Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/4935
Karar No: 2012/1262
Karar Tarihi: 28.02.2012

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2011/4935 Esas 2012/1262 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2011/4935 E.  ,  2012/1262 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

    ... ile Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Orhangazi Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 18.03.2011 gün ve 256/99 saylı hükmün Yargtay"ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı vekili, dava konusu 154 parsel sayılı taşınmazda öncesinde dava dışı..."in 6/8 oranında pay sahibi olduğu halde taşınmazın tamamına zilyet bulunduğunu, 2004 yılında sahip olduğu payı ve taşınmazın tamamı üzerinde bulunan zilyetliğini müvekkiline devrettiğini, nizalı taşınmazın 2/8 oranındaki payının ise tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan ve taşınmaza hiçbir zaman zilyet bulunmayan " ... mirasçıları" adına kayıtlı olduğunu açıklayarak "... mirasçıları" adına kayıtlı bulunan 2/8 oranındaki payın TMK.nun 713/2 maddesi uyarınca tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir.
    Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu açıklayarak davanın reddine karar varar verilmesini savunmuştur. Diğer davalı ... Tüzel Kişiliği yargılama oturumlarına katılmamış ve davaya cevap vermemiştir.
    Mahkemece, davacı lehine TMK.nun 713/2 maddesinde aranılan kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 154 parsel sayılı taşınmazda "... mirasçıları" adına kayıtlı 2/8 payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu 154 parsel sayılı taşınmaz 21.03.1970 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sırasında Kanunisani 1926 tarih ve 203 sıra ile Şubat 1951 tarih ve 17 sıra numaralı tapular ile 1049 tahrir numaralı vergi kaydı uygulanmak suretiyle tarla niteliğiyle, 1.100 m2 yüzölçümlü olarak, 6/8 paylı..., 2/8 paylı ölü ... mirasçıları adlarına tespit edilmiş, 28.01.1971 tarihinde kesinleşen tutanağa istinaden tapu kaydı oluşmuştur. Tapuda, ... adına kayıtlı 6/8 oranındaki pay, 14.04.2004 tarihinde satış suretiyle davacıya devredilmiştir. Ölü ... mirasçılarına ait 2/8 oranındaki pay intikal görmemiştir.
    Dava konusu taşınmaza revizyon gören Kanunisani 1926 tarih ve 203 sıra numaralı tapu kaydına ait iktisap ve malik sütununda, intikalen ... oğulları ..., Mustafa ve ..."e 2"şer hisse, kerimesi ..."ye 1 hisse ve zevcesi ..."ye 1 hisse olarak oluştuğu açıklanmıştır. ... dışında ..."in diğer mirasçıları olan Mustafa, ..., ... ve ... hisselerinin tamamı 6/8 hisse olarak Şubat 1951 tarih ve 17 sıra numaralı tapu kaydına gitmiştir. Dosya içerisinde bulunan Şubat 1951 tarih ve 17 sıra numaralı tapu kaydında iktisap sütunu belirtilmemiş olmakla birlikte malik sütünunda, ... kayıtlıdır. Dava konusu 154 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının iktisap nedeni kısmında ise Şubat 1951 tarih ve 17 sıra numaralı tapu kaydının satış iktisap nedenine dayalı olarak oluştuğu açıklanmıştır.
    Dava konusu 154 nolu tapulama tutanağındaki açıklamalardan, dayanağı bulunan tapu kayıtları ve tüm dosya kapsamından 2/8 pay sahibi "ölü ... mirasçılarının" kim olduğu anlaşılabilmektedir. Malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması hali; taşınmazın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu sicilinden çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (HGK.nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 E, 194 K sayılı ilamı). Kütükteki bilgi ve belgelerden gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde ve malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış ya da hayali ismin yazılmış olması gibi hallerde malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı sonucuna varılmalıdır. Diğer yönden, kayıt malikinin veya mirasçılarının ve bunların adreslerinin bilinmemesi, tanınmamaları, kendilerine tebligat yapılamamış olması, o kişinin bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Bundan ayrı; TMK.nun 719. maddesi uyarınca kural olarak çapa dayalı mülkiyet hakkı, çapın hukuki ve hendesi durumuyla sınırlıdır. Çapa dayalı mülkiyet iktisap eden kişinin zilyetliği çap iktisap tarihinde başlayacaktır. Eş anlatımla, dava konusu 2/8 pay için TMK"nun 713/1 maddesine göre zilyetliğin başlangıç tarihi 14.04.2004 tarihidir. Bu durumda iptal ve tescili talep edilen 2/8 pay için davacı yararına TMK.nun 713/1. maddesindeki koşullar gerçekleşmemiştir.
    Öte yandan, mahkemece kayıt malikinin bilinen kişi olduğu dikkate alınarak bu sebep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetli olmamıştır.
    Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan tüm bu gerekçelerle yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
    KARŞI OY

    Dava, TMK.nun 713/2. fıkrasında yer alan; “ … maliki tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan …” hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 – 2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
    Mahkemece, 154 sayılı parselde ... mirasçıları adına kayıtlı bulunan 2/8 pay bakımından anılan parselin tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi ve hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yüksek Daire çoğunluğunca, “ … kadastro tutanağındaki açıklamalardan ve dayanağı bulunan tapu kayıtlarıyla tüm dosya kapsamından 2/8 pay sahibi ölü ... mirasçılarının kim olduklarının anlaşılabildiğini, davacının anılan parselde bulunan 6/8 payı, 14.4.2004 tarihinde başka kişilerden satın aldığını ve 2/8 payı üzerindeki zilyetliğinin ancak bu tarihte başlamış olması gerektiğini, TMK.nun 719.maddesi gereğince davacının şahsi hakkının satın alınan çapla sınırlı bulunduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini…" gerekçe göstermek suretiyle bozma sevk edilmiştir.
    Uyuşmazlık konusu 154 sayılı parsel, 10.4.1970 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sırasında K.sani 926 tarih, 203 ve Şubat 1951 tarih, 17 sıra nolu tapu kayıtlarının revizyonu sonucu 6/8 payın ...oğlu..., 2/8 payın ise, ... oğlu ölü ... (mirasçıları) adına tespit ve tescil edilmiştir. 11.5.2010 tarihinde Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen tapu kaydına göre 6/8 payın 14.4.2004 tarihinde yapılan tapudaki satış ve devirle davacı ...’ya intikal ettiği, 2/8 payın ise kadastro yoluyla 28.1.1971 tarihinde oluşan tapu kaydında olduğu gibi ... oğlu ölü ... mirasçıları adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
    Kural olarak, tapu iptali ve tescil davalarında, dava, kayıt malikine, kayıt maliki ya da malikleri ölüyse mirasçılarına yöneltilerek açılır. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı olarak Maliye Hazinesiyle, Çeltikçi Köyü Muhtarlığını göstermiştir. Somut olayda, Çeltikçi Köyü Tüzel Kişiliği kayıt maliki olmadığına göre davanın Köy Tüzel Kişiliğine yöneltilmesi düşünülemez. Buna karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değildir. Ancak, Köy Tüzel Kişiliğinin temyizi bulunmadığından, bu hususun bozma nedeni yapılması olanaklı değildir. TMK.nun 713/2. fıkrası gereğince, açılan davalarda Hazine, TMK.nun 501. maddesi uyarınca son mirasçı sıfatıyla hasım gösterilmektedir. Kayıt maliki görülen ölü ... mirasçılarının ölü veya sağ olup olmadıkları dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır. Esasen kayıt maliki görünen mirasçılara karşı açılmış bir davadan da söz edilemez. Yine, TMK.nun 713/2. maddesinde belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalarda, bu tür davaların niteliği ve özelliği gereği husumetin yargılama sırasında tamamlanması mümkündür. Ancak mahkemece, bu eksiklik yargılama sırasında yerine getirilmemiş ve davada taraf teşkili sağlanamamıştır.
    Bilindiği üzere, bir davanın görülebilmesi için öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesiyle mümkün olur. HUMK.nun 73. maddesinde ; “Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde Hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez,” denilmektedir. Madde metninde açıkça görüldüğü üzere taraflar, yöntemine uygun bir biçimde davet edilmedikçe mahkemece, karar verilemez. Aynı durum Hukuk Muhakemesi Kanununun 27. maddesinde de; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak huhuki dinlenilme hakkına sahiptirler” amir hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddede yer alan “hukuki dinlenilme hakkı" tabiriyle 73. maddesindeki durum ifade edilmiştir. Bu hak, Anayasanın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Bu hak iddia ve savunma hakkı olarak da bilinse iddia ve
    savunma hakkından daha geniş ve daha üst bir kavram olarak nitelendirilmektedir. Somut olayda, mahkemece, her ne kadar, işin esası hakkında bir karar verilmiş ise de, yargılama sırasında ölü ... mirasçılarına herhangi bir şekilde ve yolla tebligat yapılmamış, yargılama sırasında dahi, dava kendilerine yöneltilmemiş ve taraf teşkili sağlanamamıştır. Böylece, davada taraf sıfatıyla savunma hakkı tanınmamış ve daha ötesi savunma hakkı kısıtlanmıştır.
    Saptanan bu somut ve hukuki olgulardan da anlaşılacağı üzere davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HGK.nun 22.02.2012 Tarih, 2011/8-763 E., 2012/85 sayılı kararı).
    Öyleyse mahkemece yapılacak iş, davanın öncelikle ölü ... mirasçılarına yöneltilmesi, ... mirasçılarının kimler olduğunun, sağ olup olmadıklarının, kesin bir biçimde saptanabilmesi için ölü ...’ın hasımlı veraset belgesinin alınıp dosyaya konulması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, açık adreslerinin zabıta aracılığıyla araştırılıp belirlenmesi, mirasçıların sağ olup olmadığı durumuna göre mahkemece, belirlenecek yöntem ile davanın yürütülmesi, tebligatlar yönünden 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerinin gözönünde tutulması, dava dilekçesiyle bozma ilamının ölü ... mirasçılarına tebliğ ettirilmesi, böylece taraf teşkilinin sağlanması ondan sonra işin esasına girilerek bir hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle bozma yapılması gerekirken Yüksek Daire çoğunluğunca da taraf teşkili gözardı edilerek işin esası bakımından inceleme yapılarak reddet biçiminde kesin bozma yapılması şeklinde gerçekleşen görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. 28.02.2012









    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi