
Esas No: 2017/970
Karar No: 2019/617
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/970 Esas 2019/617 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 484-238
Sanık ..."in taksirle bir kişinin yaranlanmasına neden olma suçundan beraatine ilişkin Sincan (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 05.03.2013 tarihli ve 862-266 sayılı hükmün, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 15.05.2014 tarih ve 20012-11989 sayı ile;
"...Sanık ...’in idaresindeki kamyonetin ışıklı kavşaktan sola dönüş yaptığı esnada karşı yönden katılan sanık ...’in idaresindeki araç ile çarpışması ve...’in aracında bulunan eşi ...’ın basit tıbbi müdahele ile giderilebilir şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda; trafik kazası tespit tutanağında hangi sürücünün ışık ihlâli yaptığı saptanamadığından kusur belirlemesi yapılamaması üzerine soruşturma aşamasında aldırılan Ankara Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi raporu ile mahkemece yapılan keşif sonrası düzenlenen trafik bilirkişisi raporunda, kırmızı ışık ihlâli yapan sürücünün kim olduğu anlaşılamadığından, kırmızı ışıkta geçen sürücü kim ise olayda onun tamamen kusurlu olacağı yönünde görüş bildirildiği, mahkemece yapılan yargılamada ışık ihlâli yapanın tespit edilememesi karşısında, olay yerinin ışıksız kavşak kabulü suretiyle sola dönüşte, en sağda seyreden mağdur ..."in aracına çarpan sanık ..."in olayda asli kusurlu olarak olaya sebebiyet verdiğinin kabul edilmesi gerekeceğinden, kırmızı ışık ihlâli yaptığı saptanamayan sanık hakkında beraat kararı verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Ankara Batı 9. Asliye Ceza Mahkemesi ise 16.10.2014 tarih ve 484-238 sayı ile;
"Tüm dosya kapsamı içeriğinde dinlenen katılan, katılan sanıklar ve tanık beyanlarında kazanın meydana geldiği ışıklı kavşakta ışık sisteminde herhangi bir arıza olduğu yönünde beyan olmadığı gibi, kaza tespit tutanağında da böyle bir tespitin bulunmadığı, dosya içerisinde ışık sisteminin çalışmadığı yönünde herhangi bir tespitin yapılmadığı, dolayısıyla ışıklı kavşakta ışık sistemi çalıştığı hâlde kırmızı ışıkta geçenin tespit edilememesi karşısında olay yerinin ışıksız kavşak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu durumun ceza hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğu, bu durumda katılan sanık ... yönünden verilen beraat hükmünün onanarak katılan sanık ... yönünden bozma kararı verilmesi de birbiri ile çelişkili bulunmuştur. Işık sinyalizasyon sisteminde herhangi bir arıza tespit edilemeyen ışıklı kavşakta gerek bilirkişi raporu, gerek mahkememizce kovuşturma aşamasında aldırılan Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi raporunda kavşakta ışık ihlâli yapan sürücünün kim olduğu konusunda tam bir kanaat oluşmadığından sanıkların durumu iki hâle göre değerlendirilmiş, kırmızı ışıkta geçen sürücünün tam kusurlu diğer sürücünün ise herhangi bir kusuru olmayacağı belirtilmiştir. Kaldı ki, katılan sanık ..." in aracında bulunan tanık ... mahkememizce 13.03.2012 tarihli duruşmadaki beyanında kavşağa geldiklerinde kendilerine yeşil ışık yandığını gördüğünü belirtmiş, buna rağmen mahkememizce ve Trafik İhtisas Dairesi heyetince diğer beyanlar da birlikte değerlendirildiğinde, sanıklardan hangisinin kırmızı ışıkta geçtiği yönünde tam bir kanaat oluşmadığından ihtimallere göre de kusur durumu belirlenemeyeceğinden ve karar verilemeyeceğinden ceza hukukunun temel ilkelerinden olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi de göz önünde bulundurularak her iki sanığın da üzerlerine atılı suçlardan beraatine karar verilmiştir." şeklindeki gerekçeyle önceki beraat hükmünde direnilmesine karar vermiştir.
Direnme kararına konu olan bu hükmün de katılan ... (...) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2015 tarihli ve 398243 sayılı “Bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 1225-887 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 12.04.2017 tarih ve 167-3164 sayı ve oy çokluğuyla direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan verilen beraat kararıyla sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; bir kişinin yaralanmasıyla neticelenen trafik kazasında sanığın kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
20.07.2011 tarihli trafik kazası tespit tutanağında; Eskişehir yolu üzerinde Polatlı istikametinden Ankara istikametine doğru seyir hâlinde olan 06 .. 106 plaka sayılı aracın sürücüsü olan katılan ...’ın kendisine hitap eden trafik ışığının yeşil yandığı iddiasıyla kavşağa giriş yaptığı esnada aynı yol üzerinde Ankara istikametinden gelen ve sola dönüş yaparak Konutkent istikametine gitmek isteyen 06 .. 9823 plaka sayılı kapalı kasa kamyonet sürücüsü olan sanık ...’in kavşak girişinde kendisine hitap eden trafik ışığının yeşil yandığı iddiasıyla kavşağa giriş yaptığı ve söz konusu iki aracın kavşak alanı içerisinde çarpıştıkları, sanığın sevk ve idaresindeki aracın kontrolden çıkıp savrularak, kırmızı ışıkta beklemekte olan mağdur ...’ın (06 . 4438 plaka sayılı) aracına çarptığı, kaza sonucu katılan ...’in aracının içerisinde bulunan katılan ... (...)’ın yaralandığı, sanık ... ile katılan ...’in yeşil ışıkta geçtiklerini beyan ettikleri, mahkeme huzurunda tanıklar tarafından haklılığını doğrulayan sürücünün kusursuz, diğer sürücünün ise kusurlu olacağı, mağdur ...’in kural ihlâl etmediği yönünde açıklamalara yer verilerek kazanın 20.07.2011 tarihinde saat 10.50 sıralarında, yerleşim yeri içerisinde, açık havada, 10,5 metre genişliğinde refüjle bölünmüş tek yönlü, eğimsiz, düz, kuru, asfalt kaplamalı, ışık kontrollü kavşakta meydana geldiği ve kavşaktaki trafik ışıklarının bozuk olmadığı,
12.07.2012 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu kazanın analizinde mağdur ...’in beyanının büyük önem arz ettiği, çünkü kaza anında mağdurun istikametine kırmızı ışık yandığı ve bu kurala riayet ederek durduğu esnada kazaya maruz kaldığı, adı geçen mağdurun ilk beyanında kırmızı ışıkta beklediğini ifade ettiği ancak ne kadar süredir kırmızı ışıkta beklediğini belirtmediği, mağdurun ilk ifadesine göre değerlendirme yapılacak olursa kazada hangi tarafın kırmızı ışık ihlâli yaptığının tespitinin mümkün olmadığı, mağdurun olaydan 8 ay sonra mahkemede verdiği ifadesinde ise, kavşağa gelirken kırmızı ışık yandığı için durduğunu ve kırmızı ışıkta 3-4 saniye bekledikten sonra kazanın meydana geldiğini belirttiği, mağdurun ikinci ifadesine itibar edilerek değerlendirme yapılacak olursa kaza anında geçiş hakkının katılan ...’in sevk ve idaresindeki araca ait olduğu sonucuna ulaşılabildiği, yeşil ışığın olay anında hangi tarafa yandığının tespitinin şüpheli olduğunun kabulü hâlinde üç olasılıktan bahsedileceği, birinci olasılığa göre, katılan ...’in trafik ışığı kırmızı yandığı halde durmadığı ve kırmızı ışık ihlâli yaptığının tespiti durumunda, katılan ...’in asli kusurlu olduğu, sanığın kusurlu olmadığı; ikinci olasılığa göre, sanığın trafik ışığı kırmızı yandığı halde durmadığı ve kırmızı ışık ihlâli yaptığının tespiti durumunda, sanığın asli kusurlu olduğu, katılan ...’in kusurlu olmadığı; üçüncü olasılıkta ise; sanığın sola dönüş yaptığı esnasında kendisine yeşil ışık yansa bile kavşağa girmeden önce sağından yaklaşmakta olan herhangi bir araç olup olmadığını, durmakta olan yüksek yapılı araçların arkasından araç gelip gelmediğini kontrol etmesi gerektiği, bu halde sanığın asli kusurlu olduğu, katılan ...’in ise kavşağa yaklaşırken durmakta olan araçların sağından geçme fiilini yasaklayan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 94. maddesinde sayılan “Geçme, dönme, duraklama, durma ve park etme gibi mecburi haller dışında şerit değiştirme” ve “Kavşaklara yaklaşırken, yerleşim yerlerinde 30, yerleşim yeri dışında 150 metre mesafe içinde ve kavşaklarda şerit değiştirme” ile aynı Yönetmeliğin 104. maddesinde sayılan “Araçların sağından veya banketten yararlanmak suretiyle geçiş yapma” ve “Kavşaklara yaklaşırken öndeki aracı geçmeme” kuralına uymadığından önemli derecede tali kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dosya kapsamına göre mağdur ...’in beyanına itibar edilecek olursa kaza oluşumunun ikinci olasılıkta arz edilen sonuca daha uygun olabileceği,
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 16.01.2013 tarihli bilirkişi raporunda; kavşakta ışık ihlâli yapan sürücünün kim olduğu konusunda heyet tarafından tam bir kanaat oluşmadığı, bu hususun takdiri mahkemeye ait olmak üzere, sanığın yeşil ışıkta geçmiş olması durumunda sanığın kusursuz, katılan ...’in asli ve tam kusurlu, katılan ...’in yeşil ışıkta geçmiş olması hâlinde ise sanığın asli ve tam kusurlu, katılan ...’in ise kusursuz olacağı,
Katılan ... (...) hakkında Ankara Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 18.07.2012 tarihli raporda; kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durumun olmadığı, yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu,
Bilgilerine yer verilmiştir.
Katılan ...; olay günü sevk ve idaresindeki aracıyla Eskişehir yolunda Ankara istikametine doğru orta şeritte seyir hâlinde olduğunu, eşi olan katılan ... (...)"ın da sağ ön yolcu koltuğunda oturduğunu, olayın olduğu ışıklı kavşağa yaklaştığında kendisine kırmızı ışık yandığını, hızını biraz azalttığını, kavşağa tahminen 20 metre kala yeşil ışık yandığı için yola devam ettiğini ancak kavşağa geldiği esnada orta şeritte kırmızı ışık nedeniyle durmuş olan ve plakasını hatırlamadığı bir kamyonun hareketlenmesinin zaman alacağını düşünerek sağ tarafındaki yani en sağdaki şeridi kullanarak kavşaktan geçmek istediği esnada Ankara istikametinden gelip kavşaktan Konutkent istikametine kırmızı ışıkta dönen sanığın sevk ve idaresindeki aracın sağ arka tekerleğine çarptığını, çarpmanın etkisiyle sanığın kullandığı aracın savrularak kavşakta bekleyen diğer bir araca çarptığını, kazadan dolayı eşinin yaralandığını, kendisine yeşil ışık yandığını, sanığın kırmızı ışıkta kavşağı geçmek istemesi nedeniyle kazanın meydana geldiğini,
Katılan ... (...); eşi olan katılan ..."in kullandığı aracın sağ ön koltuğunda oturduğunu, Eskişehir yolunda Ankara istikametine doğru yolun en sağ şeridinde seyrettiklerini, Konutkent kavşağına geldikleri esnada kendilerine yeşil ışık yandığı için eşinin kavşağı tam geçmek istediği esnada aniden önlerine çıkan sanığın aracına çarpmak zorunda kaldıklarını, kaza nedeniyle hafif şekilde göğsünden yaralandığını,
Mağdur ... 20.07.2011 tarihinde soruşturma evresinde; Konut 1 kavşağında kırmızı ışıkta beklediğini, plakasını sonradan öğrendiği 06 ... 106 plakalı aracın, kavşağın tam ortasında 06 ... 9823 plakalı aracın sağ arka tekerleğine çarptığını, 06 ... 9823 plakalı aracın çarpmanın etkisiyle savrularak kendi aracının sol ön tarafına çarptığını, kazanın bu şekilde meydana geldiğini, kazaya karışan araçların hangisinin kırmızı veya yeşil ışıkta geçtiğini görmediğini,
Kovuşturma evresinde ek olarak; Konutkent istikametinden Başkent Üniversitesi istikametine gitmekte iken fasılalı olarak yeşil yanan trafik ışığının kırmızıya döndüğünü görerek yavaşlayıp durduktan yaklaşık 3-4 saniye sonra söz konusu kazanın meydana geldiğini,
Tanık ...; sanık ...’in sevk ve idaresindeki aracın sağ ön yolcu koltuğunda oturduğunu, Ankara istikametinden Konutkent istikametine doğru seyir hâlinde olduklarını, sanığın Konut 1 kavşağından dönmek üzere hızını azalttığını ve yeşil ışık yandığı için de kavşaktan sola doğru dönüp kavşağı geçtiği sırada Polatlı istikametinden gelen araçların kendilerine kırmızı ışık yandığı için beklediklerini, fakat plakasını sonradan öğrendiği katılan ...’in kullandığı aracın yolun en sağ şeridinden gelip fren yapmadan içinde bulunduğu aracın sağ arka tekerleğine çarptığını, çarpmanın etkisiyle araçlarının savrularak kırmızı ışıkta bekleyen mağdurun aracına çarptığını,
Beyan etmişlerdir.
Sanık; olay günü arkadaşı olan tanık Musa"nın da içinde bulunduğu kendi sevk ve idaresindeki araç ile Eskişehir yolunda Ankara istikametinden Konutkent istikametine seyir hâlinde olduğunu, Konut 1 kavşağına geldiğinde kendisine yeşil ışık yandığı için kavşağa girdiği sırada Polatlı istikametinden gelen araçların tamamına kırmızı ışık yandığı için durmuş olmalarına rağmen plakasını sonradan öğrendiği katılan ...’ın aracının en sağ şeritten gelip hızını kesmeden ve fren yapmadan kendi kullandığı aracın sağ arka tekerleğine çarptığını, çarpmanın etkisiyle kontrolündeki aracın savrularak kırmızı ışıkta bekleyen mağdurun aracına çarptığını, kendisinin yeşil ışıkta kavşağı geçmek istediğini ancak katılanın kırmızı ışıkta geçmek istemesi nedeniyle kazanın meydana geldiğini savunmuştur.
Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılması bakımından, öncelikle taksir ve unsurları üzerinde durulması gerekmektedir.
5237 sayılı TCK"nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde "Kanunda tanımlanmış haksızlık" olarak ifade edilen suç; kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hallerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir.
5237 sayılı TCK’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında taksir; “Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için birtakım önlemler alma ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama mecburiyetinden doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç, bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirmekte, fail; dikkatli, tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılmaktadır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkânına ve kurallara uyma ödevinin varlığına rağmen, sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun birçok kararında vurgulandığı ve öğretide de benimsendiği üzere taksirli suçlarda ayrıca aranması gereken unsurlar;
1- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,
2- Hareketin iradi olması,
3- Sonucun istenmemesi,
4- Hareket ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması,
5- Sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması,
Şeklinde kabul edilmektedir.
Taksirli suçlarda da, gerek icrai hareketin gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir.
Sonucun gerçekleşmesinde, mağdurun taksirli davranışının da etkisinin bulunması hâlinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum failin taksirli sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. 5237 sayılı TCK’da kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından bu hal ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir.
Bu aşamada ilgili trafik mevzuatına da değinilmelidir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu"nun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde "Kavşak";
"İki veya daha fazla karayolunun kesişmesi veya birleşmesi ile oluşan ortak alandır.” şeklinde tanımlanmıştır.
"Kavşaklarda geçiş hakkı" başlıklı 57. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bendinde de;
“Kavşaklarda aşağıdaki kurallar uygulanır.
a) Kavşağa yaklaşan sürücüler kavşaktaki şartlara uyacak şekilde, yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorundadırlar.
...
d) Işıklı trafik işaretleri izin verse bile trafik akımı; kendisini kavşak içinde durmaya zorlayacak veya diğer doğrultudaki trafiğin geçişine engel olacak ise, sürücülerin kavşağa girmeleri yasaktır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Öte yandan, amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "Suçsuzluk" ya da "Masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "İn dubio pro reo" olarak ifade edilen "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
20.07.2011 tarihinde saat 10.50 sıralarında yerleşim yeri içerisinde, gündüz vakti, açık havada, 10,5 metre genişliğinde refüjle bölünmüş tek yönlü, asfalt kaplamalı, düz ve eğimsiz yolda, trafik ışıklarının bozuk olmadığı ışık kontrollü kavşakta, Ankara istikametinden Konutkent istikametine doğru seyir hâlinde bulunan ve sola dönmek isteyen sanığın sevk ve idaresindeki aracın, Eskişehir istikametinden Ankara istikametine seyreden katılan ...’in sevk ve idaresindeki araç ile çarpıştığı ve çarpışmanın etkisiyle savrularak Eskişehir istikametine dönmek üzere kırmızı ışıkta bekleyen mağdur ..."in sevk ve idaresindeki araca çarptığı, çarpışma sonucunda meydana gelen trafik kazası sonucunda katılan ...’in aracında bulunan katılan ...’nin yaralandığı, sanık ile katılan ..."in her ikisinin de olay esnasında kendilerine yeşil ışık yandığını iddia ettikleri olayda;
12.07.2012 tarihli bilirkişi raporu ile 16.01.2013 tarihinde Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen bilirkişi raporunda, kavşakta ışık ihlali yapan sürücünün kim olduğu hususunda somut bir belirleme yapılamadığı, terditli düzenlenen bu raporlarda, sanığa yeşil ışık yandığının kabulü hâlinde katılan ...’in asli kusurlu, katılan ...’e yeşil ışık yandığının kabulü hâlinde ise sanığın asli kusurlu olduğunun belirtildiği, zeminde herhangi bir fren izinin tespit edilmediği, kırmızı ışıkta geçtiği ya da kavşak alanına süratli veya dikkatsiz ve tedbirsiz biçimde girdiği ya da katılan ...’i görmesine rağmen hızını azaltmadığı hususunda herhangi bir delil elde edilememesi nedenleriyle sanığın trafik kazasının meydana gelmesinde atfı kabil kusurunun bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, Yerel Mahkeme hükmündeki direnme gerekçesinin isabetli olduğuna ve beraat hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Ankara Batı 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2014 tarihli ve 484-238 sayılı kararında, sanığın mahkûmiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği şeklinde gösterilen direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, direnme kararına konu hükmün ONANMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 22.10.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.