11. Hukuk Dairesi 2017/5412 E. , 2019/2000 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/04/2017 tarih ve 2016/456 E. - 2017/172 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince verilen 28/09/2017 tarih ve 2017/830-2017/838 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Kürşat Ayaz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; ticaret unvanı 2008 yılından bu yana "GÜNDOĞAN" unsurundan oluşan müvekkilinin "G GÜNDOĞAN İNŞAAT+Şekil" ibaresinin tescili için marka başvurusunda bulunduğunu, 2015/72681 sayılı 37. sınıf hizmetleri kapsayan başvurunun bir kısım mal ve hizmet sınıfları bakımından reddedilerek kalan sınıflar bakımından marka bültenin de ilan edildiğini, davalı şirketin "GÜNDOĞANLAR İNŞAAT LİMİTED ŞİRKETİ MURAT GÜNDOĞAN+Şekil" ibareli markasına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiğini, itirazın Markalar Dairesi tarafından kabul edilerek müvekkilinin başvurusunun reddedildiğini, müvekkilinin ret kararının kaldırılması istemiyle yapmış olduğu itirazın da YİDK kararıyla reddedildiğini, başvuru konusu işaret ile davalının itiraza mesnet markasının karıştırılmaya neden olacak derecede benzer olmadığını, "GÜNDOĞAN" ibaresinin ortaklığından kaynaklı bir karıştırılma ihtimali doğmasının mümkün bulunmadığını ileri sürerek YİDK"nın 2016-M-9560 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili; markalar arasında ayniyet derecesinde benzerliğin bulunduğunu, farklılıkların yeterli derecede ayırt edicilik sağlamadığını, aynı mal ve hizmetleri kapsadıklarını, kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; redde mesnet alınan markanın ilk göze çarpan, asıl ve ayırt edici unsurunun "GÜNDOĞAN" ibaresinden oluştuğu, "LAR" ekinin sadece sözcüğü çoğul hale getirdiği, markanın yazıldığı gibi okunduğu, diğer unsurların ayırt edicilikte yeterince ön planda olmadıkları, başvuru konusu işarette de "GÜNDOĞAN" ibaresinin asıl ve ayırt edici unsur olduğu, diğer unsurların yeterince farklılık yaratmadığı, redde mesnet "GÜNDOĞAN" esas ve ayırt edici unsurlu marka ile başvuru konusu işaretin "GÜNDOĞAN" ibareleri itibariyle aynı veya benzer anlamsal, işitsel ve görsel etkiyi bıraktıkları, bıraktıkları izlenimin bağlantılı oldukları yönünde kanaat oluşturduğu, ayırt ediciliği zayıf nitelikte olan diğer ekler itibariyle küçük bir görsel fark varsa bile bu farklılığın hedef tüketici kitlesince algılanamayacağı, redde mesnet alınan markanın kapsamındaki 37. sınıftaki hizmetlerin, başvuru konusu işaretin kapsamında olup reddedilen hizmetlerle ilişkili ve aynı tür olduğu, ürün ve hizmetlerin aynı dağıtım kanallarından geçtikleri, aynı iş yerlerinde sunuldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, "G GÜNDOĞAN İNŞAAT+Şekil" ibareli başvuru ile redde mesnet "GÜNDOĞANLAR İNŞAAT LİMİTED ŞİRKETİ MURAT GÜNDOĞAN+Şekil" ibareli marka arasında 556 sayılı KHK"nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, markalardaki ayırt edici unsurun "GÜNDOĞAN" ibaresinden oluştuğu, başvuru konusu markada yer alan diğer unsurların markaya ayırt edicilik katmadıkları, anılan ibarenin davacı şirketin ortaklarının soyadı olmasının ve uzun yıllardır davacının bu unvanla inşaat sektöründe faaliyet göstermesinin de başvurunun tescilini gerektirmediği, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK"nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK"nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK"nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 13,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11/03/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.