Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2016/1282
Karar No: 2019/612

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/1282 Esas 2019/612 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2016/1282 E.  ,  2019/612 K.

    "İçtihat Metni"

    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 190-484

    Sanıklar ..., ... ve ...’ın nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a, c, h, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin Üsküdar (Kapatılan) 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.03.2009 tarihli ve 271-102 sayılı hükümlerin, sanıklar ve müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 03.03.2010 tarih ve 21666-2142 sayı ile;
    “5237 sayılı TCK"nın 61. maddesindeki ölçütler gözetilip yasal ve yeterli gerekçe de gösterilmeden, sanıklar hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 30.12.2010 tarih ve 190-484 sayı ile; sanıkların TCK’nın 149/1-a,c,h, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiş, bu hükümlerin de sanıklar ve müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 04.04.2012 tarih ve 16427-7040 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 27.04.2016 tarih ve 144397 sayı ile;
    "Mağdur ... imzası ile posta yoluyla gönderilen 19.07.2010 tarihli dilekçede, "sanıklardan ..."nın yakınları tarafından tüm zararının giderildiğini" bildirmesi karşısında, suça konu mağdurdan yağmalanan aracın terk vaziyette bulunması ve bıçağın sanıklardan Tarık"ın üzerinde ele geçirilmesi nedeniyle tam iadeden söz edilemez ise de öncelikle mağdur ..."ın beyanına başvurularak, posta yolu ile gönderilen dilekçe ve altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığı sorulup, mağdur tarafından gönderildiğinin anlaşılması hâlinde, kısmi iade nedeniyle mağdurdan ceza indirimine rızası olup olmadığı sorulup, sonucuna göre sanıklar hakkında ...nın 168/3-4. maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükümlerinin tatbiki gerektiğinin gözetilmemesi hususunun usul ve yasaya aykırı olduğu" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Dairesince 27.09.2016 tarih ve 3862-5879 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının tespiti açısından eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    03.06.2007 tarihinde saat 03.00 sıralarında mağdurun 34 T.. 7. plaka sayılı ticari taksi ile seyir hâlinde iken sanık ...’ın el kaldırarak araca müşteri gibi bindikten sonra mağdura yan tarafta bekleyen iki arkadaşının olduğunu, onların da Dudullu’ya gideceğini söyleyerek sanıklar ... ve ...’nin de araca binmesini sağladığı, Trabzon caddesi civarına geldiklerinde araç durunca sanık ...’ın çıkardığı ekmek bıçağı ile mağdura saldırdığı, mağdurun bu bıçağı tutması üzerine bu defa arkada oturan sanık ...’in bir ip ile mağdurun boğazını sıkmaya başladığı, korkan mağdurun paralarını sanıkların üzerine atıp onların bu paraları toplamasını fırsat bilerek araçtan inip yakındaki eve doğru kaçtığı, sanıkların ise aracı gasp ederek olay yerinden ayrıldıkları, mağdurun 120 TL tutarındaki kağıt ve 20 TL tutarındaki bozuk parası ile kemik saplı bıçağının sanıklarca alınarak aracın bir sokağa terk edilmiş hâlde bırakıldığı iddiası ile sanıklar hakkında kamu davası açıldığı,
    Kolluk görevlilerince düzenlenen 06.06.2007 tarihli tutanakta; başka bir ticari taksi sürücüsünün üç kişi tarafından gasp edildiğinin ihbarı üzerine yapılan kovalamaca sonucunda sanıklar ... ve ..."ın yakalandığı, yapılan üst aramasında sanık ..."ın sağ arka cebinden bir adet metal işlemeli beyaz kemik kabzalı, oluklu ve kilit tertibatı bulunan çakı ele geçirildiği, sanık ..."ın yapılan üst aramasında ise suç unsuruna rastlanılmadığının belirtildiği,
    Avukat huzurunda gerçekleştirilen 06.06.2007 tarihli ifadeli teşhis tutanağında; iki sivil polis ve üç sanık olmak üzere toplam beş kişi teşhis odasına konularak bu kişiler mağdur ..."ye gösterildiğinde, kendisine ekmek bıçağı ile saldıran ve 120 TL tutarındaki kağıt parası ile 20 TL tutarındaki bozuk parasını gasp eden şahsın sanık ... olduğunu tam ve kesin olarak teşhis ettiğini, ayrıca ... isimli şahsın üst aramasında ele geçen metal işlemeli, beyaz kemik kabzalı, oluklu ve kilit tertibatı bulunan çakı bıçağı kendisine gösterildiğinde, olay esnasında bu çakının otosundan çalındığını ancak ilk ifadesinde bunu söylemeyi unuttuğunu beyan ettiğinin tespit edildiği,
    06.08.2007 tarihli tensip zaptıyla tutuklu iş olması nedeniyle mağdurun zorla getirilmesine karar verildiği, diğer celselerde de mağdur hakkında zorla getirme kararı verilerek bir çok adreste araştırıldığı hâlde ulaşılamadığı, mağdurun taki 02.02.2009 tarihinde beyanının alınabildiği,
    Yerel Mahkemenin 29.11.2007 tarihli duruşma zaptında; telefon ile duruşmaya çağrılan mağdurun can güvenliği olmadığı için Mahkemeye gelemeyeceğini bildirdiğinin yazdığı,
    Sanık ..."ın müdafisi olan Av. ... tarafından Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan 23.03.2009 tarihli, bozma sonrası sunduğu tarihsiz ve 01.02.2011 havale tarihli temyiz dilekçeleriyle; mağdurun tüm zararının müvekkilinin babası tarafından savcılık aşamasında tazmin edildiğini ve müvekkili hakkında tüm yasal indirim sebeplerinin uygulanması talebinin bulunduğunu bildirdiği,
    Yerel Mahkemece kurulan 23.03.2009 tarihli mahkûmiyet hükmünde; aradan uzun süre geçtikten sonra dinlenen mağdurun, alınan para ve cep telefonunun geri verilmediğini beyan etmesi nedeniyle sanıklar hakkında TCK"nın 168. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği,
    Mağdur ... adına imzalı görünen, Bahçelievler Mah. .... İstanbul/Beykoz adresinden posta yoluyla Yerel Mahkemeye gönderilen ve 19.07.2010 tarihinde dosyasına havale edilen dilekçeden; sanık ..."nin yakınları tarafından tüm zararının karşılandığını ve şikâyetçi olmadığının yazıldığı,
    Yerel Mahkemece 20.07.2010 tarihli celsede; mağdurun tarihsiz dilekçe göndererek ..."nın yakınları tarafından zararının karşılandığını belirttiğinden bu konuda ayrıntılı beyanına başvurulmak üzere adresinden zorla getirilmesine karar verildiği,
    Sanık ... tarafından Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan 16.09.2010 tarihli dilekçede; mağdurun mahkemede şikâyetçi olmadığını beyan etmesi nedeniyle hakkında TCK’nın 168. maddesinin uygulanmasını talep ettiği,
    Kolluk görevlilerince düzenlenen 08.10.2010 tarihli tutanakta; Bahçelievler Mahallesinde Aydınlıyolu Caddesinin bulunmadığının tespit edildiği,
    Yerel Mahkemece 03.11.2010 tarihli celsede dosya kapsamı ve mevcut delil durumu göz önüne alınarak müştekinin celp ile dinlenmesi kararından dönülmesine oybirliğiyle karar verildiği,
    Sanık ... Aydaşlı müdafisi Av. ... tarafından sunulan 30.12.2010 tarihli dilekçe ile; müvekkilinin, mağdurun zararını karşılaması göz önünde bulundurularak hakkında yasal ve taktiri nitelikteki lehe kanun maddelerinin uygulanmasının talep edildiği,
    Yerel Mahkemece kurulan 30.12.2010 tarihli mahkûmiyet hükmünde; sanıklar etkin pişmanlık hükümlerini yerine getirmediğinden haklarında TCK"nın 168/3. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği,
    Sanık ... tarafından verilen 27.01.2011 tarihli temyiz dilekçesinde; mağdurun mahkemeye sunduğu dilekçesinde zararının karşılandığını beyan etmesine rağmen hakkında TCK"nın 168/3. maddesinin uygulanmamasının hata olduğunu, ailesinin korkması nedeniyle suçu işlemediği hâlde mağdurun çok az olan zararını karşıladığını yazdığı,
    Sanık ...’nin müdafisi Av. ... tarafından sunulan 31.01.2011 havale tarihli temyiz dilekçesinde; müvekkilinin yakınlarınca mağdurun tüm zararının karşılanmasına rağmen müvekkili hakkında etkin pişmanlık hükümlerince indirim yapılmamasının hukuka aykırı olduğunun bildirildiği,
    Sanık ... tarafından Özel Daireye sunulan 21.02.2012 tarihli dilekçe ile; Yerel Mahkeme sürecinde mağdurun zararını ödediğini, mal beyanında bulunduğunu, 1/3 oranındaki indirimden faydalanamadığını, bu konuyu protokol olarak Mahkeme heyetine sunmadıklarını, avukatı aracılığı ile bu durumu protokol olarak sunmak ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediği,
    Anlaşılmaktadır.
    Mağdur ... kollukta; taksi şoförü olarak çalıştığını, 03.06.2007 tarihinde saat 03.00 sıralarında Bostancı Gösteri Merkezinin karşısındaki otobüs durağında bekleyen birisinin işaret ederek kendisini durdurduğunu, nereye gideceğini sorması üzerine "Dudullu"ya gideceğim, yalnız aynı istikamete gidecek iki kişi daha var onları da alalım." demesi üzerine bu şahısların da arabaya bindiklerini, kendisini durduran şahsın aracın ön koltuğuna oturduğunu, bu şahsı görse tanıyabileceğini, diğer şahısların ise arka koltuğa oturduklarını, Dudullu"ya geldiklerinde öndeki şahsın buradan birisini alacağız diyerek kendisini durdurduğunu, bu sırada elindeki poşetin içerisinde bulunan ahşap saplı ekmek bıçağını çıkartarak kendisine saldırmaya başladığını, aracı boşa alıp bıçağı sol eliyle tuttuğunu, tarif edemeyeceği arkasında oturan şahsın boğazına ip takmaya çalıştığını, bu sırada üzerinde bulunan paraları "Alın lan istediğiniz bu." diyerek yüzlerine savurduğunu, onlar bu paraları toplamak isterken kendisinin aracın kapısını açarak yakında bulunan evlere doğru kaçtığını ve yardım istediğini, polisler geldiğinde arabasını terk edilmiş hâlde olay yerinden 100-150 metre ileride bulduklarını, üzerindeki 120 TL ile araba da bulunan 20 TL bozuk parayı alan bu kişilerden şikâyetçi olduğunu,
    Mahkemede; Bostancı"dan saat 03.00 sıralarında sürücülüğünü yaptığı taksiye yolcu olarak aldığı kişiler tarafından saldırıya uğradığını, olay esnasında bir bıçak çıkarıldığını, bıçağı eliyle tuttuğu için elinin kesildiğini, kendisine "Elinde ne varsa ver." gibi sözler söylendiğini, yalnızca Aydın isimli kişiyi teşhis ettiğini, bıçağı çeken ve "Üzerinde ne varsa ver." diyenin o olduğunu, bu kişinin yanında oturduğunu, arkada bulunan iki kişiden birisinin boğazına ip geçirdiğini, hatta bu ipin çenesine kadar geldiğini, sanıkların sarhoş olmalarından faydalanıp ipi çekerek yere attığını, aracın arkasında oturan kişileri teşhis edemediğini, sanıkların bu kadar cezaevinde yatmaları nedeniyle şikâyetçi olmadığını, hatırladığı kadarıyla 110 TL parasının ve cep telefonunun alındığını, alınan cep telefonu ve parasının iade edilmediğini, arkadaşının kendisine hediye ettiği bir bıçağın taksinin torpido gözünde durduğunu, bu bıçağın sanıklardan birisinin üzerinde bulunduğunu, daha sonra polis memurlarının söz konusu bıçağın sanık ..."ın üzerinde bulunduğunu söylediğini, bıçak kendisine emniyette gösterildiğinde bu bıçağın arabanın torpido gözünde bulunan bıçak olabileceğini söylediğini,
    İfade etmiştir.
    Sanıklar soruşturma aşamasında ve Mahkemede; üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmediklerini savunmuş, mağdurun zararını giderdiklerine dair herhangi bir sözlü beyanda bulunmamışlardır.
    Pişmanlık Türk Dil Kurumu Sözlüğünde; "Yaptığı bir iş ya da davranışının olumsuz sonucunu görerek üzülme, nadim olma" şeklinde tanımlanmaktadır.
    Öğreti ve uygulamada; "Bir suçun işlenmesinden sonra failin, herhangi bir dış etken bulunmaksızın kendi hür iradesiyle, meydana gelen neticeyi ortadan kaldırmaya yönelik davranışlarına etkin pişmanlık" denilmektedir.
    Türk Ceza Kanunu’nun kabul ettiği suç teorisi uyarınca, suçun kanuni tanımında yer alan unsurların gerçekleşmesiyle, ortaya cezalandırmayı gerektirir bir haksızlık çıkmakta ve kusurluluğu kaldıran bir sebebin bulunmaması hâlinde, fail hakkında bir ceza ya da güvenlik tedbirine hükmolunmaktadır. Fakat bazı hâllerde kanun koyucu, failin cezalandırılması için başka birtakım unsurların da bulunması veyahut bulunmamasını aramıştır. İşte haksızlık ve kusur isnadı dışında kalan bu gibi hususlar "suçun unsurları dışında kalan hâller" başlığı altında ele alınmaktadır. Bunlardan failin cezalandırılması için gerekli olanlara "objektif cezalandırılabilme şartları," bulunmaması gerekenlere ise "şahsi cezasızlık sebepleri" ya da "cezayı kaldıran veya azaltan şahsi sebepler" denilmektedir (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, Ankara 2016, 9. Baskı, s. 359.). Bu yönüyle etkin pişmanlık, cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler arasında yer almaktadır.
    İşledikleri suç nedeniyle şahısların cezalandırılması kural olmakla birlikte, bir kısım şartların gerçekleşmesi durumunda kişi hakkında ceza davasının açılmasından, açılmış olan davanın devamından ve sonuçta ceza verilmesinden veya mahkûm olunan cezanın infazından vazgeçilmesi izlenen suç politikasının bir gereğidir. Bilindiği üzere suç, bir süreç içerisinde işlenmekte olup, buna suç yolu ya da "iter criminis" denilmektedir. Bu süreçte fail, önce belli bir suçu işlemek hususunda karar vermekte, daha sonra bunun icrasına yönelik hazırlıkları yapmakta, son olarak icra hareketlerini gerçekleştirmektedir. Çoğu suç, fiilin icra edilmesiyle tamamlanırken, kanuni tarifte ayrıca bir unsur olarak neticeye yer verilen suçlarda, suçun tamamlanması için fiilin icra edilmesinden başka ayrıca söz konusu neticenin gerçekleşmesi de aranmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesindeki "gönüllü vazgeçme" düzenlemesi ile failin suç yolundan dönerek, suçun tamamlanmasını veyahut da neticenin gerçekleşmesini önlemesi; etkin pişmanlığa ilişkin düzenlemeler ile de, suç tamamlandıktan sonra hatasının farkına vararak nedamet duyup neden olduğu haksızlığın neticelerini gidermesi için teşvikte bulunulması amaçlanmıştır.
    Etkin pişmanlık kavramıyla ilgili bu genel açıklamalardan sonra uyuşmazlığa konu 5237 sayılı TCK"nın 168. maddesindeki etkin pişmanlık müessesesini irdeleyecek olursak:
    5237 sayılı TCK"nın 08.07.2005 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun"un 20. maddesiyle değişik 168. maddesi;
    "1)Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs ve karşılıksız yararlanma suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
    2)Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
    3)Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.
    4)Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır" şeklinde iken; 6352 sayılı Kanun’un 84. maddesi ile yapılan değişiklikle "ve karşılıksız yararlanma" ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye eklenen 5. fıkrada karşılıksız yararlanma suçlarında etkin pişmanlıkla ilgili farklı bir düzenlemeye gidilmiştir.
    Anılan madde bu düzenleniş şekliyle, 765 sayılı TCK"nın 523. maddesinden oldukça farklıdır. 29.06.1955 tarihli ve 10-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Ceza Genel Kurulunun 11.11.1997 tarihli ve 248-288 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında açıklandığı üzere, 765 sayılı TCK"nın 523. maddesi, "iade ve tazmin" esasına dayalıdır. 5237 sayılı TCK"nın 168. maddesi ise tazminden çok "pişmanlık" esasını ön plana çıkarmaktadır.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.05.2008 tarihli ve 127-147 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere; TCK"nın 168. maddesinde yer alan "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanabilmesi için, maddede sınırlı bir şekilde sayılan suçların işlenmesi hâlinde, failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı, aynen geri verme ya da tazmin suretiyle gidermesi gerekmektedir.
    Öğretide hâkim olan görüşe göre de; 5237 sayılı TCK"nın 168. maddesinin, 765 sayılı TCK"nın 523. maddesinden farklı olarak; "tazminden çok pişmanlık" esasına dayandığı kabul edilmektedir. (Durmuş Tezcan-Mustafa Ruhan Erdem-Murat Önok, Teorik Ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 11. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2014, s. 696-702; Veli Özer Özbek-Mehmet Nihat Kambur-Koray Doğan-Pınar Bacaksız-İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 8. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2015, s. 615-618.)
    Bu açıklamaların sonucu olarak; iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu veya kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçirilmiş olması gibi hâllerde, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden, TCK"nın 168. maddesinin uygulanma şartları oluşmayacaktır. Bununla birlikte, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun uğradığı zararın aynen geri verme veya tazmin suretiyle giderilmesi şartı yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp davranışlar yoluyla da gösterilebileceği; yine sanığın en azından pişmanlığını ya da iade ve tazmine rıza gösterdiğini ortaya koyacak söz veya davranışlarda bulunması, karşı duruş sergilememesi koşuluyla, suç nedeniyle meydana gelen zararın, sanık adına, üçüncü kişilerce giderilmesi hâlinde de sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması olayın özelliklerine göre mümkün olabilecektir.
    Maddenin uyuşmazlık konusunu ilgilendiren kısmen iade veya tazmin hâlinde etkin pişmanlığı düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 168. maddesinin dördüncü fıkrasının; “kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır” şeklindeki açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere kanun koyucu, kısmen iade veya tazmin nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasında, mağdurun iradesini esas almak suretiyle, bu hükmün uygulanabilmesini mağdurun rızası şartına bağlamış, mağdurun kısmi iade ve tazmine rıza göstermemesi hâlinde ise, failin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanamayacağını hüküm altına almıştır.
    Kısmi iadeden ne kastedildiğine ilişkin kanun maddesinde ve gerekçesinde bir açıklama bulunmamakla birlikte, etkin pişmanlık müessesinin bir amacının da mağdurun suçtan gördüğü zararın giderilmesi ve uğradığı haksızlığın meydana getirdiği sonuçların onarılması olduğu göz önüne alındığında, kısmi iadenin mağduru tatmin edecek miktarda ve mağdur açısından doğrudan sonuç doğurucu nitelikte olması, ayrıca bunun sonucu olarak da mağdura ilave külfet yüklememesi gerekmektedir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    03.06.2007 tarihinde saat 03.00 civarlarında mağdurun 34 T.. 7. plaka sayılı ticari taksi ile seyir hâlinde iken sanık ...’ın, el kaldırarak araca müşteri gibi bindikten sonra mağdura yan tarafta bekleyen iki arkadaşının daha olduğunu, onların da Dudullu’ya gideceğini söyleyerek sanıklar ... ve ...’nin de araca binmesini sağladığı, Trabzon caddesi civarına geldiklerinde araç durunca sanık ...’ın çıkardığı ekmek bıçağıyla mağdura saldırdığı, mağdurun bu bıçağı tutması üzerine bu defa arkada oturan sanık ...’in bir ip ile mağdurun boğazını sıkmaya başladığı, korkuya kapılan mağdurun paraları sanıkların üzerine atıp onların bu paraları toplamasını fırsat bilerek araçtan uzaklaştığı, sanıkların aracı alarak 100-150 metre gittikten sonra aracı bırakıp olay yerinden kaçtıkları, daha sonra başka bir olaydan dolayı yakalanan sanık ...’ın yapılan üst aramasında mağdura ait bıçağın ele geçirildiği olayda; mağdurun kovuşturma aşamasında 110 TL"sinin, cep telefonunun ve bıçağının alındığını, parasının ve cep telefonunun iade edilmediğini beyan etmesine karşın, Yerel Mahkemeye posta yoluyla Bahçelievler Mah. .... İstanbul/Beykoz adresinden gönderilen ve mağdur adına imzalı görünen tarihsiz dilekçe ile sanık ..."nin yakınları tarafından mağdurun tüm zararının karşılandığının bildirilmesi üzerine Yerel Mahkemece mağdura ulaşılarak bu konuyla ilgili dinlenilmesine karar verilmesi, yaptırılan kolluk incelemesinde dilekçenin gönderildiği adresin mevcut olmadığının tespit edilmesi, diğer adreslerinden de araştırılmasına rağmen mağdura ulaşılamaması üzerine ara kararla mağdurun dinlenilmesinden vazgeçilmesi, mağdurun tüm aşamalarda zararının giderilmediğini beyan etmesi, sanıkların da mağdurun zararını giderdiklerine dair dosyaya bir belge sunmamış olmaları hususları birlikte gözetildiğinde, Yerel Mahkemenin sanıklar hakkında TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerini uygulamamasının isabetli olduğu ve eksik araştırmanın bulunmadığı kabul edilmelidir.
    Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının tespiti açısından eksik araştırma ile hüküm kurulduğu" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle,
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 17.10.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

    .

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi