Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu dava konusu 3195 ada 1 parselde bulunan 883 ve 872 nolu bağımsız bölümleri maddi yönden zor durumda olması nedeni ile satışa çıkardığını, davalının alıcı olduğunu kendisini bir yıl oyaladıktan sonra taşınmazları 190.000 Tl’ye satışı konusunda anlaştıklarını,9.4.2004’te tapuda 120.000 Tl’ye satıldığını, davalının parayı bankada ödeyeceğini söylemesine rağmen bedeli ödemediğini, taşınmazlar üzerine İzmir 6.İcra Müdürlüğünün 2004/6212 sayılı dosyası üzerinden birlikte hareket ettiği kişiler aracılığı ile muvazaalı olarak borçlanıp haciz koydurttuğunu, davalının kendisini kandırdığını ileri sürüp tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının davacıya ait taşınmazları hile ile bedelsiz olarsak üzerine geçirdiği gerekçesi ile tapuların iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 2.6.2009 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat E.A.ile temyiz edilen vekili Avukat Ö.K.ı geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi U.k tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden toplanan delillerden 3195 ada 1 parseldeki kayden davacıya ait 883,872 nolu bağımsız bölümlerin 9.4.2004 tarihinde davalı N. Y.a satış suretiyle temlik edildiği ve davacının satış bedelinin kendisine ödenmediği iddiası ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, Borçlar Kanunun 217. md.de öngörüldüğü üzere menkul satımına dair hükümlerin kıyas yolu ile gayri menkul satımlarında da uygulanacağı öngörülmüş olup, aynı yasanın 211. md.gereğince de satış bedeli ödenmediği takdirde satışın fesh edileceği konusunda ihtirazi kayda bağlanmayan durumlarda tapunun iptalinin istenemeyeceği tartışmasızdır.Tabiki davacının satımdan kaynaklanan varsa bir alacağı ayrı bir davanın konusunu teşkil edeceği kuşkusuzdur.Oysa, dosya kapsamından satımla ilgili bir ihtirazi kayıt dermeyanında bulunulmadığı açıktır.
Öyle ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir,Davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nun 428. md. gereğince BOZULMASINA, 19.12.2008 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 625.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 2.6.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.