3. Hukuk Dairesi 2016/716 E. , 2017/10885 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili ile davalının kardeş olduğunu, tarafların ... sınırları içerisinde alabalık tesisleri kurduğunu, bu konuda taraflar arasında 24.04.2000 tarihli bir sözleşme yapıldığını, sözleşmeye göre işletmeyi 2010 yılına kadar davalının işleteceği ve davacının hissesini davalının kira olarak ödeyeceğini, kira bedeli olarak 2001 yılı Ocak ayına kadar 300 DM, bu tarihten sonra aylık 500 DM ödenmesi gerekmekte olduğunu ancak davalı kira bedellerini ödemediğinden davacı tarafından davalı aleyhine alacak davası açıldığını ve davacı lehine sonuçlandığını,davacının daha önceki davalar ile 2009 yılının 2. Ayına kadar kira bedellerini tahsil ettiğini, sözleşmeye göre davacının on bir aylık kira alacağı kaldığını, kira sözleşmesinin sona ermesinden sonra 2010 yılı başından itibaren işletmeye yarı yarıya ortak olduğundan bu tarihten sonra da işletmenin elde ettiği gelirin davacıya ait olduğunu, ancak işletmeyi davalının çalıştırdığını ve tüm gelirini kendisinin aldığını, 01/02/2009 tarihinden itibaren hesaplanacak 11 aylık kira bedeli ve 2010 yılının birinci ayından itibaren hesaplanacak işletmenin elde ettiği gelirin yarısı ile işletmeye ödenen destekleme priminin yarısı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL nin davalıdan tahsilini talep etmiş,ıslah dilekçesi ile talebini 37.697.87 yükseltmiştir.
Davalı vekili ,sözleşme metninde tarafların alabalık tesisi üzerinde kar ortaklığının bulunduğuna dair hiçbir düzenlemenin yer almadığını, sözleşme metninde açıkça 2010 yılına kadar kiraya verildiği yazıldığını, işletmenin tek başına .... adına kayıtlı olduğunu, davacının işletmede hiçbir faaliyetinin olmadığını, ayrıca kira ilişkisinden doğan alacaklarda Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulü ile 2009 yılı kira bedeli olan 5.987,87 TL"nin o yılın sonundan itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş,hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Ancak, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 13.maddesi uyarınca, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
O halde, mahkemece; dava kısmen kabul edilmiş olduğu halde , kabul edilen kısım üzerinden kendisini davada vekil ile temsil ettiren davacı lehine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 1.500 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu düşük vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 5. bendinde yer alan; “ Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. gereğince kabul edilen miktar üzerinden nispi olarak hesaplanan 719,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ifadesinin çıkartılarak, yerine " AAÜT gereğince 1.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ifadesinin yazılarak hükmün düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün 5. bendinde yer alan; “ Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. gereğince kabul edilen miktar üzerinden nispi olarak hesaplanan 719,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ifadesinin çıkartılarak, yerine " AAÜT gereğince 1.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ifadesinin yazılarak hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, HUMK’nun 440 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03.07.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi