22. Hukuk Dairesi 2015/6820 E. , 2016/14452 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin, davalıya ait hastanede asistan doktor kadrosu ile çalıştığını, çalışma süresi boyunca fazla çalışma yaptığını, buna ek olarak nöbet tuttuğunu, pazar ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de nöbet tuttuğunu, nöbet tutmadığı günlerde de "icapçı" diye tabir edilen çalışma şekli ile yirmidört saat telefonu açık ve çağrıldığı anda tekrar hastaneye giderek resmi kayıtlara girmeden çalıştığını ileri sürerek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ve ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, istemin zamanaşımına uğradığını, davacının 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu uyarınca araştırma görevlisi kadrosuna atandığını, uzmanlık eğitimini tamamlayarak ilişiğinin kesildiğini, görev yaptığı sürece tüm ücretlerinin ödendiğini, çalışma şartlarını bilerek Tıpta Uzmanlık Sınavında tercihte bulunduğunu, tüm uygulamaların Yüksek Öğretim Kanunu ve diğer mevzuata uygun olduğunu, davacının tuttuğu nöbetlerin fazla çalışma olmayıp Tıpta Uzmanlık Eğitiminin bir parçası olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı üniversitenin Vakıf Üniversitesi statüsünde olduğu ve davacının da Akademik personel olup, mali konular yönünden, Devlet Yüksek Öğretim Kurumlarının tabii olduğu hükümlere bağlı olmadıklarından, haklarında 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulandığı, davacının davalı Üniversitede üstlendiği görevin davalı ile yaptığı sözleşme gereği olduğu ve taraflar arasındaki ilişkinin Özel Hukuk ilişkisi olduğu, dolayısıyla haftalık fiili çalışma süresinin kırkbeş saat olup kanuni çalışma süresini aşar şekilde çalıştığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı Kanun"un kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
Anayasanın “Yükseköğretim Kurumları” başlıklı 130. maddesinin birinci fıkrasında, “Çağdaş eğitim- öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.”; 2. fıkrasında, “Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir.”; 10. fıkrasında “Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabidir.” hükmüne yer verilmiştir.
2547 sayılı Kanun"un 50/a maddesi uyarınca, lisans düzeyinde öğrenim gördükten sonra, yükseköğretim kurumlarında yüksek lisans, doktora ya da tıpta uzmanlık öğrenimi yapmak isteyenler, yükseköğretim kurumlarınca usulüne göre açılacak sınavla ve Üniversitelerarası Kurulca tespit edilecek esaslara göre seçilirler.
Somut olayda, davacı 2547 sayılı Kanun"un 50/a maddesi gereğince Tıpta Uzmanlık Sınavını kazanarak davalı üniversiteyi tercih etmiş ve 01.11.2006 tarihinde davalı üniversiteye ait hastanede asistan doktor kadrosuna atanmış, 02.11.2011 tarihinde de uzmanlık eğitimini tamamlamıştır. Her ne kadar davacı tarafından uzmanlık eğitimini gördüğü süre içerisinde fazla çalışma yaptığı, nöbetler tuttuğu ve hafta tatilleri ile genel tatillerde çalıştığı iddia edilmiş ve mahkemece de bu talepleri kabul edilmişse de, davacının iş görme borcu kapsamında değil, uzmanlaşma amacıyla çalışmalar yapmıştır. Buna göre taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi ya da iş sözleşmesi değil, eğitime dayalı bir ilişki olduğunun kabulü gerekir. Taraflar arasındaki ilişkisinin niteliğine göre uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Görev hususu dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re"sen dikkate alınmalıdır. Hal böyle olunca, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, 11.05.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.