6. Ceza Dairesi 2016/7267 E. , 2019/3115 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5560, 5728, 5739, 6009 sayılı Yasalar ile 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesindeki değişiklikler göz önüne alındığında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin koşullar sırasıyla,
Suça ilişkin ve sanığa ilişkin olmak üzere düzenlenmiştir. Sanık hakkında yasada öngörülen koşulların tümünün gerçekleşmesi halinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve suçun faili beş sene süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır.
Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün, hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde; geri bırakılan hükmü ortadan kaldıran, kamu davasının 5271 sayılı CMK’nin 223. maddesi uyarınca düşmesi sonucunu doğurduğundan, sanık ile devlet arasında cezai nitelikte ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birini oluşturmaktadır.
Görüleceği üzere sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması esas itibariyle bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur.
İlk karar; teknik anlamda hüküm sayılan ancak açıklanması geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanmayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkumiyet hükmü,
İkinci karar ise; bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır.
Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliğini kazanamamasıdır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm ise, bilahare davanın düşmesi kararı verildiğinde ve hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık kazanacağından ancak bu aşamada 5271 sayılı CMK’nin 223. maddesi (1412 sayılı CMUK’un 305) uyarınca olağan ve olağanüstü kanun yollarına başvurulabilme olanağına kavuşacaktır.
Somut dosyaya gelince;
Niğde Ağır Ceza Mahkemesi"nin 24.11.2006 günlü, 2005/622 esas ve 2006/370 sayılı kararı ile özetle; sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nin 149/1-a, 35/2, 31/3, 62, CMK’nin 231/5. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde sanığın alkollü içki, bali, tiner, esrar, eroin, kokain gibi uyarıcı yada uyuşturucu madde kullanmasının yasaklanmasına dair karar verildiği, sanık savunmanınca açılan itiraz davasını inceleyen Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesince 11.01.2007 günlü, 2007/9 D.İş sayılı itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın 11.01.2007 tarihinde kesinleştiği,
Niğde Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünün 21/03/2007 tarihli yazısı üzerine; yerel mahkemece ele alınan dosyada yapılan inceleme sonucu, sanığın yükümlülüğünü ihlal ettiğinden bahisle hakkında verilen ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması ile 5237 sayılı TCK’nin 149/1-a, 35/2, 31/3, 62. maddeleri gereğince 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK’nin 51. maddesi gereğince cezasının ertelenmesine dair 27.03.2007 günlü, 2005/622 esas ve 2006/370 sayılı ek kararın verildiği,
27.03.2007 günlü Ek kararın; sanık savunmanına 03.04.2007; katılana 02.04.2007 tarihinde tebliği ile temyiz edilmeksizin 11.04.2007 tarihinde kesinleştiği,
Malatya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.08.2015 ve 10.08.2015 günlü ihbar yazıları üzerine yerel mahkemece dosya yeniden kayda alınıp, duruşma açılıp 23.11.2015 günlü, 2015/290-458 sayılı; “Hükmün açıklanmasına” ilişkin karar verildiği anlaşılmıştır.
Yerel Mahkemenin 2005/622 esas ve 2006/370 sayılı ve 27.03.2007 günlü kararına karşı lehe ve/veya aleyhe temyiz davası açılmaması nedeniyle anılan ek kararın Yargıtay denetiminden geçmeden sonradan kesinleşen bir karar niteliğine sahip olduğu dikkate alınmadan, yargının kesinlik otoritesine ters düşecek şekilde yargılama usul kurallarına aykırı davranılarak dosyanın yeniden ele alınıp yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 14/05/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.