3. Hukuk Dairesi 2021/2959 E. , 2021/10857 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulü ile takibin devamına, icra inkar tazminatının ise reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalının vekili olarak, boşanma davasında davalıyı temsil ettiğini ancak rızası hilafına başka bir avukatın vekil tayin edilerek duruşmaya girmesi üzerine davalı ile arasındaki vekalet ilişkisini sona erdirdiğini, daha önce fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, Kadıköy 1.Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2005/203 E. sayılı dosyası üzerinden dava açtığını, söz konusu davanın 200.000,00 TL üzerinden kabul edilip kesinleştiğini, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda ise alacağının 224.600,00 TL olduğunun tespit edildiğini, belirterek 24.600,00 TL vekalet ücreti alacağının tahsili için takip başlattığını, ancak takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının karşı yana yüklenen vekalet ücretini de talep edebileceğinin kabulü ile, 24.600,00 TL üzerinden davanın kabulü ile davalının icra takibine itirazının iptaline, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı vekilinin icra inkar tazminatı yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında somut olayda; açıklanan yasal kurallar ışığında, alacağın belirlenebilir ve likit olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, takip konusu davacının davalıdan talep ettiği bedelin belirlenebilir, likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK"nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının birinci bendinin ikinci satırında yer alan "İcra inkar tazminatı talebinin reddine’ ifadelerinin hükümden çıkartılarak yerine “Davacının icra–inkar tazminatı talebinin kabulü ile kabul edilen asıl alacağın %20"si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 59,30 TL temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1.621,10 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, 6100 sayılı HMK"nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/11/2021 tarihinde oy birliği karar verildi.