Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2009/5325
Karar No: 2009/6439

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2009/5325 Esas 2009/6439 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2009/5325 E.  ,  2009/6439 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : SÖKE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    TARİHİ : 03/04/2007
    NUMARASI : 2005/294-2007/127

      
    Taraflar arasında görülen davada;
     Davacılar, kadastro  çalışmaları sırasında  miras bırakanları F. K. adına  tespit edilen 768  parsel  sayılı taşınmazın  tespitine  itiraz  sonucu  Kadastro  Mahkemesinde yapılan  yargılama  sırasında tespitin  yerinde  olduğu  belirlenmek  suretiyle  davanın reddine  karar  verildiğini, ancak kararın  hüküm  bölümünde  gerekçe ile  çelişki  olacak  şekilde  miras bırakanları F.ile davalılar adına  paylı olarak  tesciline  ifadesinin  kullanıldığını, daha sonra  hükmün  tavzihine  ilişkin olarak  verilen  kararın hükmün  icra  edildiği gerekçesi ile  infaz  edilemediğini ileri sürüp  tapu kaydının  davalı  payları yönünden iptali ile  tamamının F..  Karabaş mirasçıları adına  tesciline  karar verilmesini istemişler, yargılama sırasında  davalı İsmail hakkındaki davayı  müracaata  bırakmışlardır.
    Davalı N..., miras bırakanlanı  olan davalı F... O..ın  dava açılmadan önce vefat  ettiğini, kadastro  mahkemesinin  vermiş  olduğu kararın  kesinleştiğini, tespit  tarihinden itibaren  10 yıllık  hak düşürücü sürenin  geçtiğini bildirip  davanın  reddini savunmuş, diğer  davalılar  yanıt  vermemişlerdir.
    Mahkemece, davanın kesin hüküm  nedeniyle reddine  karar verilmiştir.
    Karar, davacılar vekili  tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi "ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
    Dava, tapu iptali-tescil  isteğine ilişkindir.
    Mahkemece, kadastro  mahkemesinin 1990/27-1993/ 73  sayılı kararının  kesin hüküm  oluşturduğu gerekçesi ile davanın reddine  karar verilmiştir.
    Davalılardan F.. dava tarihinden önce  öldüğünden ve ölü  kişi aleyhine dava  açılamayacağından  F... hakkındaki davanın  reddedilmiş  olması  doğrudur.
    Diğer  davalılara yönelik temyiz itirazlarına  gelince; 

    Toplanan  delillerden ve  tüm  dosya  içeriğinden, miras  bırakanlarından kalan  taşınmazların  taraflar arasında  taksime tabi tutulduğu, taksim  uyarınca  kullanım  sürerken  kadastroca  1986  yılında  dava konusu  768  sayılı  parselin  davacıların  murisi F..767  sayılı  parselin de  davalılar  adına  tespitlerinin  yapıldığı, dava dışı  parsellerle birlikte  767 ve 768  sayılı  parsellerin de  tespitlerine itiraz  edildiği,  Kadastro Mahkemesinin 1990/27 1993/73  sayılı ilamı ile  taşınmazların  tarafların  miras bırakanlarından  kaldığı, 1978 yılında  mirasçılar  arasında  taksim yapıldığı, her bir  mirasçının  taksimde  kendisine  bırakılan  bölümü  kullandığı,  harici  taksimde  taşınmazların  eşit  olması  hususunun  aranmayacağı, kadastro  tespitlerinin  yerinde  olduğu bu  nedenle  açılan  davaların  reddine  karar  verilmesi  gerektiği gerekçeleri  ile dava dışı   parsellerin  tespit  gibi  tescillerine  ancak  768  sayılı  parselin  tespitin  aksine  davalılar adına  tesciline  karar  verildiği, kararın  temyiz  edilmeksizin  28.1.1994  tarihinde  kesinleştiği, 22.2.1994 tarihinde  de  tapuya tescil edildiği, bilahare  hükümde   yanlışlık  yapıldığı  farkedilerek  davacıların  murisi  F.. vekili  tarafından 8.4.1996  günlü  dilekçe ile tavzih  isteğinde  bulunulduğu ,  mahkemece tavzih  isteği  kabul edilerek 768 sayılı parselin  davacıların  murisi adına  tesciline  biçiminde  hüküm fıkrasının  düzeltildiği ancak  ilam infaz  edildiğinden tavzih  kararının  uygulanamadığı  anlaşılmaktadır.
    Öncelikle çözüme  kavuşturulması gereken hususun,HUMK"nun  237. maddesinde  düzenlenen  kesin hükmün  oluşup  oluşmadığı noktasında toplandığı kuşkusuzdur.
    Bilindiği üzere, kesin  hükmün varlığından  sözedilebilmesi için  tarafların  dava  konusunun  ve dava tarihinin aynı  olması gerekir. Öte yandan  maddi  anlamda  kesinlik  yalnız  hüküm fıkrası  içindir ve  hüküm  gerekçesinin  kesin hüküm gücü yoktur. Bununla beraber  gerekçe  maddi anlamda  kesinlikten  tamamen  soyutlanmış  da değildir. Gerekçenin hüküm fıkrasına  sıkı  sıkıya  bağlı  olduğu hallerde  bir başka   anlatımla , hakimi hüküm vermeye  hukuken  zorlayan  gerekçenin var olduğu  durumlarda  gerekçenin de  " maddi anlamda  kesinlik"  ile  ilgisinin  olduğu öğretide  ve  yargısal  uygulamalarla  kabul edilmiş  bulunmaktadır.
    Somut  olaya  yukardaki  ilkeler  uyarınca  bakıldığında  kesin hükmün  varlığından  sözetme olanağı  yoktur.
    Şöyle ki; kadastro  mahkemesi tespitlerin  doğru  olduğunu davanın  reddi gerektiğini  gerekçe yaptığı ve  768  sayılı  parsel  davacıların  miras  bırakanı  F....adına tespit edildiği halde gerekçeye aykırı  biçimde  768  sayılı  parselin  davalılar  adına   tesciline  biçiminde   hüküm kurulması  tamamen  maddi hataya  dayalıdır ve  nitekim  mahkemece de  bu yanlışlık  farkedilerek  tavzih kararı  verilmiş  ancak  yukarıda  açıklandığı gibi infaz  edilememiştir.
    Yapılan bir yanlışlığı kesin hüküm  kabul  ederek  hak  sahibi   olmayan  birisini  hak  sahibi  durumuna  getirmenin hukuk  devletlerinde  toplum  vicdanlarını  yaralayacağı açıktır.
    Hal böyle olunca, davanın kabulüne  karar  verilmesi  gerekirken, yanılgılı değerlendirme  ile yazılı  şekilde  karar  verilmesi doğru  olmadığı gibi,  davacılar  vekili  5.12.2005 günlü  dilekçesi ile  davalı İsmail  hakkındaki  davasını başvuruya  bıraktığı halde  anılan  davalı bakımından  HUMK"nun  409. maddesi uyarınca   davanın açılmamış  sayılmasına karar verilmesi gerekirken  değinilen  hususun  gözardı  edilmesi de  isabetsizdir.
    Davacıların temyiz  itirazları yerindedir. Kabulü ile  hükmün  açıklanan nedenlerden ötürü HUMK"nun 428.  maddesi uyarınca  BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 5.6.2009  tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi