Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/17745
Karar No: 2020/164
Karar Tarihi: 14.01.2020

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/17745 Esas 2020/164 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2016/17745 E.  ,  2020/164 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

    Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ilişkin olarak verilen karar asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli, asıl davada davacı ... vekili tarafından katılma yoluyla süresinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 14.01.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat gelmedi, diğer temyiz eden davacılar vekili Avukat ... geldi, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
    -KARAR-
    Asıl ve birleştirilen davalar tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir.
    Asıl davada davacı, davalı kardeşi ile birlikte yarı yarıya parasını ödeyip jest olarak dava dışı anneleri ... adına tescil ettirdikleri 4 numaralı bağımsız bölümü, ortağı oldukları şirketin mevcut kredi borcunu ödemek için konut kredisi temin edebilmek amacıyla göstermelik olarak önce dava dışı ...’e satış yoluyla devrettiklerini, daha sonra davalının taşınmazı devralmasıyla konut kredisi temin ettiklerini, söz konusu satışlar gerçek olmamasına rağmen davalının zamanla bu durumu inkar ettiğini ileri sürerek taşınmazın tespit edilecek değerinin yarısının tahsilini istemiş, 31.12.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile taşınmazın mirasbırakanı ... tarafından muvazaalı olarak temlik edildiğini, davalının bedel ödemediğini ileri sürerek miras payı oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesini talep etmiştir.
    Birleştirilen davada davacı, mirasbırakan annesi ...’nın maliki olduğu 4 numaralı bağımsız bölümün davalının kredi temin edebilmesi amacıyla önce dava dışı ...’a, onun tarafından da davalıya muvazaalı olarak satış suretiyle devredildiğini ileri sürerek miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemiştir.
    Asıl ve birleştirilen davada davalı, davacının herhangi bir alacağının söz konusu olmadığını, gerçekte satın aldığı taşınmazı emaneten annesi ... adına tescil ettirdiğini, ihtiyaç duyunca da geri aldığını belirtip asıl ve birleştirilen davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, davalının taşınmaz bedelini ödediği iddiasını kanıtlayamadığı, davalıya yapılan temlikin bedelsiz ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüyle tapu kaydının iptaline miras payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
    Dosya içeriğinden toplanan delillerden, mirasbırakan ..."nın maliki olduğu ... ada ... parseldeki 500/36218 payının tamamını 18.11.2005 tarihinde dava dışı ..."e satış suretiyle temlik ettiği, ..."ın da kat irtifaklı 4 nolu meskeni ( 500/36218 arsa paylı) 14.12.2005 tarihinde asıl ve birleştirilen davada davalı ..."a devrettiği, 1928 doğumlu mirasbırakanın 12.03.2013 tarihinde öldüğü, geriye mirasçıları olarak tarafların kaldığı anlaşılmaktadır.
    Asıl dava 31.12.2014 tarihli ıslah dilekçesi üzerine muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası olarak nitelendirilmiştir.
    Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
    Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237., (Borçlar Kanunu"nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
    Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ile durumun aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
    Öte yandan, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat külfeti 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi ile Türk Medeni Kanunun (TMK) 6. maddesi gereği davacı tarafa aittir.
    Ne var ki mahkemece asıl dava yönünden yukarıda belirtilen ilke çerçevesinde herhangi bir araştırma yapılmamıştır.
    Hal böyle olunca, asıl davada yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
    Birleştirilen davaya gelince; davacı ... davada inançlı işlem hukuki sebebine dayanmış ancak iddiasını ispata elverişli yazılı delil veya delil başlangıcı niteliğinde belge ibraz edemeyip davalıya yemin teklifinde bulunmuştur. Davalı tarafından usulünce yemin edilmesi nedeniyle birleştirilen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesi de doğru değildir.
    Kabule göre, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda dava değeri, dava konusu edilen taşınmazın ya da taşınmazların toplam değeri üzerinden davayı açan mirasçı ya da mirasçıların payına isabet eden değer olup, somut olayda davacının miras payına isabet eden ve harcı tamamlanan 200.000,00 TL değer üzerinden asıl dava davacısı lehine vekalet ücreti tayini gerekirken eksik vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir.
    Asıl davada davacı ... vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekilinin değinilen yönler itibariyle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 02.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince temyiz eden taraflardan gelen davacı ... vekili için 2.540.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin diğer temyiz eden davalı-birleştirilen davalı ..."dan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi