20. Ceza Dairesi 2018/2724 E. , 2019/140 K.
"İçtihat Metni"Yüksek Adalet Bakanlığı"nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki, İzmir 23.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 24/12/2015 tarihli, 2015/51 esas ve 2015/983 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 10/04/2018 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
İncelenen dosyadan;
1-Sanık hakkında “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan yapılan soruşturma sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 09/03/2009 tarihli, 2009/22654 soruşturma, 2009/11528 esas ve 2009/4147 sayılı iddianamesi ile sanığın TCK’nın 191/1 ve 53.maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
2-Yapılan yargılama sonucunda ; İzmir 2.Sulh Ceza Mahkemesi’nin 08/06/2009 tarihli, 2009/229 esas ve 2009/791 sayılı kararı ile sanık hakkında TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 24/06/2009 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği ve infazı için İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne gönderildiği,
3-İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün 31/05/2011 tarihli çağrı yazısının 08/06/2011 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, 10 günlük süre içerisinde müdürlüğe başvurmaması nedeniyle evrakın kapatılarak müdürlüğün 11/10/2011 tarihli yazısı ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği,
4-İzmir 2.Sulh Ceza Mahkemesi’nin 22/02/2012 tarihli 2012/5 esas ve 2012/304 sayılı kararı ile sanığın TCK’nın 191/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 02/04/2012 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
5-Sanığın 24/04/2012 tarihinde işlediği “ kasten yaralama” suçu nedeniyle İzmir 3.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29/04/2014 tarihli, 2013/46 esas ve 2014/257 karar sayılı ilamı ile TCK’nın 86/2 ve 86/3-e maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 24/06/2014 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
6-İhbar üzerine kanun yararına bozma istemine konu İzmir 23.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 24/12/2015 tarihli, 2015/51 esas ve 2015/983 sayılı kararı ile ; hükmün açıklanmasına, sanığın TCK’nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 25/02/2016 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191/2. maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına dair İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/06/2009 tarihli ve 2009/229 esas, 2009/791 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın yasal süre içinde başvurmadığının bildirilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda 5237 sayılı Kanun"un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 22/02/2012 tarihli ve 2012/5 esas, 2012/304 sayılı kararının kesinleşmesini takiben, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasten yaralama suçu nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiğinden bahisle hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Kanun"un 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/12/2015 tarihli ve 2015/51 esas, 2015/983 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Somut olayda, sanık hakkında 10/02/2009 tarihinde işlediği “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan yapılan soruşturma sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 09/03/2009 tarihli ve 2009/22654 soruşturma, 2009/11528 sayılı kararı ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/06/2009 tarihli kararıyla sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiği, anılan kararın infazına 10/02/2010 tarihinde başlanıldığı ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan, tedavi ve denetimli serbestlik kararının icrası için 10 gün içinde başvuru yapması aksi halde yükümlülüğü ihlâl etmiş sayılacağı şerhini içerir tebligatın şüpheliye 08/06/2011 tarihinde tebliğ edildiği, buna karşın yükümlünün belirlenen 10 günlük süre içinde ilgili müdürlüğe başvurmadığından bahisle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 25/11/2011 tarihli ve 2009/8236 DS sayılı yargılamaya devam talebi üzerine, yapılan yargılama sonucunda, İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 22/02/2012 tarihli ve 2012/5 esas, 2012/304 sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas, 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar edeceği, buna karşın yükümlü hakkında İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı kağıdının 08/06/2011 tarihinde tebliğ edildiği, yükümlünün tebliğe rağmen denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmediği, tek başına bu durumun ise ısrar olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, bu kapsamda usulüne uygun yapılan ilk çağrıya uymayan yükümlüye sonuçları da şerh edilmek sureti ile ikinci kez çağrı kağıdı çıkartılmadığı anlaşıldığından, ısrar şartının gerçekleşmediği, bu sebeple kamu davası hakkında durma kararı verilerek, hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması hâlinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/12/2015 tarihli ve 2015/51 esas, 2015/983 sayılı kararının bozulması istenilmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi :
Yapılan incelemede;
Sanık hakkında, İzmir 2.Sulh Ceza Mahkemesi’nin 08/06/2009 tarihli, 2009/229 esas ve 2009/791 sayılı kararı ile TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca verilen denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında; sanığa, 10 gün içerisinde İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne başvurması gerektiği uyarısını içeren çağrı kağıdının usule uygun şekilde tebliğ edildiği, sanığın müdürlüğe başvuruda bulunmadığı, ancak, sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta "ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata karşın başvuruda bulunmaması halinde sanığın yükümlülük ihlalinden söz edileceği, somut olayda hükümlünün Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nce çıkarılan çağrı yazısına karşın 10 gün içinde Müdürlüğe başvurmamasının tek başına ısrar olarak değerlendirilemeyeceği, ısrar şartının gerçekleşmemesi nedeni ile mahkemece 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8-2. cümle maddesi uyarınca durma kararı verilerek, hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması hâlinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, hükmün açıklanmasına ve sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D-Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
İzmir 23.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 24/12/2015 tarihli ve 2015/51 esas, 2015/983 sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun"un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı"na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na gönderilmesine,
09/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.