2. Hukuk Dairesi 2014/4252 E. , 2014/6173 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :İpoteğin Fekki
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; kısmen bozulmasına-kısmen onanmasına dair Dairemizin 18.11.2013 gün ve 7187-26816 sayılı ilamıyla ilgili davacı ve davalılardan .... tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
1-Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre davalı bankanın tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Aile konutu üzerinde lehine ipotek tesis edilen davalı bankanın, ipotek tesisine ilişkin işlemden önce, konut üzerinde hak sahibi olan kocadan, eşinin işleme rızasının gerektiğini bildirerek, bu rızayı gösteren yazılı belge istediği, konut üzerinde hak sahibi olan davalı kocanın da, eşinin ipotek tesisine rızası bulunduğuna dair imzalı muvafakatname sunduğu, buna dayanılarak ipotek tesisinin gerçekleştirildiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu, aile konutu üzerindeki hakların sınırlanmasına ilişkin tasarruf işlemlerini diğer eşin açık rızasına bağlamış (TMK. m. 194/1); rıza beyanının geçerliliği için, herhangi bir şekil şartı getirmemiştir. Başka bir ifade ile rıza beyanı, Kanundaki düzenlemeye göre; işlemden önce, işlem sırasında veya işlemden sonra yazılı veya sözlü olarak verilebilir. Sözlü beyanın, ispat kolaylığı bakımından tutanağa bağlanması uygun olur. Bu bakımdan diğer eşin rızasının, mutlaka işlem sırasında ve resmi memur önünde alınması zorunluluğu bulunmamaktadır. Lehine ipotek tesis edilen davalı banka, taşınmazın aile konutu olduğunu ve taşınmaz maliki eşinin muvafakatini alması gerektiğini bildiği konusunda duraksama bulunmamaktadır. Açıklığa kavuşturulması gereken husus davalı bankanın üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğidir. Yargılama sırasında ipotek tesisi sırasında sunulan muvafakatname altındaki imzanın davacı kadının eli ürünü olmadığı Adli Tıp Kurumunca yapılan inceleme sonucunda anlaşılmıştır. Davalı banka bu aşamadan sonra da üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde, yasalara uygun şekilde bizzat davacı kadın tarafından rıza verilip verilmediğini belirlemesi mümkün iken, basiretli bir tüccar gibi davranmamasının sonucu olarak bu durumun ortaya çıkmış olduğu da ortadadır. Bankanın Türk Ticaret Kanununundan kaynaklanan "basiretli davranma" yükümlülüğüne (TTK.md.20/2) uygun davranmadığı gibi davacı eşin açık rızasının alınmadığı anlaşılmakla iyi niyet iddiasına itibar edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığı, taşınmazın aile konutu olduğunu bildiği sabit olduğuna göre, dava açılmasına sebebiyet verdiğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinden diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulması gerekir. Ancak bu husus ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından, davacının bu yöne ilişkin karar düzeltme isteğinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440-442. maddeleri gereğince kabulüyle; Dairemizin 18.11.2013 tarih ve 2013/7187 esas, 2013/26816 karar sayılı bozma ilamımızın (2) nolu bendinin ilamdan çıkartılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple, davacının karar düzeltme isteğinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440-442. maddeleri gereğince kabulüyle, Dairemizin 18.11.2013 tarih ve 2013/7187 esas, 2013/26816 karar sayılı bozma ilamının 2. bendinin ilamdan çıkartılmasına, diğer yönlere ilişkin karar düzeltme isteklerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple REDDİNE, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 219.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 52.40 TL. ilam harcının karar düzeltme talep eden bankaya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, karar düzeltme harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, oyçokluğuyla karar verildi. 19.03.2014 (Çarş.)
KARŞI OY YAZISI
Sahteliğin banka yetkilisi tarafından yapıldığına veya banka yetkilisinin bilgisi dahilinde gerçekleştiğine ilişkin dosyada bir delil bulunmamaktadır. Banka iyiniyetlidir. Bozma ilamımız doğrudur. Bu sebeple karar düzeltme talebinin tamamen reddi gerekirken, 2 nolu bent yönünden karar düzeltme talebinin kabulü gerektiğine dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.