlerinin veya camlarının zorlanarak veya kırılarak açılıp, aracın içerisindeki eşyanın ya da düz kontak yapılıp çalıştırılan aracın kendisinin çalınması eylemlerinin suç ve karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan hâliyle TCK’nın 142. maddesinin birinci fıkrasınında yazılı bulunan herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturacağı, bununla birlikte madde gerekçesinde de açıkça belirtildiği şekilde kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmayan bir araç içindeki eşyanın çalınması durumunda bu nitelikli hâlin uygulanmayacağı kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığın, 01.02.2014 tarihinde gündüzleyin hırsızlık amacıyla mağdura ait park hâlinde bulunan minibüsün yanına gelerek kapıları kilitli olan aracın, şoför kapısı üzerinde bulunan ve arızalı olması nedeniyle tam olarak kapanmayan sürgülü camını açma mandalından tutup geriye çekmek suretiyle yarıya kadar açtığı, açmış olduğu bu pencereden elini içeriye uzatıp kapının kilitleme mekanizmasına bastığı ve bu şekilde kilidini açtığı kapıdan aracın içine girerek para kutusunda bulunan madeni paralar ile torpido gözündeki kağıt paraları çaldığı olayda;
Mağdurun, aracını park ederken kapılarının kilitli, sürgülü kelebek camının ise kapalı olduğunu, ancak kelebek camının tırnak kilidi tam yerine oturmadığı için kilitlenmediğini, camın biraz zorlanarak açılmasının mümkün olduğunu beyan etmesi; olay yeri inceleme raporunda, suça konu aracın sol ön kapısı üzerinde bulunan kelebek camında herhangi bir zorlama izi olmadığının bildirilmesi; bilirkişi raporunda da aracın içini gösteren kamera görüntülerinin incelenmesinde, sanığın, aracın şoför kapısı üzerinde bulunan açılır kapanır pencerenin açma mandalından tutup geriye çekmek suretiyle şoför kapısı camını yarıya kadar hızlıca açtığı ve açmış olduğu bu pencereden elini aracın içerisine uzatarak kilitleme mekanizmasına dokunduğu kapıyı da açarak içeriye girdiğinin belirtilmesi ve sanığın da aracın kelebek camını indirdiğini, daha sonra elini pencereden içeriye uzatarak kapı kilit mandalına bastığını savunması karşısında, sanığın, park edilen aracın, şoför kapısı üzerinde bulunan, tırnak kilidinin arızalı olması nedeniyle tam olarak kapanmayan, bu nedenle kilitlenemeyen sürgülü camını herhangi bir alet kullanmaksızın ve özel bir çaba göstermeksizin, açma mandalından tutup geriye çekmek suretiyle yarıya kadar açması, zorlamadan açmış olduğu ve üzerinde kilit bulunmayan bu pencereden elini içeriye uzatıp şoför kapısının kilitleme düğmesine basması, aracı muhafaza etmeye özgülenen kilidi bertaraf etmeden, başka bir ifadeyle kapının kilitleme mekanizmasını, zorlama olmadan etkisiz hâle getirip açmış olduğu kapıdan aracın içine girerek para çalması şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK’nın 141/1. maddesinde yazılı bulunan basit hırsızlık suçunu oluşturduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
II- Sanığın eyleminin 6763 sayılı Kanun"un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesi uyarınca uzlaştırma kapsamında kalıp kalmadığı;
Uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzlaştırma; bu kapsama giren suçlarda, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurumdur.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 73. maddesinin sekizinci fıkrasında, "Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu husus Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından saptandığında kamu davası açılmaz veya davanın düşürülmesine karar verilir." hükmü ile uzlaşma kurumuna, aynı tarihte yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK"nın 253, 254 ve 255. maddelerinde ise, uzlaşmanın şartları, yöntemi, sonuçları, kovuşturma aşamasında uzlaşma ile birden fazla failin bulunması halinde uzlaşmanın nasıl gerçekleşeceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 2. maddesiyle, 5237 sayılı TCK"nın 73. maddesinin başlığında yer alan “uzlaşma” ibaresi metinden çıkarılmış, 45. maddesiyle de aynı maddenin sekizinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, yine 24 ve 25. maddeleri ile 5271 sayılı CMK"nın 253 ve 254. maddeleri değiştirilmiştir. Yapılan bu düzenlemeye göre uzlaştırmanın bir ceza muhakemesi kurumu olduğu açık ise de birey ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi nedeniyle maddi ceza hukukunu da ilgilendirdiği tartışmasızdır.
5271 sayılı CMK"nın 5560 sayılı Kanun"un 24. maddesi ile değiştirilen 253. maddesinde uzlaşmanın kapsamı;
"(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
4. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
5. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239)
suçları.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez." şeklinde belirlenmiş iken, 09.07.2009 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 5918 sayılı Kanun"un 8. maddesiyle 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesinin üçüncü fıkrasına "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz." cümlesi eklenmiş,
Suç ve karar tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun"un 34. maddesi ile yapılan değişiklikle madde başlığı "Uzlaştırma" olarak değiştirilmiş ve;
"(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. Tehdit (madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. Hırsızlık (madde 141),
6. Dolandırıcılık (madde 157),
7. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
8. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz..." şeklinde kapsamı genişletilmiştir.
Görüldüğü gibi, 6763 sayılı Kanun ile uzlaştırma kapsamındaki suçların sayıları artırılmış, 5237 sayılı TCK"nın 106. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen tehdit, aynı Kanun"un 141. maddesinde düzenlenen hırsızlık ve 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçları uzlaştırma kapsamına alınmış, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlara ilişkin sınırlama kaldırılmıştır. Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar yönünden ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da uzlaştırma kapsamına dahil edilmiştir.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın "Mahkeme tarafından uzlaştırma" başlıklı 254. maddesi;
"(1) Kamu davasının açılması halinde, uzlaşmaya tâbi bir suç söz konusu ise, uzlaştırma işlemleri 253 üncü maddede belirtilen usule göre, mahkeme tarafından da yapılır.
(2) Uzlaşmanın gerçekleşmesi hâlinde davanın düşmesine karar verilir." şeklinde iken,
19.12.2006 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun"un 25. maddesi ile;
"(1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması hâlinde, uzlaştırma işlemleri 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre, mahkeme tarafından yapılır.
(2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır." biçiminde değiştirilmiş,
02.12.2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun"un 35. maddesi ile 5271 sayılı CMK"nın 254. maddesinin birinci fıkrası;
"Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeler göz önüne alındığında, gerek 5560 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce, gerekse 5560 ve 6763 sayılı Kanunlarla yapılan değişiklikler sonrası uzlaştırma asıl olarak soruşturma evresinde yapılması gereken bir işlem ise de; her ne suretle olursa olsun uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde kovuşturma aşamasında da mümkün olduğu kabul edilmelidir.
Uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması hâlinde uzlaştırmanın uygulanması gerekmekte olup uzlaşma başarıyla gerçekleşir ve edim bir defada yerine getirilirse kamu davasının düşmesine karar verilecektir.
Öte yandan ceza hukukunda genel kural, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanunun uygulanmasıdır. Sonradan yürürlüğe giren bir kanunun, yürürlük tarihinden önce işlenen suçlara tatbik edilebilmesi, ancak lehe sonuçlar doğurması durumunda mümkündür. Önceki ve sonraki kanunlara göre hükmedilecek cezalar ve güvenlik tedbirleri aynı ise, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren kanunun uygulanmasına imkân bulunmamaktadır.
5237 sayılı TCK"nın “zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesi, 765 sayılı Kanun"un 2. maddesine benzer şekilde düzenlenmiş olup her iki maddede de; ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin ileriye etkili olma prensibi ile bu ilkenin istisnasını oluşturan, "failin lehine olan kanunun geçmişe etkili olması", “geçmişe etkili uygulama” veya “geçmişe yürürlük” ilkesine de yer verilmiştir.
Bu ilke uyarınca, suçtan sonra yürürlüğe giren ve fail lehine hükümler içeren kanun, hükümde ve infaz aşamasında dikkate alınmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığın mağdura yönelik eyleminin 5237 sayılı TCK"nın 141/1. maddesinde düzenlenen basit hırsızlık suçunu oluşturduğu sonucuna ulaşılması ve 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun"un 34. maddesi ile 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesinde yapılan değişiklik sonucunda 5237 sayılı TCK"nın 141/1. maddesinde düzenlenen basit hırsızlık suçunun uzlaştırma kapsamına alınması karşısında, mahkemece 5271 sayılı CMK"nın 223. maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca durma kararı verilerek aynı Kanun"un 253 ve 254. maddelerinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, sanığın eyleminin TCK"nın 141/1. maddesinde düzenlenen basit hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun"un 142/1-b maddesi uyarınca mahkûmiyetine hükmedilmesi ve bu suç bakımından uzlaştırma işlemi yapılmasında zorunluluk bulunması nedenlerinden bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Afyonkarahisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.11.2014 tarihli ve 458-468 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığın eyleminin TCK"nın 141/1. maddesinde düzenlenen basit hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun"un 142/1-b maddesi uyarınca mahkûmiyetine hükmedilmesi ve bu suç bakımından uzlaştırma işlemi yapılmasında zorunluluk bulunması nedenlerinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 22.10.2019 tarihinde yapılan müzakerede her iki uyuşmazlık bakımından oy birliğiyle karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.