Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/4942
Karar No: 2012/1265
Karar Tarihi: 28.02.2012

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2011/4942 Esas 2012/1265 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2011/4942 E.  ,  2012/1265 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

    ... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Elbistan Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 15.03.2011 gün ve 723/325 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:


    KARAR

    Davacı, dava konusu 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazın dedesinden babasına intikal ettiğini, babası tarafından 10 yıl önce kendisine bağışlandığını ve halen kendisinin zilyetliğinde bulunduğu halde, kadastro sırasında Hazine adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kendi adına tapuya tescilini istemiştir.
    Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve bu yerde davacı yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluşmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
    Mahkemece, dosya arasına alınan aynı mahkemenin 2009/520 Esas ve 2010/497 Karar sayılı dosyasında aynı taşınmazla ilgili olarak alınan raporlar, yapılan inceleme ve toplanan deliller değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazın mahkemenin 2009/520 Esas sayılı dosyası arasında bulunan ve teknik bilirkişinin 25.11.2009 havale tarihli krokisinde A harfi ile gösterilen 4559,98 m2"lik kısmı ile B harfi ile gösterilen 12338,91m2"lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, aynı krokide C harfi ile gösterilen 341,18 m2"lik kısmına yönelik davanın reddine, D harfi ile gösterilen alanın kadastro sırasında 102 ada 3 nolu parsel olarak tespit ve tapuya tescil edildiğinden bu yer bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hükmün kabule yönelik bölümü, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu 102 ada 6 parsel sayılı taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altında ve ileride ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olduğu ve kimsenin zilyetlik iddiasında bulunmadığı gerekçesiyle "hali arazi" olarak, Hazine adına, belgesizden tespit ve tescil edilmiştir. Eldeki dava ise, TMK.nun 713 ve Kadastro Kanununun 14. maddeleri uyarınca açılan iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilmesi için diğer kazanma koşullarının yanında ekonomik amaca uygun zilyetliğin bulunması ve taşınmazın özel mülkiyete elverişli yerlerden olması gerekmektedir (TMK.nun 999.md). Mahkemenin 2009/520 Esas sayılı dosyası kapsamında taşınmaz başında yapılan keşfe katılan Ziraatçi Bilirkişi Yılmaz Kuş tarafından düzenlenen raporda; çekişme konusu taşınmazın teknik bilirkişinin krokisinde A harfi ile gösterilen bölümünün topoğrafik olarak %25-35 eğimli olduğu ve 10 yıldır işlenmediği, ancak 2009 yılı bahar aylarında sürülerek toprak işlemesinin yapıldığı, üzerinde mera bitkisi olan keven ve kangal bitkisi kalıntılarının bulunduğu ve fazla eğimli olmasından dolayı makineli tarım yapmaya elverişli olmayıp bahçe olarak kullanılabileceği açıklanmıştır. Her ne kadar aynı keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, nizalı taşınmazın, öncesinde davacının babasının 40-50 yıl boyunca bir kısmında tarım yapmak, bir kısımının ise bahçe olarak kullanılmak suretiyle zilyetliğinde bulunduğunu sonrasında ise, taşınmazı davacıya bağışlamak suretiyle devrettiğini açıklamış iseler de; az yukarıda açıklanan ve maddi bulgular ile bilimsel gerekçelere dayalı ziraatçı bilirkişinin taşınmazın nizalı anılan kısmına ilişkin Dairemizce de yeterli görülen açıklamalı raporu karşısında ekonomik amaca uygun kazanmaya elverişli zilyetliğin varlığından söz edilemeyeceği gibi taşınmazın mevcut niteliği itibari ile de zilyetlik yoluyla kazanmaya elverişli yerlerden olmadığının kabulü gerekir. Dava konusu 102 ada 6 parselin teknik bilirkişinin krokisinde A harfi ile gösterilen bölümü bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekirken soyut nitelikli ve takdiri delil niteliğindeki yerel bilirkişi ve tanık ifadelerine değer verilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
    Dava konusu 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişinin krokisinde B harfi ile gösterilen bölümü bakımından ise; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Nizalı yer bakımından keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından, davacının babası, davacının zilyetlik süresi ve şekli ile taşınmazın davacıya babasından intikali hususunda davacı lehine açıklamalarda bulunulmuş ve alınan ziraat bilirkişişi raporunda dava konusu anılan yer üzerinde 35-40 yaşlarında kayısı ağaçları ve köklerinin bulunduğu ve uzun yıllardan beri tarımsal faaliyette bulunulduğu açıklanmış ise de; taşınmaz üzerinde bulanan kayısı ağaçlarının sayısı ve taşınmazın tamamının bahçe vasfında kullanılıp kullanılmadığı hususu bildirilmemiş ve kullanım şekli hususunda denetime elverişli yeterli açıklamada bulunulmamıştır. Dava konusu 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazın " hali arazi" olarak tespit ve tescil edildiği de gözönüne alınarak, taşınmazın krokide B harfi ile gösterilen bölümünün nitelik itibari ile özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olup olmadığının ve zilyetlik süresinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, ziraat bilirkişisinin bu kısma ilişkin raporu hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir. Bu kapsamda, bir arazinin kullanım süresi, niteliği ve zilyetlik süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının dava konusu taşınmazın tespit gördüğü 2006 tarihinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için 2006 olan tespit tarihine göre, 20-30 yıl öncesine ait (1976-1986), stereoskopik hava fotoğraflarının istenilmesi ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerekir. Stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülebilmesi, taşınmazın sınırlarının açıkça belirlenebilmesi ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür. Mahkemece, uyuşmazlığın net bir biçimde çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli olan hava fotoğraflarının olup olmadığı araştırılmamış ve hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır.
    Mahkemece, nizalı taşınmazın tespit tarihine göre 20-30 yıl öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının bulunup bulunmadığının usulüne uygun ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Komutanlığından sorularak getirtilmesi, yapılacak keşifte ziraat mühendisi, kadastro fen bilirkişisi, jeodezi ve fotoğrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliği ve kullanım süresinin ne zaman kullanılmaya başladığının belirlenmesine çalışılması, tanık ve yerel bilirkişi sözlerinin, bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi ve süresinin ayrı ayrı tespiti gerekmektedir. Bu açıklamalar kapsamında değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru değildir.
    Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları tüm bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün usul ve kanuna aykırı bulunan dava konusu 102 ada 6 parselin teknik bilirkişinin krokisinde A ve B harflerine ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.













    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi