1. Hukuk Dairesi 2016/14639 E. , 2020/144 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Davacı, ortak mirasbırakanları ... ve ..."den intikal eden terekenin taksimi konusunda davalılar ile şifahen anlaştıklarını, anılan anlaşma uyarınca kendisine bir kısım taşınmazların bırakılacağının ve üzerine de ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, taşınmazlar devretmesine rağmen davalıların taahhüt ettikleri ödemeyi yapmadıklarını, ayrıca taraflara verilen taşınmazlar arasında aşırı fark bulunduğunu ileri sürerek taksim sözleşmesinin iptali ile tüm taşınmazların payları oranında mirasçılar adlarına tescilini istemiştir.
Davalılar, davacıya nakdi ödeme yapılacağı iddiasının yazılı delil ile kanıtlanması gerektiğini ve davacı iddialarının doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece “Dava dilekçesi içeriği ve iddanın ileri sürülüş biçiminden davada vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayanıldığı görülmektedir. ...Somut olaya gelince; mahkemece yukarıdaki ilkeler çerçevesinde inceleme ve araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde ve dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar doğrultusunda, davacının vekâletle verdiği yetki dışında vekilin işlem yapıp yapmadığı, davacıyı zararlandırma kastıyla değeri düşük taşınmazların verilip verilmediğinin araştırılması, taraf delillerinin toplanması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuş, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakanlardan ...’ın 04.01.2003 tarihinde, ...’ın ise 10.05.2005 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları ..., ..., ... ve ...’in kaldıkları, mirasbırakan ...’e ait ... parsel sayılı taşınmazdaki 17 nolu bağımsız bölüm ile ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazların mirasçılarına intikalinden sonra 16.08.2005 tarihli akitle yapılan rızai taksim neticesinde; ... ve ... parsel sayılı taşınmazların davacı adına, 17 numaralı bağımsız bölümün ... adına, ... parsel sayılı taşınmazın ... adına, ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların da ... adına tescil edildikleri, anılan akitte davacı ... adına işlemleri ... 5. Noterliğinin 12.08.2005 tarihli ve 16126 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil tayin edilen İbrahim’in yaptığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, vekalet vereni zararlandırma amacıyla hareket edildiğini ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ispat külfeti 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi ile Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi gereği davacı tarafa aittir.
Somut olayda, davacı vekili bozma öncesi son celsede “...müvekkilimizin bize vermiş olduğu yazılı beyanında tapuda yapılan işlemden sonra İbrahimden 6.900,00TL, ...’dan 5.300,00 TL, ... 5.300,00TL. olmak üzere toplam 17.500,00TL aldığını, tüm taşınmazların toplam bedelinden aldığı miktarın düşülerek hissesine düşeni talep etmektedir, taksimin orantılı yapılmadığını savunmaktadır” yönünde beyanda bulunmuştur. Bu ifadeden davacının temlik edilen taşınmazlar için bedel aldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davacı vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasını ispat için tanık da bildirmemiştir. Dolayısıyla, eldeki davada toplanan delillere göre TMK’nın 6. ve HMK’nın 190. maddeleri uyarınca iddianın kanıtlandığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, davanın reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.