10. Hukuk Dairesi 2020/8178 E. , 2021/9602 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Ankara 25. İş Mahkemesi
Dava, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı, 1989 yılında diğer davalı ..."ın ...Sk. No: 5’te bulunan işyerinde işe başladığını, bir müddet sonra işyerinin adresini değiştirerek ... adresine taşındığını, davacının işçilik ilişkisinin burada da devam ettiğini, nitekim davacıya davalı kurumundan tebliğ edilen 30/12/2010 tarih 19749514 nolu yazıda işe giriş tarihinin 19/12/1989 olarak gösterildiğini, davacının fiili, hukuki ve belgeli çalışmalarına rağmen davalı Kurumun davacıya gönderdiği 26/02/2013 tarih 3.465.868 sayılı yazı ile 1989 ile 1993 yılları arası hizmetlerinin iptal edildiğini ve 25 yıllık sigortalılık süresinin 06/09/2019 tarihinde dolacağının belirtildiğini, SGK"nın iptal ile ilgili işleminin yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, 29/09/1993 tarih ve 180/168 sayılı teftiş raporu ve tutanak incelendiğinde davacının davalı işverenin işyerinde 1989 Aralık ayında işe başladığının ve çalışmasını iddia edilen 1993 tarihine kadar sürdürdüğünün bu tarihten sonra da devam ettiğinin görüleceğini, raporda bazı bilgilerin eksik ve noksan yazılmasının yine incelemede muhasebe kayıtlarına hatalı bir şekilde yansıyıp işlenmesinin resmi belgelerle davacının çalışmış bulunduğu hizmetin iptali için yeterli bir sebep olmadığını, işyerinde mevzuata aykırı muhasebe işlemleri ve kayıtlar düzenlenip işlem yapılmış ise bunun işverenin sorumluluğunu gerektirdiğini, tutanakta teftişi yapan müfettiş tarafından ödenen ücretlerin hangi yıllara ait olduğunun ve hangi tarihte işe başlandığının tek tek kayıtlar incelenmek suretiyle yazıldığını, kayıtlardaki çelişkilerin ve uygulamaya aykırılıkların davacıyı bağlamayacağını belirterek; davalı kurumun dava konusu işlemin iptaline, davacının 1989 Aralık ayında işe başladığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne, davacının toplam 1.368 gün 1989-1993 /3 ayları arasında davalı ..."a ait (22601011261730602 sicil numaralı iş yeri) iş yerinde çalıştığının tespitine, aksine kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, usul ve esas açısından ilk derece mahkemesi kararını yerinde bulmak suretiyle; davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı kurum vekili kurum işleminin yerinde olduğu davalı işveren, davada taraf sıfatının bulunmadığı, dava konusu olayda hatasının bulunmadığı yönünden temyiz etmişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
İnceleme konusu dosyada; 05/09/1983 – 30/07/1996 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında olan davalı işverene ait 126173 sicil numaralı işyerinden 07/07/1960 doğumlu olan davacı adına 19/12/1989 tarihli işe giriş bildirgesinin süresinde 25/01/1990 tarihinde Kuruma verildiği, buna bağlı olarak bu işyerinden davacı adına 19/12/1989 – 1993/2 ve 06/05/1996 – 10/08/1996 tarihleri arasında çalışmaların Kuruma bildirildiği, Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 29/09/1993 tarih ve 180/168 sayılı raporda; " 01/01/1990 – 31/12/1991 devresi ücret bordrolarında adı, soyadı ve sigorta sicil numarasının silinerek üzerine ..."ın adı, soyadı ve sicil no’sunun yazıldığı, silinen isim ve numaranın okunamadığı, işverenin işyerinde 01/12/1989 – 31/08/1993 devresinde sadece amca oğlu ..."ı çalıştırdığını, başka işçi çalıştırmadığını, muhasebecisinin kullanılmış ücret bordrosunu kullanmış olabileceğini (kırtasiye tasarrufu için) silintiden malûmatının bulunmadığını beyan ettiği,, 01/01/1990 – 31/12/1991 devresi ücret bordrolarının silintili olması, bu yıllara ait muhtasarlar ile yıl sonu vergi beyannamesi ibraz edilmediğinden bu ücretlerin ..."a ait olup olmadığı konusunda tereddüde düşüldüğü, bu nedenle adı geçen işçiye ait giriş bildirgesinin (01/12/1989 tarihli işe giriş bildirgesinin) kuruma yasal sürede verilip verilmediğinin yazı ile sorulması, geç verilmiş ise veriliş tarihinden (kurum varidesinden) geriye doğru olan süredeki hizmetlerinin geçersiz sayılıp iptal edilmesi ve işveren hakkında işlem yapılması, yasal sürede verilmiş ise hizmetlerin geçerli sayılmasının uygun olacağı” yönünde kanaat bildirildiği, Ankara Sigorta Müdürlüğünün 13/10/1999 tarih, 093009 sayılı yazısına istinaden davacının, dava konusu çalışmalarının iptal edildiği, 16/10/1992 tarihinde, davalı işyerinde yapılan denetim sonrasında tutulan tutanakta, kontrol esnasında çalışan olarak davacının tespit edildiğinin belirtildiği, davacıya ait 19/12/1989 tarihli işe giriş bildirgesinin süresinde verilmemesi nedeniyle davalı kurum tarafından, davalı işverene idari para cezası uygulandığı, davalı işyerine ait 1992/1-2-3 ve 1993/1-2 dönem bordrolarının olduğu, davacının adının bordrolarda olduğu, bazı bordrolarda işyerinin adresinin üstü çizilerek yeni adres yazıldığı, 1992/1-2 dönem bordrolarında “...” isminin “...” olarak değiştirildiği, ancak bordrolardaki sicil numarasının davacıya ait olduğu, davacının 15/1072012 tarihinde Kuruma müracaat ettiği, Kurumun 23/10/2012 tarih, 18231810 sayılı cevabi yazısında; “25 yıl sigortalılık süresini 01/09/2019 tarihinde tamamlayacağı ve 5730 gün sigortalılığının bulunmadığının” belirtildiği anlaşılmaktadır.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 388/1-3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2 maddesinde "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Mahkemece davacının 1368 gün 1989-1993/3 ayları arasında davalı ..."a ait iş yerinde çalıştığının tespitine, aksine kurum işleminin iptaline karar verilmiştir. Mahkemenin kabulü yerinde olmakla birlikte; kabule konu süreler tarih olarak ve dönem olarak belirlenerek ayrıca kayıtlardaki bildirimlere göre geçerli sayılan sigortalılık süresi toplamı da doğru belirlenerek infaza elverişli hüküm kurulmaması yerinde değildir.
Ayrıca kabule ve kararın niteliğine göre; 1990 ve 1991 dönemleri ücret bordrolarında Kurum savunmasının aksine davacının ön ismindeki bir harfin kimlik bilgilerine uygun hale getirilmesi dışında bir sahteciliğin bulunmaması dikkate alındığında işveren hakkındaki davanın reddi yerine yazılı şekilde ve yargılama giderlerinden de sorumluluğunu içerecek şekilde davalı ... hakkında hüküm tesis edilmesi isabetsizdir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK"nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ..."a iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05/07/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi