20. Ceza Dairesi 2018/2160 E. , 2019/144 K.
"İçtihat Metni"Yüksek Adalet Bakanlığı"nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28/04/2016 tarihli ve 2015/764 esas, 2016/358 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 29/03/2018 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli ... hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma sonucunda, 11/02/2015 tarihli, 2015/1645 soruşturma ve 2015/497 sayılı karar ile ; 5237 sayılı TCK’nın 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun"un 191/3. maddesi uyarınca erteleme süresi içerisinde bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun"un 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye tebliğ edildiğine ilişkin dosya içinde belge bulunmadığı,
2- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca kararın gereğinin ifası için 22/05/2015 tarihinde Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne gönderildiği, Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün 25/06/2015 tarihli çağrı yazısının şüpheliye tebliğ edilemediği, adresin yıkılmış olması nedeniyle mernis işlemi uygulanamadığı şerhi düşülerek tebligat mazbatasının iade edildiği, müdürlüğün 24/08/2015 tarihli yazısı ile Denetimli serbestlik Yönetmeliğinin 42. maddesi uyarınca “yükümlü yerleşim yeri adresini değiştirir ise yeni adresini müdürlüğe bildirmekle yükümlüdür,yeni adresin bildirilmemesi ve adres kayıt sisteminden de tespit edilememesi halinde yükümlünün eski adresine yapılan tebligatın geçerli sayılacağı” belirtilerek kaydın kapatılarak dosyanın savcılığa gönderildiği,
3- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11/09/2015 tarihli, 2015/129650 soruşturma, 2015/35271 esas ve 2015/30387 sayılı iddianamesi ile sanığın TCK’nın 191/1-4, 53 ve 58. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle sanık hakkında kamu davası açıldığı,
4-Kanun yararına bozma istemine konu; Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28/04/2016 tarihli 2015/764 esas ve 2016/358 sayılı kararı ile; Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nce yapılan tebligatın geçerli olmadığı gerekçesiyle “hüküm kurulmasına yer olmadığına” karar verildiği, dosyada kararın sanığa tebliğ edildiğine ilişkin bir belgenin olmadığı, kararın 05/05/2016 tarihinde kesinleştirildiği,
5-Ankara Hazırlık Bürosunun 07/11/2016 tarihli ve 97748 sayılı kararıyla verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması sırasında; Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 2017/615 DS sayılı dosyasında; 20/02/2017 tarihli çağrı yazısının sanığa 27/02/2017 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın 07/03/2017 tarihinde müdürlüğe başvurduğu, aynı tarihte ön bilgilendirme formu imzalatılarak hastaneye sevk edildiği, AMATEM’ in 18/05/2017 tarihli yazısında tedavisine gerek olmadığının ve tedbirin müdürlükçe sürdürülmesinin uygun olduğunun belirtildiği, müdürlükte denetim planı hazırlanarak sanığa tebliğ edildiği, 03/08/2017 tarihli 3.bireysel görüşmesine katılmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, 23/08/2017 tarihli uyarı yazısının 05/09/2017 tarihinde tebliğ edildiği, uyarı tebliğinden sonra 19/09/2017 tarihli grup/seminer çalışmasına katılmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek 30/10/2017 tarihinde dosyanın savcılığa gönderildiği,
6-Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 15/12/2017 tarihinde, Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28/04/2016 tarihli, 2015/764 esas ve 2016/358 sayılı kararına karşı mahkemece durma kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna gidilmesinin Adalet Bakanlığı’ndan istendiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma İstemi:
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca verilen 11/02/2015 tarihli ve 2015/1645 soruşturma, 2015/497 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve şüpheli hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, yapılan tebligata rağmen uygulanan programa ve ihtarata uymadığından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 11/09/2015 tarihli ve 2015/129650 soruşturma, 2015/35271 esas, 2015/30387 sayılı iddianame ile kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, denetimli serbestlik ihlal koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına dair Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/04/2016 tarihli ve 2015/764 esas, 2016/358 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191. maddesi ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, bulundurmak suçundan başlatılan soruşturmada, Cumhuriyet Savcısı tarafından beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, Cumhuriyet savcısının, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyaracağı, kişinin, erteleme süresi zarfında, kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ve uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde hakkında kamu davası açılacağının hükme bağlandığı, dosya kapsamına göre, şüpheli hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11/02/2015 tarihli ve 2015/1645 soruşturma, 2015/497 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılarak kamu davası açılabilmesi için, şüphelinin erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi gerektiği, şüphelinin fiilinin ısrar olarak değerlendirilebilmesi için en az 2 kez ihtar yapılmış olması ve şüphelinin usulüne uygun 2 haklı ihtara rağmen davete icabet etmemesi veya başka herhangi bir şekilde haberdar olmasına rağmen ısrarla denetime uymaması gerektiği, hükümlüye denetimli serbestlik kararının yerine getirilmesi için 10 gün içerisinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurması konusunda çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edildiği halde, kamu davası açılmasının koşulları gerçekleşmemesine rağmen dava açılmış olması karşısında, 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 223/1. maddesinde, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 8. fıkrasında "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde hüküm çeşitlerinin tahdidî olarak sayıldığı, somut olayda mahkemesince, açılan kamu davası hakkında durma kararı verilerek, şüpheli hakkında denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, anılan Kanun"da düzenlenmeyen hüküm kurulmasına yer olmadığı şeklinde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28/04/2016 tarihli ve 2015/764 esas, 2016/358 sayılı kararının bozulması istenilmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191. maddesi ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, bulundurmak suçundan başlatılan soruşturmada, Cumhuriyet Savcısı tarafından beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, Cumhuriyet savcısının, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyaracağı, kişinin, erteleme süresi zarfında, kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ve uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde hakkında kamu davası açılacağının hükme bağlandığı, dosya kapsamına göre, şüpheli hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11/02/2015 tarihli ve 2015/1645 soruşturma, 2015/497 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılarak kamu davası açılabilmesi için, şüphelinin erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi gerektiği, şüphelinin fiilinin ısrar olarak değerlendirilebilmesi için en az 2 kez ihtar yapılmış olması ve şüphelinin usulüne uygun 2 haklı ihtara rağmen davete icabet etmemesi veya başka herhangi bir şekilde haberdar olmasına rağmen ısrarla denetime uymaması gerektiği, hükümlüye denetimli serbestlik kararının yerine getirilmesi için 10 gün içerisinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurması konusunda çıkarılan tebligatın tebliğ edilemeden iade edildiği halde, kamu davası açılmasının koşulları gerçekleşmemesine rağmen dava açıldığı,
5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 223/1. maddesinde “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” biçiminde düzenlemenin yer aldığı, yine aynı maddenin 8. fıkrasında "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." biçiminde düzenlemenin yer aldığı, bu düzenlemeler ile hüküm çeşitlerinin kanunda sınırlı olarak sayıldığı , somut olayda mahkemece, kamu davasında durma kararı verilerek, denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği, anlaşıldığından kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D)Karar:
Açıklanan nedenlere göre; kamu davasında durma kararı verilerek, denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden Kanun"da düzenlenmeyen “hüküm kurulmasına yer olmadığına” şeklinde karar verilmesi kanuna aykırı olup, kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28/04/2016 tarihli ve 2015/764 esas, 2016/358 sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun"un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı"na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na gönderilmesine,
09/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.