
Esas No: 2011/4938
Karar No: 2012/1266
Karar Tarihi: 28.02.2012
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2011/4938 Esas 2012/1266 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Terme Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 04.05.2011 gün ve 380/268 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, satın alma ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuksal nedenine dayanarak 242 ada 19 parsel sayılı taşınmazın tapuya kaydının kısmen iptaliyle adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı lehine kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 242 ada 19 parselin 09.04.2010 tarihli krokide A harfi ile gösterilen 73,25 m2"lik bölümünün tapu kaydının iptaliyle davacı adına kayıtlı aynı ada 6 nolu parsele ilave edilmek suretiyle davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davada eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanılmıştır. Bu tür uyuşmazlıklarda zilyetliğin davalıya karşı kanıtlanması gerekmektedir. Hukuki niteliği yanında maddi olaylardan sayılan zilyetliğin, tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür (3402 sayılı K.K.m.14/1). İncelenmekte olan olayda, tanık dinlenilmeden yerel bilirkişi sözleri esas alınarak hüküm kurulmuştur. HUMK.nun 275 (HMK m.266) maddesinde, hangi amaçla bilirkişinin bilgisine başvurulacağı açıklanmıştır. Bunun dışında tanık sözleri ile tespiti gereken bir husus için tanık tanık dinlenmeden bilirkişinin bilgisi ile yetinilip karar verilemez (H.G.K. 30.03.1994 tarih 1993/8-939 Esas, 1994/176 Karar).
Yerel bilirkişinin sözleri kazanmayı sağlayan zilyetliğin başlangıcı, süresi ve niteliği hakkında hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı ve davalı, dilekçelerinde tanık deliline dayandıklarına göre, kendilerine tanıklarını liste halinde vermeleri için süre ve imkan tanınması, ondan sonra yerel bilirkişi ve tanıkları HMK.nun 243 ve 244 ( HUMK.nun 258). maddeleri hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmaları, aynı Kanunun 259/2 ve 290/2 (HUMK 259).maddeleri hükümleri uyarınca taşınmaz başında yapılacak keşif yerinde dinlenilerek, taşınmazın öncesinin ne ve kime ait olduğunun, kimler tarafından ne şekilde kullanıldığının, uyuşmazlık konusu olan bu yerin halen kimler tarafından zilyet ve tasarruf edildiğinin, arada doğal ya da yapay ayırıcı unsurun bulunup bulunmadığının kendilerinden sorulup duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesine çalışılması, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde 261/1 (HUMK 265).maddesi hükmü gözönünde tutularak çelişkinin giderilmesine çalışılması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekir. Mahkemece, sadece yerel bilirkişi sözleri ile yetinilip, uyuşmazlığın esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi gereğince uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 28.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.