Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 528 ada 11 parsel sayılı taşınmazın ½ payının babası Y... K.... Adına kayıtlı iken vefatı üzerine taşınmazın 3/16 payının kendisine intikal ettiğini, davalı annesinin kendisini kandırıp vergiyle ilgili bahaneler öne sürerek ve iade edileceği inancı yaratarak satış yoluyla, bedelsiz olarak payın devrini üzerine aldığını, taşınmazdaki payını iade edeceğine güvendirerek tadilat yapılmasını sağladığını, iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürerek, tapu kaydının 3/16 payının adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının payını kendisine bedeli karşılığında ve rızasıyla devir ettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 7.7.2009 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat M.O... D... ile temyiz edilen vekili Avukat Ö... Ö... Geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi S... A... "ın tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, hata-hile hukuksal nedenine dayalı tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 528 ada, 11 parsel sayılı kargir bina vasıflı taşınmazın tapuda 1/2 payının Y...K... D... , 1/2 payının ise davalı Z... D... adına kayıtlı iken, Y... K... D.... ’nin 13.10.1999 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları Z... , S... ve Sevgi’ye intikalinden sonra, iştirak halinde mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilerek davalı Zehra’nın hissesi asli hisse ile tevhiden tescilden sonra, bunlardan S...ve S...’nin 14.12.1999 tarihinde 32.150.000.000.-TL bedelle mevcut intikal hisselerini davalı Z... ’ya sattıkları, adı geçen davalının taşınmazın tamamının maliki olduğu, davacının hata-hile sonucu iradesinin sakatlanarak taşınmazdaki payının temlik edildiğini iddia ettiği, ayrıca, davacının Bursa 10. Noterliğince 19.07.2005 tarih ve 27976 yevmiye no ile keşide ettiği ihtarname ile taşınmazda herhangi bir hakka dayanılmadan oturduğuna değinerek, tahliye istediği, bu ihtarnamenin davacı tarafa 29.07.2005 günü tebliğ olunduğu, ayrıca 17.06.2006 tarihinde davacı tarafça davalı hakkında C.Başsavcılığına suç duyurusunda da bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; B.K.’nun 31. maddesinde iptal hakkının, hata ve hilenin öğrenildiği tarihten itibaren ‘bir yıllık hak düşürücü süre’ içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabileceği öngörülmüştür.
Somut olaya gelince; davacı hileye düşürüldüğünü en geç 29.07.2005 tarihinde tebellüğ ettiği ihtarname ile öğrenmiş olmasına karşın, dava bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 18.01.2008 günü açılmıştır. Bu itibarla davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi yerine kabulü doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,19.12.2008 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 625.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, 07.07.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.