3. Hukuk Dairesi 2021/2325 E. , 2021/11301 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; oluşturdukları ortak girişim ile davalı Belediye tarafından açılan temizlik hizmet alımı ihalesine katıldıklarını ve ihale sonucunda 13/05/2013 tarihli temizlik hizmet alımı sözleşmesini imzaladıklarını, bu aşamada 15.193,52 TL ihale karar pulu bedeli, 25.311,98 TL damga vergisi ve 2.118,62 TL KİK payı olmak üzere toplam 42.623,13 TL ödeme yaptıklarını, edimlerini sözleşmeye uygun yerine getirirken Kamu İhale Kurulu kararına istinaden davalı Belediye tarafından 20/08/2013 tarihli yazı ile sözleşmenin tek taraflı feshedildiğini ileri sürerek; fazladan ödenen 15.448,87 TL sözleşme damga vergisi, 9.260,58 TL sözleşme karar pulu ve 1.000 TL KİK payı olmak üzere toplam25.709,45 TL"nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmişlerdir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacı tarafından ödenen vergilerin davalı Belediye tarafından vergi dairesine yatırıldığı, dolayısıyla davacının alacağını Maliye Hazinesinden istemesi gerektiği gerekçesiyle, davanın husumet yokluğundan reddine dair verilen karar; davacı tarafın temyizi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince verilen 28/03/2019 tarihli ve 2017/2112 Esas 2019/4167 Karar sayılı kararla; uyuşmazlığın, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının akidi olan davalı Belediyeye husumet yöneltilebileceği, bu nedenle işin esasına girilip taraf delilleri toplanarak hasıl olacak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece, kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarında; "Davacının davasının Kabulü ile 25.709,45TL"nin 23/09/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verildiği halde, sonradan yazılan gerekçede; "...Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanmakta olu
bilirkişi heyeti tarafından sözleşmenin mahkeme ve KİK kararına dayalı olarak davalı tarafından sonlandırıldığı, sonlandırma işleminde tarafların kusurlarının bulunmadığı, kusuru bulunmayan davacının sözleşme nedeniyle uğradığı menfi zararı karşı taraftan talep edebileceği, davacı alacağının 24.689,45 TL olarak hesaplandığı..." belirtilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı tarafın göreve ve husumete ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Bilindiği üzere, mahkemece verilen hüküm, bir davayı esastan çözümleyen ve uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardandır. Bu hükümle, mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Bu aşamada yapılması zorunlu iş; hükmü, yasal gerekçeleriyle birlikte hâkimin yazmasından ibarettir. Eş söyleyişle, hükmün asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun biçimde kararda yer alması gerekir. Esasen, hükmün gerekçe taşıması, kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardan olup, bu kurala kanun koyucu HMK"nın 297 nci maddesiyle varlık kazandırmıştır.
Yine Anayasanın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre; gerekçe, hükümle çelişik olamaz. Aksinin kabulü, mahkemelere güveni sarsacağı gibi Anayasa ve kanunlarda yer alan açık kurallara aykırılık oluşturur.
Mahkemece, yukarıda açıklanan bu hususlar gözetilmeksizin, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; uyulan bozma kararı doğrultusunda, gerekçe ile hüküm arasındaki çelişki giderilecek şekilde vicdani kanaate göre yeniden uyuşmazlığın esası hakkında bir karar vermek olmalıdır.
3) Bozma nedenine göre, davalı tarafın esasa ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın göreve ve husumete ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nın 428 inci maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın esasa ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nın 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.