10. Hukuk Dairesi 2015/860 E. , 2016/8003 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Asıl dava ve birleşen dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl dava ve birleşen davaya ilişkin hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanunun 35, mükerrer 35, mülga 506 sayılı Kanunun 80. ve bazı maddeleri dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinde düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanunun 80/12 maddesi, "Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur." hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanunun 88/20 maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. " hükmünü düzenlenmiştir.
6183 sayılı Yasa"nın 35. maddesinde ise, “Limited şirket ortakları şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar” hükmü öngörülmüş iken, öngörülen istisnaları dışında 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren Amme Alacaklarının Tahsili Usûlü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 04.06.2008 tarih 5766 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde yer alan “Şirketten tahsil imkanı bulunmayan” ibaresi şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı maddeye, “Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden, birinci fıkra hükmüne göre, müteselsilen sorumlu olurlar. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda, pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde, bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olurlar.” şeklinde fıkralar eklenmiştir.
Bu durumda, davacının 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi doğrultusunda, asıl borçlu limited şirketteki hisselerini “devraldığı tarihten öncesine ait” amme alacaklarının ödenmesinden devreden ortakla birlikte “ortaklık hissesi oranında” müteselsilen sorumlu olduğu tartışmasızdır. 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesine göre de, davacı hissedar olduğu dönemde aynı zamanda şirket müdürü olarak yer almış ise müdürlük yetkisi bulunan dönemde borcun tamamından şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacaktır.
Dosya içeriğinden, davacının asıl borçlu K... Medya Otomotiv Tem... Ltd. Şti.’nde 07.03.2006 - 21.11.2006 tarihleri arasında şirket müdürü ve ortağı olduğu, 21.11.2006 tarihli ortaklar kurulu kararı ile hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, bu tarihten sonraki dönemde şirkete yeniden ortak veya müdür sıfatı ile yer alıp almadığının araştırılmamış olduğu, davacıya anılan şirketin 2005/9-2007/1 arası döneme ilişkin prim ve işsizlik sigortası primi borcuna ilişkin ödeme emirleri tebliğ edildiği ve davacı tarafından süresinde açıldığı anlaşılan eldeki (asıl ve birleşen) dava ile bu ödeme emirlerinin iptalinin istendiği anlaşılmış olup, Mahkemece, davacının şirket ortağı ve müdürü olması sebebiyle borcun tamamından hissesi oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı yönünden 506 sayılı Kanunun 80. ve 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde yer alan düzenlemelerinin uygulama koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmediği ve davacının hem ortaklığı sebebiyle hissesi oranında sorumlu olduğunun belirtilmesi hem de müdürlük yetkisi sebebiyle borcun tamamından sorumlu tutulması sebebiyle de kararın kendi içinde çelişkili olduğu açıktır.
Bu bakımdan, Mahkemece, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde davacının müdürlük ve ortaklık dönemleri ayrı ayrı belirlenmeli, 21.11.2006 tarihinden sonraki dönemde de davacının müdürlük yetkisinin ve/veya ortaklığının bulunup bulunmadığı ticaret sicil kayıtları ve şirket kayıtları üzerinden araştırılmalı, davacının borçtan sorumlu olduğu dönemler ve sorumluluk miktarları bu dönemlere göre ayrı ayrı irdelenerek sonucuna göre, infaza elverişli, çelişkiden uzak bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda asıl ve birleşen dosya davacısı ..."e geri verilmesine, 12.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.