Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden paydaş olduklar....parsel sayılı çaplı taşınmazda paylarına isabet eden yeri davalının kullandırmadığını, ihtarnameye rağmen teslim edilmediğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, son oturumda davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı A...R..Ü... yönünden çekişmeli taşınmazda payı olmadığından davanın reddine, diğer davacılar yönünden ise, davalının payından fazla yer kullanmak suretiyle davacıların payına müdahale ettiği gerekçesi ile (A) ve (B) ile gösterilen toplam 75869 m2 lik yere davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi ’nın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalı Bilgi vek Bozdoğan yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Nevarki mahkemece yapılan araştırma soruşturma ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.Özellikle paydaşlar arasında harici bir taksim yada fiili kulanım biçimi olup olmadığı belirlenmediği gibi, keşif sırasında sadece taşınmazın bir bölümü üzerinde uygulama yapılmış diğer bölümler üzerinde bir araştırma yapılmamıştır.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamıyan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 706, B.K.nun 2l3, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Nevarki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, " akte vefa" kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda uygulama yapılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere olaya uygun olmayan gerekçelerle hüküm kurulması isabetsizdir.Davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK."nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 5.2.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.