23. Hukuk Dairesi 2012/2256 E. , 2012/4249 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin olarak Dairemizin 16.02.2012 gün ve 2011/4879 esas 2012/1092 karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davalı vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, yönetim kurulunun 03.11.2007 tarihli kararı ile aidat borcu nedeniyle ihraç kararı verildiğini, müvekkili ile davalı kooperatif arasında yapılan 02.10.2000 tarihli üyelik sözleşmesi gereğince borcun bulunmadığını ileri sürerek, ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile yapılan üyelik sözleşmesinin hukuken geçerli olmadığını, eşitlik ilkesi gereğince bir ortağın ödemesi gereken aidat miktarını ödemesi gerektiğini, ihracın haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yargılama sonunda, 31.01.2007 tarihine kadar kooperatife her ortağın 22.713,50 TL ödemesi gerektiği, davacının ise 5.841,00 TL ödemede bulunduğu, bu durumda kalan borcun 16.875,50 TL olduğu, oysa 1. ihtarnamede 17.759,00 TL talep edildiği, birinci ihtarnamenin usulsüz olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile ihraç kararının iptaline ilişkin verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi"nin 04.10.2010 tarih, 2009/3201 E. 2010/9657 K. sayılı ilamı ile “ihtar konusu yapılan miktarın gerçek borçla tamamen örtüşmesi zorunlu olmayıp, yazılı borç miktarı bakımından küçük farklılıklar bulunmasının ihtarı geçersiz kılmayacağı, ayrıca borcun miktarı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesinin yanlış olduğu ve davacı borcunun miktarı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacı gerçek borcunun 16.660,00 TL olduğu, davalının istediği meblağ nazara alındığında aradaki farkın 1.134,00 TL olduğu, bu farkın ise küçük olması nedeniyle ihraç kararını geçersiz kılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine, Dairemizin 16.02.2012 tarih, 2011/4879 E. 2012/1092 K. sayılı ilamıyla, alınan raporun açıklamalı ve denetimi elverişli olmadığı, davacının peşin ödemeli üye mi yoksa normal üye mi olduğu hususları net olarak açıklığa kavuşturulup, sonrasında borç miktarının belirlenmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Mahalli mahkemece verilen karara ilişkin olarak, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davacının “düzenleme şeklinde üyelik şartı vaadi” başlıklı belgeye istinaden peşin bedelli üye olduğunu iddia ettiği yazılı ise de, bu belgenin incelenmesinden, davacının 3.000,00 TL’nı peşin ve nakten yatırdığı, davacının yatıracağı aidatların 6.000,00 TL’na tekabül edeceği, kur’a çekiminden sonra davacının diğer
Üyeler gibi tüm sorumluluklarının devam ettiği yazılı olduğu gibi, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. madde hükmü uyarınca, ortakların hak ve yükümlülüklerde eşit konumda oldukları, yönetim kurulunun bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu, genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunmak zorunda olduğu, bu davada davacı üyeliğinin peşin üyelik olduğuna dair genel kurul kararı bulunmadığı da nazara alındığında, davacının 02.10.2000 tarihli belgeye istinaden peşin bedelli üye olmadığı sonucuna ulaşılacaktır.
Öte yandan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi"nin 04.10.2010 tarih, 2009/3201 E. 2010/9657 K. sayılı ilamında davacı borcunun ne şekilde hesaplandığının anlaşılamadığı ve bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre, 30.01.2007 tarihi itibariyle normal aidat ödeyen ortağın 22.713,50 TL ödediği, davacının ise 6.188,00 TL ödediği, ihtar masrafı olan 35,00 TL eklendikten sonra davacı borcunun 16.660,00 TL olduğu belirlenmiş ise de, bu belirleme yapılırken, davacının en başta toplu ödeme yapmış olması, yapılan bu toplu ödeme nedeniyle eskale hesabının yapılmaması da dikkate alındığında, hükme esas alınan bilirkişi raporunun Yargıtay denetimine açık olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davacının borç miktarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, mahal mahkeme kararının temyiz incelemesi sonucunda bozulmasına dair Dairemizin 16.02.2012 tarih, 2011/4879 E. 2012/1092 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak, kararın yukarıdaki gerekçelerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 16.02.2012 tarih, 2011/4879 E. 2012/1092 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak, kararın yukarıdaki gerekçelerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 18.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.