14. Hukuk Dairesi 2015/12854 E. , 2015/10660 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-davalı vekili tarafından, davalılar-davacılar aleyhine 29.04.2013 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; birleştirilen davanın reddine dair verilen 26.11.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Asıl dava elatmanın önlenmesi ve tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Asıl davada davacı ...; .... ada ... parsel sayılı taşınmazın murisi adına kayıtlı olduğunu ayrıca komşu davalıya ait 150 ada 4 parsel sayılı taşınmazda bulunan binanın üst katının da murisine ait olduğuna ilişkin tapu kaydında şerh bulunduğunu, davalının her iki taşınmaz arasında bulunan üst katlara ulaşmak için kullanılan merdiveni kullanmalarına engel olduğunu belirterek davalının müdahalesinin önlenmesini, dava konusu merdivenin davalı taşınmazda kaldığının anlaşılması durumunda öncelikle bedelsiz olarak olmadığı takdirde bedeli ödenmek kaydı ile dava konusu merdiven yerinin murisleri adına tescilini istemiştir.
Birleştirilen davada davacı ..., .... ada .. parselin maliki olduğunu taşınmaz üzerinde 2 katlı dükkan olduğunu, dava konusu merdivenin taşınmazı içinde bulunduğunu, davacı-davalının komşu 154 ada 5 parsel sayılı taşınmazına merdiven yapması gerekirken kendisine ait taşınmazdaki merdiveni kullandığını belirterek elatmanın önlenmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davacı-davalı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 29.05.2014 günlü 2014/3144 Esas, 2014/7142 Karar sayılı ilamı ile özetle davalıya ait 156 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde “üst katın mülkiyeti ..... oğlu ......."e aittir” şeklinde davacının murisi lehine şerh bulunduğundan davacının ..... ada.... parsel sayılı taşınmazda bulunan binanın merdiveni kullanma şeklinde elatmasının yasaların koruduğu bir hakkın kullanılmasından kaynaklandığından birleştirilen davanın da reddine karar verilmesi gerektiğinden söz edilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, asıl dava hakkında onama kararı verildiği ve bu karar hakkında karar düzeltme yoluna gidilmediği, Yargıtay onama kararı ile asıl davanın reddine yönelik kesin hüküm oluştuğu gerekçesiyle bu konuda yeniden değerlendirme yapılmamış, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Hükmün hangi hususları kapsayacağı 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir.
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu husus gözetilmeden, hükmün diğer yönlerinin kesinleşmiş olduğundan bahisle yalnızca değinilen husus bakımından hüküm kurulması, her iki dava hakkında da hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde temyiz yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.11.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.