
Esas No: 2015/14990
Karar No: 2015/12342
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/14990 Esas 2015/12342 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ... vekili ile ... Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 21/11/2012 havale tarihli müşterek dava dilekçelerinde, ... ilçesi, ... köyünde bulunan, sınırlarını bildirdikleri yaklaşık 12.000 m² büyüklüğündeki tarla vasfındaki taşınmazı annelerinin 50 yıl boyunca kullandığını daha sonra kendilerine verdiğini ve 30 yıldır taşınmazın kendi zilyetliklerinde bulunduğu iddiasıyla, taşınmazın adlarına tescili istemiyle dava açmışlar, davalı ... vekili davanın reddi ile dava konusu taşınmazın ... adına tesciline, davalı ... Yönetimi vekili ise, yine davanın reddi ile dava konusu taşınmazın ... vasfıyla ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne, fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen toplamda 12.017,50 m² büyüklüğündeki taşınmazın davacılar adına 2. sınıf kuru tarım arazisi vasfıyla tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili ile diğer davalı ... Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi uyarınca, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, arazi kadastrosu yapılmamış, ... kadastrosu 13.06.2008 - 14.07.2008 tarihleri arasında askı ilânına çıkarılmış ve 05.07.2008 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 2008 yılında ... kadastrosu çalışmaları 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılarak, bazı taşınmazlar hakkında 101 ada 1, 102 ada 1, 103 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel numaraları ile tespit görmüş, tescili istenen dava konusu taşınmazın yukarda belirtilen parsellere göre konumu belirlenmediğinden, dava konusu taşınmazın tescil harici bir yer olduğu hususunda tereddüt hasıl olmuştur. Bu nedenle; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde arazi kadastrosu yapılıp yapılmadığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere kadastro tutanağı tutulup tutulmadığı sorularak, şayet kadastro tutanağı tutulduysa görev hususunun düşünülmesi, kadastro tutanağı tutulmayıp tescil harici bir yer olduğu kesin olarak anlaşıldığı takdirde ise 4721 sayılı TMK"nın 713/3. maddesi uyarınca, tescil davalarının ... ve ilgili kamu tüzel kişilerine yöneltilmesi gerekmektedir. ... ...si sınırları içinde yer alan taşınmazlar hakkında açılacak tescil davalarında, ilçe ... başkanlıkları ile birlikte ... ... başkanlıkları da "İlgili kamu tüzel kişisi" sıfatı ile kanunî hasımdır.
Somut olayda; çekişmeli taşınmaz ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunmakta olup; davacı, dava dilekçesi ile her ne kadar davasını yasal hasımlara yöneltmiş ise de, ilgili hükümleri 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanunun 1/2. maddesi ile ... ... ...sinin sınırları il mülkî sınırları olarak genişletilmiş olup; bu sınırlar içinde kalan köy ve beldelerin tüzel kişilikleri sona ererek bağlı bulundukları ilçe ...lerine mahalle olarak katılmışlardır. Bu nedenle, ... sınırları içine giren davalı ... tüzel kişiliği yargılama sırasında sona ermiş olup, aynı Kanunun geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası uyarınca tüzel kişiliği kaldırılan ... ve köylerin mahkemelerde süren davalarında katıldıkları ilçe ...si taraf olacağından, burada da ... İlçe ... Başkanlığının davalı sıfatıyla davada yer alması gerekmektedir. Tescil davalarında, yargılama sırasında husumetin yaygınlaştırılması yoluyla taraf teşkilinin tamamlanması mümkün bulunmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece; davacı tarafa, ... İlçe ... Başkanlığı ile ... ... ... Başkanlığının davaya katılımlarını sağlaması için olanak tanınmalı, husumet yaygınlaştırılarak taraf teşkili tamamlandığı takdirde yargılamaya devam edilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözönünde tutulmaksızın, usûl ve kanuna aykırı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar ... ve ... Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 09/12/2015 günü oy birliği ile karar verildi.