8. Hukuk Dairesi 2011/5137 E. , 2012/1264 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kavak Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 30.03.2011 gün ve 181/275 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, dava dilekçesinde; 101 ada 116 sayılı parselin esasen davacıların babası Ali Atik"in zilyet ve tasarrufunda iken ölümü ile mirasçılarına kaldığını, diğer kardeşlerinin taşınmazlardaki miras paylarını vekil edenlerine verdiğini, kadastro çalışmaları sırasında dava konusu parselin Hazine adına tespit ve tescil edildiklerini açıklayarak anılan parselin tapu kaydının iptaliyle vekil edenleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi kadastro tespitinin doğru olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 101 ada 116 sayılı parselin tapu kaydının iptaliyle, davacılar adına eşit paylar oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu parselin, 1998 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 1937 tarih 351 tahrir nolu vergi kaydına dayalı olarak Hazine adına tespit ve tescil edildiği, kadastro tutanağının edinme sebebinde, her ne kadar vergi kayıtlarının malikhanesinde şahıs ismi (Devlet malı) gösterilmiş ise de, taşınmazların esasen Hazineye ait olduğunu, ismi geçenin ise işgalci durumunda bulunduğunu gerekçe göstermek suretiyle Hazine adına tespitinin yapıldığı belirlenmiştir. Dosya arasında bulunan 1937 tarih 351 tahrir nolu vergi kaydının hududunda emvali milliye, malikhanesi kısmında ise ... (Devlet malı) ibaresi yer almakta olup, gerek kadastro çalışmaları sırasında ve gerekse yapılan keşifte vergi kayıtlarının anılan parsellere uyduğu belirlendiğine göre Devlet malı ve kenarında emvali milliye taşınmazları bulunması nedeniyle dava konusu parsellerin nitelik itibariyle kazanmayı elverişli olup olmadığı konusunda duraksama söz konusudur. Öte yandan, yargılama tutanakları üzerinde yapılan incelemede; davalı Hazinenin delillerini sunması için kendilerine herhangi bir süre ve imkan tanınmadığı belirlenmiştir. Keşif gününün belirlendiği 05.11.2008 tarihli ara kararında taraf tanıklarının ne şekilde dinleneceği konusunda herhangi bir bilgi yer almamaktadır. 12.5.2010 tarihli ara kararıyla eski ara kararı doğrultusunda keşfin yapılmasına denilmiş, yerel bilirkişilerin jandarma aracılığıyla keşif yerinde hazır bulundurulması istenilmiştir. Davacı vekili, 13.11.2006 tarihli delil listesiyle, 5 tanık ismi bildirdiği ve tanıklardan vazgeçme olmadığı halde, mahkemece, sadece keşif yerinde hazır bulunan bir tanığı dinlemiş, diğer tanıkların dinlenmemesi konusunda herhangi bir gerekçe göstermemiştir. Genel Mahkemelerde görülen davalar kendiliğinden hazırlama prensibine tabi olup, mahkeme tarafların gösterdiği tanıklara ve delillere bağlı kalınarak buna göre değerlendirme yapmak durumundadır.
Bilindiği üzere zilyetlik olgusu, maddi olaylardan olup: 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/1. maddesi gereğince yerel bilirkişi ve tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Taşınmazın niteliği göz önünde tutularak dinlenmeyen davacı tanıklarının dinlenmesi ve davalı Hazinenin tanıklarını bildirmesi için kendilerine süre ve imkan tanınması gerekirken, bu hususların gözardı edilmesi doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş; öncelikle Hazinenin tanık ve delillerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınması, gösterecekleri veya gösterdikleri tüm tanıkların yerel bilirkişilerle birlikte HUMK.nun 258 ve 259 (HMK. m.243, 244, 259 ve 290/2) maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmazlara ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların mümkün olduğunca taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri, dava konusu parsele komşu 101 ada 110, 115, 117 ve 118 sayılı parsellere ait kadastro tutanak ve ekleriyle, kadastro sırasında komşu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtları bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, teknik yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla komşu kayıt ve belgelerin zemine uygulanması, bu kayıt ve belgelerin dava konusu parseller yönünü ne gösterdikleri, vergi kayıtlarının gerçek malikinin Hazine mi,yoksa kayıtta ismi geçen şahıs mı olduğu üzerinde durulması, (Devlet malı) tabiri ile bitişikte vergi kayıtlarında sınır olarak gösterilen (emvali milliye) tabirleriyle neyin kastedildiğinin yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, taşınmazın hangi yolla davacılara kaldığı, kazanma süresi ve zilyetlik konularında yerel bilirkişi ve tanıklarından kapsamlı bilgi alınması, vergi kayıtlarının malikhanesinde yazılı Devlet malı tabiriyle neyin amaçlandığı konusunda, gerekirse uzman bilirkişinin görüşüne başvurulması, dava konusu parsellerin nitelik itibariyle zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olup olmadığı hususunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi, teknik bilirkişiden denetime açık rapor ve ölçekli kroki istenmesi, komşu parsellere ait kayıt ve belgelerin taşınmaz yönünü ne ve kim gösterdikleri hususunun krokisinde işaret ettirilmesinin sağlanması gerekir. Öte yandan, dava konusu parselin davacıların babası Ali’den kaldığı dava dışı kalan mirasçıların dosya arasında bulunan senetle miras paylarını davacılara devrettikleri, böylece taşınmazların davacılara kaldığı gözetilerek, muris Ali’nin ölüm tarihinin 2003 olduğu gözönünde tutularak miras bırakan Ali ile davacılar ve dava dışı Havva Dudu Atik (Tarım) ve Ayşe Atik (Akkuş) bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince miktar araştırmasının yapılması, muris ve davacılar ile dava dışı mirasçıların belgesizden taşınmaz edinip edinmediklerinin Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanaklarıyla tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğünden, tescil dosyalarının ise, ait oldukları mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünden gözönünde bulundurulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan tüm bu nedenlerle yerindedir. Kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.