3. Hukuk Dairesi 2020/11982 E. , 2021/10469 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECEMAHKEMESİ : ANKARA 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen cezai şart ve reçete bedeli tahsili ile sözleşmenin süreli feshi işlemlerinin iptali davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; Kent Eczanesi’nin sahibi olduğunu, 5 hasta için yazılan reçetelerin ve ilaç muafiyet raporlarının sahte olduğu ve hastaların reçete muhteviyatı ilaçları almadıklarını söylemeleri nedeniyle; reçete arkasındaki imzaların hasta ya da yakınına ait olmaması, reçetede yazılı ilaçların hasta ya da yakınına teslim edilmemiş olması, Kuruma kasıtlı olarak sahte reçete faturalandırıldığı gerekçesiyle hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamındaki kişilerin Türk Eczacıları Birliği üyesi eczanelerden ilaç teminine ilişkin 2009 protokolünün 6.3.3, 6.3.10 ve 6.3.19. maddeleri uyarınca 133.108,60 TL tutarında cezai şart, sözleşmesinin 2 yıl süreyle feshi ve 6.655,43 TL reçete bedelinin tahsiline ilişkin işlem uygulandığını ancak söz konusu kurum işlemlerinin sözleşmeye aykırı olduğu için iptalini istemiştir.
Davalı; hastalar ..., ..., ..., ..., ...’nın beyanlarında dava konusu 5 adet reçeteyi yazdırmadıklarını, reçete tarihinde muayene olmadıklarını beyan etmeleri karşısında yapılan soruşturma neticesinde hastalar adına yazılan ilaç muafiyet raporlarının bir kez davacı eczanede kullanıldığını ve sahte reçetelerin bu eczane dışında başka bir eczaneden faturalandırılmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; davacının cezaya konu eylemlerden dolayı yargılanıp beraat etmesi, sadece 6 adet sahte reçetenin söz konusu olması ve bu reçetelerin sahte olduğu bilinerek Kuruma faturalandırıldığı yönünde davacının kastının olduğuna dair herhangi bir delil elde edilememesi, ceza dosyası içeriğindeki deliller, hasta anlatımları da gözetildiğinde uygulanan cezai işlemin haksız olduğu kanaatine varıldığından açılan davanın kabulüne, Kurumun 14/06/2013 tarih ve 98206689/sözleşme - 18211215/2254623 sayılı yazı ile davacı ile yapılan sözleşmenin 2 yıl süre ile feshine ve 133.108,60 TL cezai şart bedeli ile 6.655,43 TL reçete bedelinin davacıdan tahsiline ilişkin işlemin iptaline karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; dava konusu hasta ve doktorların soruşturma sırasında verdikleri beyanlar ile bilirkişi raporu kapsamına göre, davacı eczacı, sahteliği açıkça ortaya koyulan işlemler nedeniyle 2009 yılı protokolünün 4.3.6., 6.3.3., 6.3.10. ve 6.3.19. maddelerini ihlal ettiğinden ve davacı davada tanık kanıtına dayanmadığından, davalı kurumca davacı eczacı ve eczane hakkında tesis edilen cezai işlemlerin hukuka uygun olması nedeniyle davalının istinaf talebinin kabulüne, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacının eczanesince karşılanan 5 adet reçetenin sahte olduğunun tespit edilmesi üzerine Kurum tarafından davacı hakkında her reçete için ayrı ayrı Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamındaki kişilerin Türk Eczacıları Birliği üyesi eczanelerden ilaç teminine ilişkin 2009 protokolünün 6.3.3, 6.3.10 ve 6.3.19. maddeleri uyarınca cezai işlem uygulanmış ancak yapılan yargılama neticesinde davacının veya çalışanlarının Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak Kuruma sahte reçete faturalandırdığı tespit edilememiştir. Bu durumda protokolün 6.3.19. maddesi nedeniyle uygulanan cezai şart tahsili işleminin iptali gerekir.
Ancak aynı reçeteler için protokolün 6.3.3. ve 6.3.10. maddelerine göre cezai işlem uygulanması; hastaların Kurum tarafından alınan beyanlarında açıkça dava konusu reçeteleri yazdırmadıklarını ve ilaçları almadıklarını, reçetede yazan rahatsızlıklarının olmadığını söyledikleri için yerinde olmuşsa da bu eylemler nedeniyle taraflar arasında yürürlüğe giren sonraki protokol hükümlerinin değerlendirilmesi gerekir. Zira 2016 protokolünün 6.12. maddesinde “Bu Protokolün yürürlük tarihinden önce herhangi bir nedenle Kurumca veya Kuruma devredilen kurumlarca sözleşmesi feshedilen ve/veya cezai şart uygulanan eczacının bu işleme karşı dava açmış olması ve açılan davanın Protokolün yürürlüğe girdiği tarihte kesinleşmemiş olması halinde yazılı talebi ile; Kurumca tespit edilen ve sözleşmesinin feshedilmesi ve/veya cezai şart uygulanmasına ilişkin fiil/fiiller için bu Protokolün (5) ve (6) numaralı maddelerinde yer alan hükümler uygulanır...” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca eczacının dava açmış olmasının lehine olan sonraki protokollerin uygulanması için talebi olduğu şeklinde değerlendirilerek 2009 Yılı protokolünün 6.3.3 ve 6.3.10 maddelerinin, 2016 protokolündeki karşılığı olan 5.3.2. maddesinde yer alan “Eczacının Kuruma fatura ettiği reçetelerde (e-reçete olarak düzenlenenler hariç) bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da ilacı alana teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete sahibine veya ilacı alana ait olmadığının tespit edilmesi halinde, reçete bedelinin 2 (iki) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı yazılı olarak uyarılır, tekrarı halinde reçete bedelinin 5 (beş) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 1 (bir) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak hastanın veya ilacı teslim alan kişinin ilacı aldığını beyan etmesi durumunda bu madde hükmü uygulanmaz.” ve 5.3.5. maddesinde yer alan “Kurum, İl Sağlık Müdürlüğü veya Eczacı Odası tarafından eczanede yapılan denetimde, reçete sahibi veya ilacı alan kişiye teslim edilmeyen ilaçlara ait reçetelerin Kuruma fatura edildiğinin tespiti halinde ilaç bedelinin 2 (iki) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı uyarılır. Tekrarı halinde ilaç bedelinin 10 (on) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 6 (altı) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak, Kurum tarafından yapılacak soruşturma neticesinde hastaya teslim edilmek üzere hastanın ilaç alım tarihinden itibaren 60 (altmış) günü geçmeyecek sürede ilaçların eczanede bekletildiğinin saptanması halinde bu madde hükmü uygulanmaz.” hükümlerine göre davacının ceza miktarlarının yeniden belirlenmesi ve 2016 protokolünün 6.17. maddesindeki “Bir fatura dönemi için uygulanacak cezai şartın hesaplanması reçete bazında yapılır. Bir reçetede birden fazla usulsüz fiilin tespit edilmesi durumunda cezai şartlardan en yüksek olanı esas alınır. Bir fatura döneminde cezai işlem gerektiren birden fazla reçete tespit edilmesi halinde belirlenen cezai şartlar her bir reçetedeki tespit için ayrı ayrı hesaplanıp bu bedeller toplanmak suretiyle tahsil edilir. Cezai şartlar reçete/ilaç bedelinden az olamaz. (Bu maddenin uygulanmasında Protokolün 5.3.4, 5.3.6 ve 5.3.14 numaralı madde hükmü hariçtir.) Kurumca uygulanacak cezai şart tutarının her fiil için 250 (ikiyüzelli) TL’den az olması halinde, alınacak cezai şart bedeli 250 (ikiyüzelli) TL olarak uygulanır. Belirtilen aynı fiilin/fiillerin son 1 (bir) yıl içinde tekrarlandığının tespit edilmesi halinde uygulanacak cezai şart bedeli her fiil için 500 (beşyüz) TL olarak uygulanır.” şeklindeki hükmün de hesaplama yapılırken dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nin 24/09/2020 tarih 2019/2219 esas – 2020/1189 karar sayılı kararının HMK"nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının talebi halinde davacıya iadesine, 21/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.