13. Hukuk Dairesi 2017/7625 E. , 2019/5540 K.
"İçtihat Metni"......
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalarda alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmasız, davalı- ... avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde duruşmalı temyiz eden davalı ... vekili avukat .........ile temyiz eden davacı vekili avukat ..."in gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, asıl davada 1996 yılında ulusal televizyonlardan davalıların ...’nın......... devre mülk inşa ederek satışa sunduklarını öğrendiğini, kısıtlı imkanları ile ilk başta cazip görünen bu devremülklerden 30.10.1997 tarihli sözleşmeyle 98 adet A grubu, 70 adet B grubu, 70 adet C grubu devre mülkü 1.340.000 DM (........ Markı) peşin ödeyerek satın aldığını, sözleşmedeki edimlerini yerine getirmesine rağmen davalıların satış sözleşmesinde yazılı bulunan yükümlülükleri yerine getirmediklerini ileri sürerek, şimdilik kullanım bedeli olarak 3.250,00 TL, devremülk hakkı için ödenen 1340.000 DM (Alman Markı) karşılığı 685.131 Euro nun şimdilik 1.500,00 TLsini, cezai şart bedeli olarak şimdilik 1.500,00 TL olmak üzere toplam 6.250,40 TL.nin ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 16.8.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini ıslah ederek 1.177.340,00 TL devremülk ve cezai şart bedelinin tahsilini istemiştir. Birleşen davada ise A, B ve C grubu devremülklerin toplam bedelinden ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilen 1.178,840 TL düşülmek suretiyle 571,160 TL bakiye devremülk bedelinin dava tarihinde avans faiziyle davalı ..nden tahsilini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece bozmaya uyularak, Asıl davada; davanın kısmen kabulü ile, A tipi, B tipi ve C tipinden toplam 238 adet devre mülk değeri için 16/08/2012 ıslah dilekçesi de dikkate alınarak, tespit edilen toplam 1.178.840,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren en yüksek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, diğer taleplerinin reddine, birleşen davanın kabulü ile 571,160 TL alacağın davalı .... tahsiline karar verilmiş; hüküm, asıl dava yönünden davacı ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkemede, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını, ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz.... Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Yine HMK.nun 27.maddesinin 2. bendi c bölümünde de, hukuki dinlenilme hakkının “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini” içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır. Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır. Dava 238 adet devre mülk satın alınıp bedelinin peşin ödenmesine rağmen taşınmazların teslim edilmemesi nedeniyle meydana gelen zararın tazminine yöneliktir. Davacı 16.08.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile, devremülkler için ödenen 1.340.000 DM karşılığı olan 685.131 Euro’nun dava tarihi itibari ile değeri olan 1.177.340,00 TL ile sözleşmede cezai şart olarak kararlaştırılan 1.177.340,00 TL.’nın tahsilini istemiştir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; hüküm altına alınan rakama nasıl ulaşıldığı gerekçede gösterilmemek suretiyle bu hükmün denetimini imkansız kıldığı gibi, talep aşılmak suretiyle de yasanın aradığı anlamda ve denetime uygun gerekçeli bir kararın mevcut olmaması nedeniyle, mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, 2.037,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 31,40 TL harcın davacıya, 17.505,80 TL harcın davalı-..."na iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/04/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.........