
Esas No: 2020/16825
Karar No: 2022/13577
Karar Tarihi: 20.12.2022
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/16825 Esas 2022/13577 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Ceza Dairesi, Ceyhan 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle verdiği hükmü bozdu. Kararın sanığa usulsüz olarak kardeşine tebliğ edildiği ve mahkûmiyet kararının kesinleşmediği gerekçesiyle temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edildi. Ayrıca, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TCK 191. maddesinden dolayı hüküm verilirken basit yargılama usulü uygulanması gerektiği ancak Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sebebiyle uygulanamayacağı belirtildi. Bu nedenle, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan değişikliklerin derhal uygulanması gerektiği belirtildi ve sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi istendi. Kanun maddeleri: 7201 sayılı Kanun'un 19. maddesi, 5271 sayılı CMK'nın 75. maddesi, TCK 191. maddesi, 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi, CMK'nın 251. maddesi, Anayasaya aykırılık sebebiyle iptal edilen düzenleme.
"İçtihat Metni"
Mahkeme : CEYHAN 5. Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın yokluğunda verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik gerekçeli kararın tebligat tarihinde cezaevinde bulunan sanığa 7201 sayılı Kanun'un 19. maddesine göre tebliğ edilmesi gerekirken 24/11/2015 tarihinde kardeşine tebliğ edilmiş olması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu bu nedenle mahkûmiyet kararının kesinleşmediği, sanığın öğrenme üzerine verdiği 02.02.2016 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilmiştir.
1- Soruşturma aşamasında 5271 sayılı CMK'nın 75. maddesi kapsamında Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile sanıktan kan ve idrar örneği alındığı, sanıktan kan ve idrar örneği alınmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin onaylandığına dair hakim veya mahkeme kararının dosyada ve UYAP ortamında bulunmadığı anlaşıldığından, usule uygun olarak hakim veya mahkemece verilmiş bir karar olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması,
2- Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TCK 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle 5271 sayılı CMK'nın başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan "01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar
verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan değişiklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; " mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 20/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.