12. Ceza Dairesi 2014/12279 E. , 2015/567 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : TCK"nın 134/1, 134/1-2, 53/1. maddeleri gereğince iki kez mahkumiyet
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Cumhuriyet savcılarının nezdinde görev yaptıkları asliye ceza mahkemesi kararlarına karşı, 5271 sayılı CMK"nın 260/2 ve 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 310. maddesi uyarınca tefhimden itibaren bir hafta içinde kanun yollarına başvuru hakkı mevcut iken, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun"un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen Geçici 3. maddesi ile 01.01.2014 tarihine kadar asliye ceza mahkemesinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısının bulunmayacağı, ancak verilen hükümlere karşı kanun yollarına başvurabilmesi amacıyla dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceği hüküm altına alınmış; bu hükümden sonra, üst Cumhuriyet savcıları ile mahalli Cumhuriyet savcılarının sulh ceza mahkemesi kararlarını 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 310. maddesi gereğince tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz etmelerine ilişkin düzenlemeye kıyasen, asliye ceza mahkemelerinde, Cumhuriyet savcısının kanun gereği hazır bulunmadığı süreç içerisinde verilen kararlarda temyiz süresinin, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2013 gün, 2013/4-50 esas, 2013/525 sayılı kararıyla tefhimden itibaren 1 ay olduğu kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un kıyasen uygulanması gereken 310/3. maddesine göre, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından 12.12.2013 tarihinde verilen hükümlere yönelik 08.01.2014 tarihli dilekçeyle yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki, “Mahalli Cumhuriyet savcısının, CMUK"un 310. maddesine göre, Asliye Ceza Mahkemesinin kararını, kararın tefhim tarihinden itibaren bir hafta içinde temyiz etmesi gerekirken, bu süre geçtikten sonra hükümleri temyiz ettiği” düşüncesiyle süresinde olmadığından bahisle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine dair görüşe iştirak edilmemiştir.
Dosya kapsamına göre; sanık..."ın, internet üzerinden iş ilanları verip, işe alma bahanesiyle iletişim kurduğu mağdurlar ...ve ..."yı kandırarak, MSN tabir edilen program aracılığıyla yaptığı sözde sınav sırasında, mağdurlara önce genel kültür soruları sorup, onların güvenini kazandıktan sonra, kılık kıyafet ve sabır ölçme testlerine geçildiğinden bahisle mağdurların webcam önünde aşama aşama soyunmalarını sağlayıp, mağdurların fiziksel mahremiyetine müdahalede bulunduğuna dair yerel mahkemenin kabulünde ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan hükmedilen temel cezaların asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, mağdurların görüntüsünü kaydetmediğine dair savunmasının aksine dosya kapsamında delil bulunmadığı dikkate alınarak, TCK"nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde, kişilerin özel hayatının gizliliği ihlal edildiği takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüş iken, suç tarihlerinden sonra, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun"un 81. maddesi ile yapılan değişiklikle TCK"nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesindeki ceza miktarının bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası olarak belirlendiği nazara alınıp, TCK"nın 7/2. maddesi gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun kararın gerekçesine yansıtılması suretiyle hükümler kurulması gerektiği gözetilmeden, sanığa 6352 sayılı Kanun"un 81. maddesi ile değişik TCK"nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesi gereğince hükmedilen 2 yıl 6 ay hapis cezalarının, mağdurların özel hayatına ilişkin görüntülerinin kaydedildiğinden bahisle, aynı maddenin 2. cümlesi gereğince bir kat artırılıp, sanığın iki kez 4 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle sanık hakkında fazla cezalara hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 19.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.