11. Hukuk Dairesi 2017/4974 E. , 2019/1873 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 22/06/2017 tarih ve 2016/454-2017/268 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin asıl ve birleşen 2010/131 esas sayılı davada davalı/birleşen 2010/139 esas sayılı davada davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı ... A.Ş. vekili asıl davada, davalıların borçlusu ve kefili oldukları ticari işlek kredisi kapsamındaki borcun ödenmediğini ileri sürerek, 220.626,03 TL alacağının temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Davacı ... A.Ş. vekili birleşen 2010/131 Esas sayılı davada, davalıların borçlusu ve kefili olduğu ticari işlek kredi sözleşmesine dayalı borcun ödenmediğini ileri sürerek, 212.888,09 TL"nin davalılardan temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddi ile % 40 tazminatın tahsilini istemiştir.
Davacı ... vekili birleşen 2010/139 sayılı davada, davacının, davalı bankanın 2006 - 2007 yılından itibaren müşterisi olduğunu, kredi kullanmak için bankanın istemi üzerine çek ve senetleri ibraz ettiğini, bu çek ve senetler tahsil edildiği halde davacıya kredi kullandırılmadığını, banka müdürü tarafından "onay gelmedi" denilerek davacının oyalandığını, daha sonra davalı bankanın davacının izni ve bilgisi dışında kredi kullanıldığını, bu kredilere ilişkin davacının hiçbir dekont yada sözleşmede imzasının ve onayının olmadığını, davalı bankanın davacının ibraz ettiği çek ve senetlerden 70.500 TL"yi tahsil ederek kullandığını, tahsil edilen bu bedelin ve bankanın elinde bulunan diğer çek ve senetlerin istendiğinde banka müdürünün açığa alınmış olması nedeniyle bu isteğinin yerine getirilmediğinin bildirildiğini ileri sürerek davacının davalı bankaya 170.000 TL borçlu olmadığının tespitine, davalı bankanın alacağın %40 oranında tazminata mahkum edilmesine, 70.500 TL alacağın tahsil edildiği tarihten itibaren en yüksek ticari kredi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, davacıya iade edilmeyen çek ve senetlerin iptaline veya aynen iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka vekili, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamada mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hesap hareketlerinin incelenmesinden, davalıların imzalarının bulunmadığı bir kısım dekontlara rağmen ilgili meblağların kendi hesaplarına intikal ettiği, bir kısmı ile faiz ödemesi yapıldığı, taahhütnamelerdeki imzaların ihtilaf konusu olmadığı, davacı bankanın asıl ve birleşen 2010/131 sayılı dava yönünden iddia edilen alacağının bulunduğu, birleşen 2010/139 sayılı dosya yönünden ise, davacı ..."nun davalı bankaya asıl davada 220.626,03 TL borçlu olduğu ve bu sebeple açtığı menfi tespit davasında haklı olmadığının anlaşıldığı, davacının bankaca teminat alınan çek ve senetlerden dolayı alacağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen 2010/131 sayılı dava yönünden davacı ... A.Ş."nin davasının kabulüne, birleşen 2010/139 E sayılı dosya yönelik taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen 2010/131 sayılı davada davalı/ birleşen 2010/139 sayılı davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen 2010/131 E. sayılı davada davalı/birleşen 2010/139 E. sayılı davada davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece davalılara fiilen kullandırılan kredi tutarı üzerinden bir hesap yapılmak suretiyle varılan sonuç çerçevesinde düzenlenen hesap raporuna göre hüküm kurulmuş ve asıl davada alacağa yıllık %126, birleşen 2010/131 E. sayılı davada ise alacağa yıllık %48 oranında temerrüt faizi yürütülmesine karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ve davalıların da ikrarındaki genel kredi taahhütnamesinde akdi faiz oranlarındaki bölümler boş bırakılmış olup, belirlenebilecek akdi temerrüd faiz oranına tesadüf edilmemektedir. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplama incelendiğinde, genel kredi taahhütnamesinde bu hususta yer alan hükümlerde herhangi bir oran belirtilmemiş olmasına rağmen, hesap kat tarihinden dava tarihine kadar olan süreçte hesaba esas aldığı asıl dava bakımından %126, birleşen 2010/131 sayılı dava bakımından %48 oranının ne şekilde bulunduğu anlaşılamamaktadır. Bu durumda, bilirkişiden bu yöndeki faiz oranının ne şekilde saptandığı konusunda denetime elverişli ek rapor alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl ve birleşen 2010/130 E. sayılı davada verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekli, bozmada öngörülen hususların birleşen menfi tespit davasına etkisi dikkate alınarak, birleşen 2010/139 E. sayılı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve 2010/130 E. sayılı birleşen davada davalı/birleşen 2010/139 E. sayılı davada davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen 2010/130 E. sayılı davada davalı/birleşen 2010/139 E. sayılı davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün adı geçen taraf yararına BOZULMASINA, (3) bozma sebep ve şekline göre, birleşen 2010/139 E. sayılı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.