
Esas No: 2018/598
Karar No: 2019/256
Karar Tarihi: 26.03.2019
İftira suçu - Yeni ve değişik gerekçeyle hüküm kurulması - Direnme kararı - Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/598 Esas 2019/256 Karar Sayılı İlamı
Ceza Genel Kurulu 2018/598 E. , 2019/256 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 9. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 417-447
İftira suçundan sanık ...’nun TCK"nın 267/1, 50/1-a ve 52/2 maddeleri uyarınca 14.600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 19.07.2013 tarihli ve 506-558 sayılı hükmün, sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 22.10.2014 tarih ve 6104-10677 sayı ile;
“İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği, somut olayda; sanığın eyleminin suç işlemediğini bildiği kimseye suç atmak biçiminde olmayıp daha önceden tanımadığı katılan hakkındaki kanaate dayalı soyut bir takım iddialarının hak arama özgürlüğü kapsamında olduğu iddiaların kanıtlanamamasının iftira suçunun mevcudiyetine sebebiyet vermeyeceği düşünülmeden, yasal unsurları itibariyle oluşmayan iftira suçundan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesi ise 15.12.2015 tarih ve 417-447 sayı ile;
"...İftira kelime anlamıyla, bir kimseye asılsız suç yüklemek kişinin yapmadığı bir şeyi yapmış gibi göstermek, kişilerin hayatlarını zora sokmak amacıyla hakkında söylenen asılsız sözleri ifade eder. Çamur at izi kalsın misali, suç atmak asılsız ve kasıtlı suç yükleme, ya da bir kimseye işlemediği bir suçu isnat etmektir. Olan bir olayı abartı ile üstüne ekleyerek anlatmakta bir nevi iftiradır. Yargıtay içtihatlarına göre "eğer ihbar ve şikayette bulunan bir kimse, elinde olayın vukuna delalet edecek ciddi ve inandırıcı kanıtları bulunmadığı halde sırf tahmin ve benzetmeye dayanarak ya da vasat düzeyde bir kimsenin dahi yeterliliğini tartışabileceği kanıtları yeterli sayarak bir suçlama ile şikayet yoluna gitmiş ise bu kişinin davranışında aşırılığın, hukuka aykırılığın ve ağır kusurun varlığını kabul zorunludur" diyerek şikayet konusunda elinde delil olmadığı halde şikayetin yapılmış olması bilerek zararlandırmak, küçük düşürmek için yapıldığı anlamına gelir.
Nitekim sanık savunmasında, isimlerini verdiği ve tanık olarak dinlenilmesini talep ettiği kişilerin kendisini yönlendirdiğini beyan etmiş, dolaylı olarak elinde kanıtının bulunmadığını ifade etmiştir.
Hak arama özgürlüğünün aşılması, kişilik haklarına saldırı anlamına gelir ve eylem iftira suçunu oluşturur. Bu bakımdan sanığın eylemi hak arama özgürlüğü ya da şikayet hakkının kullanımı olarak değerlendirilemez. Zira sanığın elinde bir delil bulunmadığı gibi sırf yönlendirme ve varsayıma dayalı olarak idari bir yaptırım uygulanmasını teminen müdahilin hakimler üzerinde baskı kurduğu iddiasında, hem iftira kastı hem de iftira amacını taşımaktadır.
Bu nedenle Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22.10.2014 tarih, 2014/10677 sayılı bozma ilamında belirtildiği şekilde unsurları oluşmayan suçtan beraatı yerine iftira suçunun unsurları oluştuğu..." gerekçesiyle bozmaya direnerek, önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2016 tarihli ve 43800 sayılı “Bozma” istekli tebliğnamesiyle dosya, 6763 sayılı Kanun"un 36. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK"nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 04.12.2018 tarih ve 42-42 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı iftira suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, Yerel Mahkeme kararının "yeni hüküm" niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;
a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
b) Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak,
c) Bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak,
d) Önceki kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak,
Suretiyle verilen hüküm, direnme kararı olmayıp yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi hâlinde ise incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanık hakkında iftira suçundan kurulan ilk mahkûmiyet hükmünün, Özel Dairece, sanığa atılı suçun unsurlarının oluşmadığından beraatine karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasından sonra, Yerel Mahkemece önceki hükümde yer almayan; "...İftira kelime anlamıyla, bir kimseye asılsız suç yüklemek kişinin yapmadığı bir şeyi yapmış gibi göstermek, kişilerin hayatlarını zora sokmak amacıyla hakkında söylenen asılsız sözleri ifade eder. Çamur at izi kalsın misali, suç atmak asılsız ve kasıtlı suç yükleme, ya da bir kimseye işlemediği bir suçu isnat etmektir. Olan bir olayı abartı ile üstüne ekleyerek anlatmakta bir nevi iftiradır. Yargıtay içtihatlarına göre "eğer ihbar ve şikayette bulunan bir kimse, elinde olayın vukuna delalet edecek ciddi ve inandırıcı kanıtları bulunmadığı halde sırf tahmin ve benzetmeye dayanarak ya da vasat düzeyde bir kimsenin dahi yeterliliğini tartışabileceği kanıtları yeterli sayarak bir suçlama ile şikayet yoluna gitmiş ise bu kişinin davranışında aşırılığın, hukuka aykırılığın ve ağır kusurun varlığını kabul zorunludur" diyerek şikayet konusunda elinde delil olmadığı halde şikayetin yapılmış olması bilerek zararlandırmak, küçük düşürmek için yapıldığı anlamına gelir.
Nitekim sanık savunmasında, isimlerini verdiği ve tanık olarak dinlenilmesini talep ettiği kişilerin kendisini yönlendirdiğini beyan etmiş, dolaylı olarak elinde kanıtının bulunmadığını ifade etmiştir.
Hak arama özgürlüğünün aşılması, kişilik haklarına saldırı anlamına gelir ve eylem iftira suçunu oluşturur. Bu bakımdan sanığın eylemi hak arama özgürlüğü ya da şikayet hakkının kullanımı olarak değerlendirilemez. Zira sanığın elinde bir delil bulunmadığı gibi sırf yönlendirme ve varsayıma dayalı olarak idari bir yaptırım uygulanmasını teminen müdahilin hakimler üzerinde baskı kurduğu iddiasında, hem iftira kastı hem de iftira amacını taşımaktadır" şeklindeki yeni ve değişik gerekçeyle, sanığın önceki hükümdeki gibi cezalandırılmasına karar verildiği, yine TCK"nın 52. maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmamasına ilişkin önceki hükümde yer almayan "sanığın sosyal ve içtimai durumu" şeklindeki gerekçeye yer verildiği anlaşılmaktadır.
Bu şekilde bozma sonrası yapılan incelemeye dayanılarak yeni ve değişik gerekçeyle hüküm kurulmuş olup verilen karar direnme kararı niteliğinde değildir. Önceki hükümde yer almayan bu hususlar Özel Dairece denetlenmemiş olduğundan, Özel Dairece denetlenmeyen bir konunun ilk kez ve doğrudan Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmesine kanunen imkân bulunmamaktadır.
Bu itibarla, İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı direnme kararı olmayıp yeni bir hüküm niteliğinde bulunduğundan Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni hükmün doğrudan ve ilk kez Ceza Genel Kurulu tarafından ele alınması mümkün olmadığından, dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 15.12.2015 tarihli ve 417-447 sayılı karar yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi yapılabilmesi amacıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 26.03.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.