Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/350
Karar No: 2016/6021
Karar Tarihi: 19.04.2016

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2016/350 Esas 2016/6021 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2016/350 E.  ,  2016/6021 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :İş Mahkemesi

    Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelirin, 506 sayılı Yasanın 10-26-87. maddeleri ile Borçlar Kanunu’nun 50-51. maddeleri gereğince davalılardan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
    Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davacı Kurum ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2-Dava konusu edilen gelirlerin bağlanmasına neden olan iş kazası, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, ihale ile yollardaki korkulukların, alt ve üst geçitlerin bakımı ve yenilenmesi kapsamında... ünvanlı işverene ihale etmiş, bu şirketde taşeron olarak, işi, ... ve ...ne vermiş olup, kazalıda bu şirketin işçisidir. Kazalı, bir taraftaki korkulukları boyamış, diğer taraftaki korkulukları boyamak için karşıya geçerken sürücüsünün H.Hüseyin Yalın olduğu aracın çarpması sonucu vefat etmiştir.
    Asliye Ceza mahkemesinde görülen ceza davasında sanık sürücü kusursuz bulunarak beraatine karar verilmiş, karar Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 06.12.2005 tarihli ilamı ile onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
    Mahkemece bozma ilamı gözetilerek aldırılan kusur raporu incelendiğinde; davalı ... Belediyesinin %10, taşeron... ve ...’nin %30, taşeron ...ve Yapı Malz.
    San. Ltd. Şti’nin %50, sigortalının %10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, mahkemece davalı ...yönünden 506 sayılı Yasanın 10. maddesi uygulanarak bu davalının %95 diğer davalıların %90 oranında davalı Kurum zararından sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
    Davacı vekili tarafından davalı ... aleyhine 04/07/2013 tarihinde... İş Mahkemesine açılan dava dosyası bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmiş, davalı ... vekili birleştirilen dosyaya verdiği cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuş, diğer davalı Sebil İnş. ve .... vekili ise ıslah talebine karşı zamanaşımı definde bulunmuştur.
    Mahkemece iş kazasının 11.01.2003 tarihinde olduğu davalı ... vekili aleyhlerine 04.07.2013 tarihinde açılan dava nedeniyle zamanaşımı definde bulunduğu, bu davalı hakkındaki davanın BK. 125. madde de belirtilen işkazası tarihinin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra açılması sebebiyle zamanaşımı süresinin gerçekleştiği nedeniyle reddine karar verilmiş, yine davalı Sebil İnş. ve Taah.Tic.Ltd.Şti. vekilinin de ıslah dilekçesinin tebliğini müteakip süresinde zamanaşımı definde bulunması sebebiyle ıslah ile arttırılan kısım yönünden zamanaşımı süresi gerçekleştiği gerekçesiyle bu davalının sorumluluğunun 11.924,17 TL ile sınırlı tutularak hüküm tesis edildiği görülmüştür.
    Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesinin birinci fıkrasında işverenin sorumluluğu, ikinci fıkrasında ise üçüncü kişilerin sorumluluğu düzenlenmiştir. Zararlandırıcı sigorta olayında; devlet adına sosyal güvenlik kanunlarını uygulamakla görevli Sosyal Güvenlik Kurumu birinci kişi, risklerin gerçekleşmesi halinde sigortalının ya da hak sahiplerinin Kurumdan yardım görmesi için primleri ödeyen işveren ikinci kişi konumundadır. Bunun dışında kalanlar ise üçüncü kişi olarak tanımlanmaktadır.
    818 sayılı Borçlar Kanununun 332/1"inci maddesinde belirtilen işçi - işveren arasındaki akde aykırılık eylemleri ve bu çerçevede maddenin 2"nci fıkrası gereğince işverenin akde aykırı davranışları (işçi sağlığı ve iş güvenliğinin gerektirdiği önlemlerin alınmaması vs.) sonucu 26/1"inci maddeyle yapılan ilişkilendirme ile bir bakıma akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabii olmakla; zamanaşımının, işverenler açısından uygulanması gereken Borçlar Kanununun 125"inci maddesine göre on yıl olduğu belirtilmelidir.
    506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesinde üçüncü kişiler aleyhine açılan rücu davalarının tabi olduğu zamanaşımı süresine ilişkin açık hüküm bulunmamaktadır. Üçüncü kişi ile sigortalı arasında akdi bir ilişki söz konusu değildir. Ancak anılan maddenin ikinci fıkrasında Borçlar Kanununa yollamada bulunulmuştur. Hal böyle olunca; üçüncü kişiler aleyhine açılan davaların, Borçlar Kanunu’nun 60’ıncı maddesinde gösterilen bir ve on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
    Öte yandan işveren vekili, 506 sayılı Kanunun 4"üncü maddesinde, “İşveren nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimseler, "İşveren vekili" dir.” şeklinde
    tanımlanmış, anılan maddenin devamındaki, “Bu kanunda geçen işveren deyimi işveren vekilini de kapsar. İşveren vekili, bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı aynen işveren gibi sorumludur.” hükmü ile işveren vekilinin sorumluluğunun kapsamı belirlenmiştir. Bu kapsamda işveren vekilinin de, zamanaşımı yönünden aynen işveren gibi sorumlu olacağı gözetilmelidir.
    Borcu ortadan kaldırmamakla birlikte yerine getirmekten kaçınma yetkisi veren zamanaşımı defi, ancak bunu ileri süren taraf yönünden sonuç doğurmakta olup, bir başka anlatımla, mahkemece kendiliğinden gözetilemeyen ancak yasal süre içerisinde ileri sürüldüğü takdirde değerlendirilmesi gerekir ve başlangıcı da; “zarar ve faile ıttıla” tarihidir. Bilindiği üzere zarar ve faile ıttılanın birlikte gerçekleşmesi gerekir ve sadece birinin gerçekleşmesi zamanaşımı süresinin başlaması için yeterli değildir. Zarara ve faile ıttıla, Kurumun yetkili organının ıttılaı olduğundan, zararın ıttıla tarihi sigortalı ya da hak sahibine bağlanan gelirler yönünden tahsis onay tarihi, masraf ve ödemeler yönünden sarf ve ödeme tarihidir. Faile ıttılanın ise özel bir duyarlılıkla araştırılıp incelenmesi gerekmektedir. Uygulamada, devam eden ceza davasında verilen mahkûmiyet kararının kesinleştiği tarih, Kurum sigorta müfettişi veya Çalışma Bakanlığı iş müfettişi raporunun Kurumun yetkili makamlarına intikal tarihi ya da ilk rücu davasının açıldığı tarih, faile ıttıla tarihi olarak kabul edilmektedir.
    Ayrıca özellikle belirtilmelidir ki, zamanaşımı defi davanın esası hakkında her türlü muameleye manidir. Bu sorun halledilmeden davanın esası incelenemez (11.1.1940 tarihli 15/70 sayılı İçt. Bir. Kararı) ve yargı kararları ile öğretide kısmi davada dava edilmeyen alacak kesimi için, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmuş olmasının zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmektedir. (Prof.Dr.Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Altıncı Baskı Cilt:II sayfa:1541 v.d) Kısmi dava açılması halinde zamanaşımı yalnız alacağın kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir. Y....20.3.1968 gün ve 1968/9-210 E. ve 151 K., 3.7.2002 gün ve 2002/9-564 E. ve 572 K.,09.10.2002 gün ve 2002/9-808 E. ve 2002/801 K.sayılı ilamları da bu yöndedir.
    Eldeki davaya konu işkazasında vefat eden sigortalının haksahiplerine bağlanan ölüm gelirlerinin onay tarihinin 25.04.2007 olduğu gözetildiğinde, davalı ... Belediyesine karşı 04.07.2013 tarihinde dava açıldığı ve davalının işveren olduğu gözetildiğinde onay tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin dolmadığı ve de zamanaşımının söz konusu olmadığı, davalı Sebil İnş. ve Taah.Tic.Ltd.Şti. 26.12.2014 tarihli ıslahla arttırılan miktara karşı yasal süre içerisinde ileri sürdüğü zamanaşımının defi yönünden ise bu davalının işveren konumunda olup 3.kişi konumunda olmadığından onay tarihinden itibaren bu davalı yönünden de zamanaşımının söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
    Kabule göre de ; mahkemece, davalı ... 6111 sayılı yasa kapsamında borçlarını yapılandırdığı ve ödediği iddiası araştırılmadan ve bu husus kararda tartışılmadan hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O halde, davacı Kurum, davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı..."ye iadesine, 19.04.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi