18. Ceza Dairesi 2015/314 E. , 2016/4220 K.
"İçtihat Metni" KARAR
Kamu görevlisine hakaret suçundan sanık ..."ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 125/1,3-a, 125/5 ve 43/2. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Tuzla Sulh Ceza Mahkemesinin 03/03/2010 tarihli ve 2007/456 esas. 2010/75 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip infazı sırasında, hükümlünün 6411 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 13. maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun"a eklenen geçici 4. maddesi gereğince ceza infaz kurumundan tahliyesi ile tahliye tarihinden cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına ilişkin İstanbul Anadolu İnfaz Hakimliğinin 28/05/2014 tarihli ve 2014/1946 esas, 2014/1939 sayılı kararı ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulduğu süre içerisinde denetimli serbestlik planına uymaması nedeniyle kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine dair aynı Hakimliğin 28/05/2014 tarihli ve 2014/1946 esas, 2014/1939 sayılı kararına itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/10/2014 tarihli ve 2014/2051 değişik sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.02.2015 gün ve 39598 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: “6099 sayılı Kanun"un 5. maddesiyle değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 21/2. maddesinde yer alan. "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi. tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." şeklindeki düzenleme ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 31. maddesinde yer alan " Tebliğ memuru; a) Muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler, o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut olmamaları, b) Muhatap ya da kendilerine tebligat yapılabilecek kişilerin tebellüğden kaçınması, c) Muhatap, gösterilen adreste hiç oturmamış veya bu adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebligatın, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine bu husus meşruhat verilerek çıkarılması, hallerinden biri gerçekleştiği takdirde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder. Tebliğ memuru, ek-l"de yer alan (2) numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırır, (a) bendinde belirtilen halin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce hükümlüye gönderilen uyarı yazısının tebliği sırasında, tebliğ memurunun şahsa keyfiyetin haber verilmesini mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirmesi gerekirken bildirmediği, tebligatın usulüne uygun olmadığı ve bu nedenle itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Büyük Genel Kurulu"nun 12.02.2016 tarih ve 2016/1 sayılı kararı ile hazırlanan iş bölümünde belirtilen, “Uyarlama yargılamaları hariç olmak üzere hükmün infazı aşamasında disiplin cezaları, koşullu salıverilme, koşullu salıverilmenin geri alınması, denetimli serbestlik ve infazla ilgili diğer uyuşmazlıklardan kaynaklanan iş veyahut kararlara yönelik temyiz incelemeleri, hükme esas alınan suç ya da kararların niteliğine bakılmaksızın, 1. Ceza Dairesi tarafından yapılır” hükmüne göre, kanun yararına bozma isteminin, Yargıtay 1. Ceza Dairesi"nce incelenmesi gerektiği anlaşılmakla; Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın 1. Ceza Dairesi"ne gönderilmesine, 07.03.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.