
Esas No: 2011/5002
Karar No: 2012/1356
Karar Tarihi: 01.03.2012
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2011/5002 Esas 2012/1356 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile Hazine ve Aşağı Eşenler Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Hadim Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 06.04.2011 gün ve 848/47 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını açıkladığı toplam 7000 m2"lik ev ve bahçe olarak tasarruf ettiği taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... köy tüzel kişiliği temsilcisi taşınmazın Yağcı köyü sınırlarında olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece, zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 30.07.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sonucu "boşluk" olarak tespit harici bırakılan bir yerdir. Davacı, Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen kadastro tespit tarihinden itibaren makul süre içerisinde bu davayı açtığından davacının kadastrodan önceki zilyetliğine de değer verilebilecektir.
Her ne kadar mahkemece zilyetlik şartlarının oluştuğu açıklanarak dava kabul edilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
TMK.nun 713/3. maddesine göre bu tür davaların Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliğine karşı açılması gerekir. Dava Hazineye yöneltilmiş; ancak, taşınmazın bulunduğu Yağcı köyü davada yer almamıştır. Öncelikle taşınmazın bulunduğu Yağcı köyüne karşı davanın yöneltilmesi, savunma ve varsa delillerini mahkemeye sunması için süre ve imkan sağlanması gerekir. Diğer taraftan yargılama sırasında TMK.nun 713/4. maddesinde yer alan ilanlar dahi yapılmamıştır.
Bundan ayrı, 04.06.2010 tarihli keşif sırasında Fen Memurları dava konusu taşınmazın geniş bir orman parseli içerisinde olduğunu açıklamasına rağmen, dosyaya sunmuş oldukları raporlarında bu konuda bir açıklamada bulunmadıkları gibi mahkemece de bu yönde resen bir araştırma ve inceleme yapmamıştır.
Bununla birlikte nizalı taşınmazın zemin ve çevre taşınmazların durumu ve niteliğinin tam olarak belirlenebilmesi için, taşınmazın bulunduğu yöreye ait tesbitin yapıldığı 30.07.2007 tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1977-1987 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğrafları ile topoğrafik haritanın bulundukları yerlerden getirtilerek zemine uygulanması, hava fotoğraflarının uzman bilirkişi tarafından stereoskopik aletle üç boyutlu olarak incelemeye tabi tutulması ve taşınmazın gerçek niteliğinin hiçbir duraksamaya yer verilmeden belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243 ve 244. maddeleri gereğince uzman bilirkişilerle birlikte davetiyeyle keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmazlara ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklar ile diğer uzman bilirkişilerin HMK.nun 259 ve 290/2. maddeleri gereğince keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, hangi nitelikte bulundukları konularında jeodezi ve fotogrametri uzmanından rapor alınması, topoğrafik haritanın aynı biçimde göz önünde tutulması, hava fotoğraflarının uzman bilirkişice üç boyutlu olarak stereoskopik aletle incelemeye tabi tutulması, gerekçesinin raporda açıklanması ve taşınmazın niteliği konusunda uzman bilirkişi ziraat mühendisinden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor istenilmesi gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş; taraf teşkilinin sağlanmasının ardından taşınmazın niteliğinin ve zilyetlik süresinin belirlenmesi için orman araştırması ile hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılarak yasal ilanlar da tamamlandıktan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Kabul şekline göre de; tescil davalarında Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliği yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar. Davanın mahiyeti gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.