10. Hukuk Dairesi 2014/27959 E. , 2016/7520 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, sigortalının yaralanmasına neden olan olayın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 19.05.2004 tarihinde meydana gelen ve yaralanmasına neden olan trafik kazasının iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık konusu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunun 2"nci maddesine göre; hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılırlar. Söz konusu Kanunda “hizmet akdi” tarifine yer verilmemiş, yalnızca Borçlar Kanununda tanımlanan hizmet akdi ve iş mevzuatında tanımlanan iş sözleşmesine atıfla yetinilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 8’inci maddesinde iş sözleşmesi (hizmet akdi) tanımlanmış, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı mülga Borçlar Kanununun 313 – 354"üncü maddelerinde de bu konuda düzenlemeler yapılmıştır.
Borçlar Kanununda, anılan sözleşme, “Hizmet akdi bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeği taahhüt eder.” şeklinde tanımlanmış, aksine hüküm bulunmadıkça, hizmet akdinin özel şekle tabi olmadığı belirtilmiş, ücretin, zaman itibarıyla olmayıp yapılan işe göre verilmesi durumunda da işçinin belirli veya belirsiz bir zaman için alınmış veya çalışmış olduğu sürece akdin “parça üzerine hizmet” veya “götürü hizmet altında varlığını koruduğu açıklanmıştır. Belirtilmelidir ki, “ücret” unsuruna
her ne kadar tanımda ve iş sahibinin borçları belirtilirken yer verilmiş ise de, 506 sayılı Kanunun sistematiği ve takip eden diğer maddelerin düzenleniş şekline göre, anılan unsurun sigortalı niteliğini kazanabilmek için zorunlu olmadığının kabulü gerekir. Baskın olan bilimsel ve yargısal görüşlere göre, hizmet akdinin ayırt edici ve belirleyici özelliği, “zaman” ile “bağımlılık” unsurlarıdır. Zaman unsuru, çalışanın iş gücünü belirli veya belirsiz bir süre içinde işveren veya vekilinin buyruğunda bulundurmasını kapsamaktadır ve anılan sürede buyruk ve denetim altında (bağımlılık) edim yerine getirilmektedir. Bağımlılık ise, her an ve durumda çalışanı denetleme veya buyruğuna göre edimini yaptırma olanağını işverene tanıyan, çalışanın edimi ile ilgili buyruklar dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte bir bağımlılıktır. 506 sayılı Kanunun 4"üncü maddesinde işveren aynı Kanunun 2"nci maddesinde belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler olarak tanımlanmış olup, hizmet akdi tanımı ile hizmet akdine tabi olarak çalıştıran kimse içiçe geçerek belirlenecek hususlardır.
Somut olayda; davalılardan ..., davalı ... ... su kanalı yapım ve bakım işi almış ve işin bir kısmını davalılardan ...ne taşeron olarak vermiştir. ... davacı ile bila tarihli belirli süreli hizmet sözleşmesi akdederek, davacıyı davacıya ait kamyonetle işçi ve malzeme taşınması işinde 17.03.2004 tarihinden itibaren çalıştırmaya başlamış ve 07.12.2004 tarihine kadar davacının çalışmalarını 506 sayılı Kanun kapsamında davalı Kuruma süresinde bildirmiştir. Davacı 19.05.2004 tarihinde davalı taşerona ait olup su arızası gidermekte kullanan malzemeleri kendisine ait kamyonete yüklerken meydana gelen kazada yaralanmış, bu nedenle raporlu olduğu hususu bildirilerek kaza tarihinden 01.09.2004 tarihinde karar bildirimlerine ara verilmiştir. Davacının davalı işverenin denetimi altında ve ona bağlı olarak iş gücünü işveren buyruğunda bulundurduğu ve ücret karşılığında çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacının iş akdi gereği edimini kendisine ait ekipman mahiyetinde kamyoneti ile yerine getirmesi davacının hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı gerçeğini değiştirmez. Buna bağlı olarak davacının edimin ifası sırasında geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun kabulü gerekirken, fiili hizmet akdi ile çalıştığı olgusunun ispat edilmediğinden bahisle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.