Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2016/60
Karar No: 2019/258
Karar Tarihi: 26.03.2019

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/60 Esas 2019/258 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2016/60 E.  ,  2019/258 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 4. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 94-333

    Tehdit suçundan sanık ...’ün TCK’nın 106/1-1. cümle, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba, CMK"nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.11.2009 tarihli ve 94-333 sayılı kararın kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı ele alan Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesince 11.02.2014 tarih ve 94-333 sayı ile açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına, sanığın TCK’nın 106/1-1. cümle, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesince 12.10.2015 tarih ve 19166-35303 yargılama giderleri yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 11.11.2015 tarih ve 141436 sayı ile;
    "Olay günü gece vakti saat 20.50 sıralarında tiner kokladıktan sonra sokakta arabasını park etmeye çalışan müşteki ..."ün yanına gelip para isteyen ve müştekinin uzaklaşmasını istemesi üzerine, yanındaki suça karışmadıkları kabul edilen diğer sanıkların kendisini uzaklaştırmaya çalışmalarına karşı koyup eylemine son vermeden, müştekide korku uyandırmak ve kendisini para vermeye zorlamak için "Bırakın lan şunu bir döveyim, şunu bir öldüreyim" demek suretiyle tehdit eden ve üzerine doğru yürüyen sanık ..."ün gerçekleştirdiği kabul edilen tehdit sözlerinin ve müştekinin üzerine doğru yürümesi eyleminin, müştekide korku uyandırıp kendisine para vermeye zorlama kastıyla yapıldığı ve bu nedenle sübut bulan suçun TCK"nın 149/1-h ve 35/1-2. maddelerine uyan yağmaya kalkışma suçunu oluşturduğu" düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesince 03.12.2015 tarih ve 26698-39174 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    İnceleme dışı sanıklar ... ve ... hakkında kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan verilen beraat kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında tehdit suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılacaktır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin nitelikli yağmaya teşebbüs suçunu mu yoksa TCK’nın 106. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesindeki tehdit suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    03.02.2008 tarihli olay, yakalama ve üst arama tutanağına göre; polis haber merkezinin bildirimi üzerine 80-44 kod No.lu ekipte görevli memurların Yahya Kaptan Mahallesi A-5 yönüne intikal ettiği, burada şikâyetçi ...’ün, yanında çocukları ve eşi olduğu hâlde tanımadığı üç şahıs tarafından yolunun kesilerek kendisinden zorla para istendiğini, parayı vermeyince tehdit edildiğini, şahısların küfrederek kendisini darp etmeye çalıştıklarını söylediği, şikâyetçiyi refakate alan görevlilerce yapılan araştırma sonucu Yenişehir Mahallesi Gazi Mustafa Kemal Bulvarı"ndaki Sonay Restaurant isimli iş yerinin önünde beklemekte olan ve şikâyetçinin kendisini tehdit edenler olduğunu belirttiği üç kişinin görüldüğü, durdurularak kimlik tespitlerinin yapılmak istendiği sırada şahısların değişik yönlere doğru kaçmaya çalıştıkları, Sonay Restaurant’tan yaklaşık elli metre ileride sanık ...’ün zor kullanılarak yakalandığı,
    Kocaeli Devlet Hastanesince düzenlenen 03.02.2008 tarihli ve 14560 sayılı rapora göre; fiziki muayenesinde darp veya cebir izine rastlanmayan sanığın 22 promil alkollü olduğu,
    Anlaşılmıştır.
    Şikâyetçi ... soruşturma aşamasında 03.02.2008 tarihinde; olay günü saat 20.50 sıralarında Yahya Kaptan Mahallesinde ikamet eden kayınvalidesinin evine gitmek üzere A-5 Blok önündeki otoparka aracını parketmek istediğini, kısa bir süre sonra üç kişinin gelerek araçtan inen eşinin, çocuklarının ve kayınvalidesinin önünü kestiğini, kendisi araçtayken sanık ..."ın yanına gelerek para istediğini, inceleme dışı sanıklar Naci ve Haşim"in ise eşinin ve kayınvalidesinin önünde beklediklerini, yanına gelen sanığa "Git işine oğlum!" dediğini ancak sanığın gitmediğini, ardından sanığa "Bak işine" deyince tam olarak ne dediğini duymadığı sanığın kendisine küfür ettiğini, yanından ayrılan sanığın inceleme dışı sanıklara doğru gittiğini, kendisinin de araçtan inerek şahısların üzerlerine yürüdüğünü ve "İşinize bakın." dediğini, sanığın ise kendisine doğru gelerek sarktığını, inceleme dışı sanıkların, sanık ...’ı çekip götürmek istediklerini, sanığın bağırarak uzaklaştığını, daha sonra polislere haber verdiğini ve sanığın yakalandığını,
    Şikâyetçi ... soruşturma aşamasında 04.02.2008 tarihinde; olay esnasında sanığın "Bırakın lan şunu bir döveyim, şunu bir öldüreyim." diyerek kendisini tehdit ettiğini, ayrıca küfür de ettiğini, ancak ne söylediğini tam olarak duyamadığını, ağız ve el hareketlerinden küfür ettiğini anladığını, sanığın yanında bulunan inceleme dışı sanıkların kendisine meblağ belirtmeden memleketlerine gideceklerinden bahisle para istediklerini, şahısların ellerinde herhangi bir şey olmadığını,
    Kovuşturma aşamasında ise; olay akşamı otoparka girdiği sırada inceleme dışı diğer sanıkların araçtan inen eşinin ve kayınvalidesinin önünü kestiklerini, sanığın ise gelerek kendisinden para istediğini, şahısların uyuşturucu kullanmış gibi dengesiz hareketler yaparak para istediklerini, sanık küfür ve tehdit içeren sözler sarf etmeye başlayınca inceleme dışı sanıkların, ağzını kapattıkları sanığı uzaklaştırmak istediklerini, ancak sanığın "Döveyim, öldüreyim" şeklinde konuştuğunu,
    Tanık ... soruşturma aşamasında; olay günü saat 20.50 sıralarında Yahya Kaptan Mahallesi’nde ikamet eden annesinin evinin önüne geldiklerini, eşi olan şikâyetçinin otomobili park ettiği sırada kendisinin, çocuklarının ve annesinin araçtan indiğini, bu sırada sanığın kendisine doğru gelerek ekmek parası istediğini, bir şey söylememesi üzerine yanından ayrılan sanığın şikâyetçinin yanına gittiğini, kendisi eve doğru yönelince sanık ile inceleme dışı sanıkların bir araya gelerek dokuz yaşındaki çocuğunun önüne geçtiklerini, kızına "Buraya gel" dediğini, ancak şahısların çocuğa engel olmaya çalıştıklarını, bunları gören şikâyetçinin araçtan inerek sanık ile inceleme dışı sanıklara çıkıştığını, bunun üzerine sanığın şikâyetçinin üzerine yürüdüğünü, inceleme dışı sanıkların sanığı kolundan çekerek götürdüklerini, ancak sanığın uzaklaşırken tehditler savurduğunu,
    Kovuşturma aşamasında ise; olay akşamı araçtan indikleri sırada sanık ile inceleme dışı sanıkların yanlarına gelerek para istediklerini, gitmelerini söylediklerinde sanığın zorluk çıkardığını, inceleme dışı sanıkların, sanığın ağzını kapatarak oradan uzaklaştırmak istediklerini, ancak sanığın kendisine "Eşine son kez bak!" gibi sözler söylediğini, sanık ile inceleme dışı sanıkların kendilerinden ekmek parası istediklerini, şikâyetçinin şahıslardan gitmelerini istediği hâlde ısrarla gitmeyerek çocuklarının önüne geçtiklerini,
    İnceleme dışı sanık ... aşamalarda; olayla kendisinin veya inceleme dışı diğer sanık ...’nin bir ilgisinin olmadığını, sanık ...’ı olay yerinden kendisinin uzaklaştırdığını, olayı sanığın gerçekleştirdiğini,
    İnceleme dışı sanık ... aşamalarda; sanık ... para isteyince şikâyetçinin araçtan inerek bağırdığını, sanığın şikâyetçiye doğru yürümesi üzerine sanığı tutup geriye çektiklerini, sanığın da "Bırakın beni!" diye bağırdığını, ancak sanığı bırakmayarak olay yerinden ayrıldıklarını,
    Beyan etmişlerdir.
    Sanık ... aşamalarda; olay günü inceleme dışı sanıklarla birlikte nalburdan aldıkları bir litre kadar tineri sırayla çektiklerini, yollarda yaya olarak gezdiklerini ve çöplerden yiyecek bir şeyler topladıklarını, tinerin etkisinden dolayı olay akşamı ne yaptığını hatırlamadığını savunmuştur.
    5237 sayılı TCK"nın "Yağma" başlıklı 148. maddesinde; "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir.
    Madde gerekçesinde; "Madde metninde yağma suçunun temel şekli tanımlanmıştır. Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir.
    Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit, sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse, yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir." açıklamalarına yer verilmiştir.
    149. maddede de yağma suçunun; "Silâhla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, birden fazla kişi tarafından birlikte, yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, gece vakti, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla" işlenmesi nitelikli hâl olarak kabul edilmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir.
    Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir veya tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır.
    Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan, birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir.
    Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Cebir ya da tehdit, bir kişiyi malını teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak amacıyla yapılmalıdır. Cebir ya da tehdidin belirtilen amaçla ve bu şekilde gerçekleştirilmesi, yağmayı mal varlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır.
    Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır.
    Yağma suçu, bir kişinin malını cebir veya tehdit kullanarak almak suretiyle işlenmiş sayılacağından, unsurları itibarıyla hem zilyetliğe hem de kişi hürriyetine yönelik bir suçtur. Ancak kişi hürriyetine yönelen saldırı, mal aleyhine işlenen suçun gerçekleşmesi bakımından bir araç niteliğinde bulunduğundan, bu suç sonuç itibariyle "mal aleyhine" işlenen bir suçtur.
    Tehdit suçu ise TCK’nın 106. maddesinde; "(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
    (2) Tehdidin;
    a) Silahla,
    b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
    c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
    d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
    İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir." şeklinde düzenlenmiştir.
    Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğü"ne göre, "Gözdağı verme" anlamına gelen tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü olması mümkün olduğu gibi başka yollarla ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da yapılması mümkündür. Bu nedenle tehdit suçu; söz, yazı, resim, şekil veya işaret ile de işlenebilecek bir suç olup önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır (M. Emin Artuk, A. Gökcen, A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitabevi, Ankara, 6. Bası, s. 100).
    Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterli olup, saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Suçun oluşabilmesi için mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili "Korkutmak amacıyla" yapmış olmasıdır. (Majno, Ceza Kanunu Şerhi, Sevinç Matbaası, Ankara 1978, C. II, s. 127; A. Pulat Gözübüyük, Mukayeseli Türk Ceza Kanunu, 5. Bası, C. II, s. 517 ve 873)
    Tehdit suçuyla korunan hukuki yarar TCK’nın 106. maddesinin gerekçesinde; "Tehdidin koruduğu hukukî değer, kişilerin huzur ve sükûnudur; böylece kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Bu nedenle, söz konusu madde ile insanın kendisine özgü sulh ve sükûnuna karşı işlenen saldırılar cezalandırılmış olmaktadır. Fakat, tehdidin bu maddeyle korumak istediği esas değer, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir." şeklinde açıklanmıştır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Suç tarihinde kendi beyanına göre tiner çekmesi nedeniyle bu maddenin etkisi altında olan sanık ... ile haklarında kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan dolayı beraat kararı verilen inceleme dışı sanıklar Naci ve Haşim’in saat 20.50"de kayınvalidesinin oturduğu apartmanın önüne otomobilini park etmekte olan şikâyetçinin aracına doğru geldikleri, bu aşamada şikâyetçinin araç içerisinde, kayınvalidesi, çocukları ve eşi olan tanık ...’ın araçtan inmiş vaziyette olduğu, inceleme dışı sanıklar ile sanığın önce şikâyetçinin kayınvalidesinin ve eşinin yanına giderek ekmek parası istedikleri, tanık ... bir şey söylemeyince sanık ...’ın şikâyetçinin yanına giderek para istediği, şikâyetçi para vermeyeceğini söyleyip gitmesini istemesi üzerine sanığın, şikâyetçinin çocukları, kayınvalidesi ve eşi olan tanık ..."ın önünde duran inceleme dışı sanıkların yanına gittiği, bunu gören şikâyetçinin sanık ve inceleme dışı sanıklara çıkıştığı, sanığın dikleştiği şikayetçiyi öldürmekle tehdit etmesi üzerine inceleme dışı sanıkların, sanığın ağzını kapatıp kollarından çekerek olay yerinden uzaklaştıkları anlaşılmıştır.
    Olay sırasında sanığın hem ilk önce para istediği şikâyetçinin eşi tanık ..."a hem de tanık ..."ın bu talebi reddetmesi üzerine aynı taleple yöneldiği şikâyetçiye karşı herhangi bir cebir veya tehdit eyleminde bulunmaması, ailesinin rahatsız edildiği düşüncesine kapılan şikâyetçinin, sanığa ve inceleme dışı sanıklara çıkışması nedeniyle buna tepki olarak sanığın da tehdit içerikli sözler söylemesi karşısında, baştan beri yağma kastıyla hareket ederek şikayetçiyi para vermeye mecbur bırakmak için tehdit ettiğinden bahsedilemeyecek olan sanığın eyleminin bir bütün halinde TCK"nın 106/1. maddesinin ilk cümlesindeki tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
    Öte yandan ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 27.03.2018 tarihli ve 983-126 sayılı kararında yer verildiği üzere, 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesinin, 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun"un 34. maddesiyle değiştirilerek, TCK"nın 106. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınması, bununla birlikte Yerel Mahkeme mahkûmiyet hükmünün Özel Dairenin onama kararı ile kesinleşmesi karşısında, 5237 sayılı TCK"nın 7. maddesinin ikinci fıkrası ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun"un 98. maddesi uyarınca uzlaştırma hususunun infaz aşamasında gözetilmesinin mümkün olduğu görülmüştür.
    Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
    2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 26.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi