3. Hukuk Dairesi 2020/12342 E. , 2021/10853 K.
"İçtihat Metni" BATMAN 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen hizmet bedeli kesintisi işleminin iptali davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; Kurum mensuplarına sunmuş olduğu sağlık hizmetlerinin bedellerinden davalı kurum tarafından haklı ve makul bir gerekçe olmaksızın kesinti yapıldığını, davalı kurumun ilgili yazısında kesintinin tamamının 210.734,09 TL olduğu dışında açıklayıcı bir bilgi verilmediğini, yapılacağı bildirilen kesintinin haksız olduğunun tespiti ile kendisine ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; hastalara cerrahi işlemle perkütan transfaset vidasının kullanılarak tedavi işlemi yapıldığını, bu vidanın 01/05/2013 tarihinden itibaren sadece perkütan girişimlerde kullanılması ve açık cerrahi yöntem ile kullanılmaması gerektiğinden işlem bedellerinin ödenmemesine karar verilerek davacının alacaklarından kesinti yapıldığından davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; hastalara ait ameliyat notlarına göre, kesintiye konu malzemelerin perkütan girişimlerde kullanılmadığı, işlemlerin açık yapıldığı, bu nedenle davalı kurum tarafından belirlenmiş olan ödeme kuralındaki “perkütan girişimlerde kullanılması ve açık cerrahi yöntem ile kullanılmaması halinde bedelleri kurumca karşılanır.” şeklindeki hükme uygun olarak faturalandırılmadığı anlaşıldığından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; dava konusu kurum işleminin uzman bilirkişi kurulundan alınan rapor ile hukuka uygunluğu tespit edildiğinden davacının istinaf talebinin reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK"nın 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafça verilen tedavi hizmetinin Kurumca ödenebilmesi için SUT hükümleri, ödeme genelgeleri ve ilgili mevzuata uygun olup olmadığının değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da, hükme esas alınan raporu düzenleyen heyette, kesintiye konu hizmetin verildiği beyin ve sinir cerrahisi branşından bir doktor yer almaması hatalı olmuştur. Zira yapılan tedavi işleminin yerinde olup olmadığı, tıbbi gereklilik nedeniyle cerrahi işlemle yapılıp yapılmadığı, kullanılan malzemenin her koşulda perkütan girişimle yapılıp yapılamayacağı değerlendirilmelidir. Bu nedenlerle mahkemece yapılması gereken; taraflar arasındaki sözleşmeler ve ilgili mevzuat ile birlikte tıbbi değerlendirme de yapabilecek, üniversitede öğretim üyesi olan beyin ve sinir cerrahisi uzmanı doktorlardan oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden; tarafların iddia ve savunmalarına göre verilen tedavi hizmetinin ilgili mevzuata uygun olup olmadığının tereddüde yer vermeyecek şekilde değerlendirildiği; ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun, davacının itirazlarını karşılayacak şekilde rapor alınarak hüküm kurulması gerekirken, itiraza uğramış, eksik inceleme yapan bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK"nın 373/1 maddesi uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK"nın 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına, aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 04/11/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.