Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları M.....C..Sa..nın diğer mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak birlikte yaşadığı oğlu S..intikalini sağlayabilmek için ..parça taşınmazını Sabri"nin kaynı olan davalıya devrettiğini, murisin akit tarihinde akli dengesinin yerinde olmadığını, taşınmazların halen S.....zilyetliğinde olduğunu ileri sürüp, tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı, davacıların miras bırakanının akit tarihinde hukuki ehliyetinin yerinde olduğunu, miras bırakanın ihtiyacı nedeniyle ve özgür iradesiyle taşınmazlarını satıp zilyetliğini devrettiğini, Sabri tarafından kiracı sıfatıyla kullanıldığını, iki yıldır da bizzat işlettiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, işlemin danışıklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.4.1990 gün ve 1990/1-152 - 1990/236 sayılı kararında da vurgulandığı üzere davada dayanılan maddi olaylar bakımından birkaç hukuki nedenin bir arada gösterilmesinde ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur. Önem derecesine göre, bu nedenlerin sırayla araştırılması gerekir. Somut olayda, öncelikle kamu düzenini ilgilenlendirdiğinden ehliyetsizlik hukuksal nedeni üzerinde durulmalıdır.
Bilindiği üzere; Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun “ fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir “ biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç ( yükümlülük ) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış. 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin ( reşit ) olmayı kabul ederek “ ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. “ hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü “ eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı yasanın 13. maddesinde “ yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.
Hemen belirtmek gerekir ki, Medeni Kanununun 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.6.1941 tarih 4/21)
Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında bir kimsenin ehliyetinin tesbitinin şahıs ve mamelek hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu durumda, tarafların gösterecekleri, tüm delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta müşahede kağıtları, film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi zorunludur. Bunun yanında, her ne kadar H.U.M.K.’nun 286 maddelerinde belirtildiği gibi bilirkişinin “rey ve mutaalası” hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.
Hele ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen Medeni Kanunun 409/2. maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür.
Somut olayda, davacıların miras bırakanı M....C..S.."nın maliki olduğu 72, 75, 432, 465, 1059, 1427 ve 1587 parsel sayılı taşınmazları 12.3.1991 tarihinde oğlu S..kayınbiraderi olan davalıya satış suretiyle temlik ettiği kayden sabittir.
Öte yandan, davacılar muris muvazaası yanında miras bırakanın ehliyetsizliğine de dayanmıştır.
O halde, hukuki ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olduğu gözetilerek önemine binaen öncelikle incelenmesi, tarafların bu yönde bildirecekleri tüm delillerin toplanması, varsa miras bırakana ait sağlık kurulu raporları, hasta müşahade kayıtları, reçeteler vs. istenmesi, tüm dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi ve 2659 Sayılı Yasanın 7, 16. maddeleri hükümleri gereğince 4. İhtisas Dairesinden akit tarihlerinde miras bırakanın ehliyetli olup, olmadığı yönünde rapor alınması ehliyetsiz olduğu anlaşıldığı takdirde pay oranında iptal-tescil davalarının dinlenemeyeceği gözetilerek davanın reddedilmesi, ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde ise muvazaa iddiası üzerinde durularak sadece davacıların miras payları oranında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, dava dışı Ş....D..lehine de hüküm doğuracak şekilde ve noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının, temyiz itirazları bu sebeple yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK."nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 5.6.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.